İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın çağrısıyla binlerce İzmirli tarihi bir mitinge imza attı. Meslek Fabrikası binasına el koyma girişimlerine tepki buluşmasında konuşan Başkanı Tugay, “Burası İzmir. Burası başka yere benzemez. Bu şehir öyle kolay kolay yanlışı, haksızlığı kabullenmez. Burası İzmir, biz ayaktayız. Ne yaparsanız yapın İzmir’i yenemeyeceksiniz” dedi.
Meslek Fabrikası önünde Başkan Dr. Cemil Tugay tarafından başlatılan nöbet, İzmirlilerin katıldığı büyük buluşma ile devam etti. Binlerce İzmirli, ellerinde pankart ve dövizlerle Meslek Fabrikası önünde toplandı. Alanda “Fabrika halkındır halkın kalacak”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atılırken, marşlar söylendi. Mitinge İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay'ın yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP İzmir milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem milletvekilleri ve belediye başkanları, İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları ve emekçileri, meclis üyeleri, muhtarlar, oda ve sivil toplum kuruluşları, Meslek Fabrikası kursiyerleri ve binlerce İzmirli katıldı.
İzmir için tarihi miting
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, sahneye eşi Öznur Tugay ile birlikte çıktı. Topluluğu selamlayan Başkan Tugay, “Büyük bir fedakarlıkla buraya geldiğiniz için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Buraya gelemeyenler sanmasınlar ki onlara selamımız yok, bizi izleyenlere selam gönderiyorum” dedi.
“Kötülük sıradanlaştı”
Duman’ın “Senden Daha Güzel” şarkısını İzmirliler ile birlikte söyleyen Başkan Tugay, “Öyle bir İzmir ki her zaman doğrunun ve iyinin yanında olmuş, değerlerini bilmiş, sahip çıkmış. İnadına inadına inadına İzmir” dedi. Başkan Tugay, Hannah Arendt’in Kötülüğün Sıradanlığı kitabından örnek vererek “Bazen insanlar yaptıklarının kötü olduğunu fark edemez hale getiriliyorlar. Bu insanlar devlet görevlisi, kamu yöneticisi de olabiliyor. Biz görevimizi yapıyoruz diyerek yanlış yapıyorlar. İşte bunun adı kötülüğün sıradanlaşmasıdır” açıklamasına imza attı.
Kocaoğlu: Meslek Fabrikası’nı verirsek, direnmezsek yarın hepsi gidecek
Bina hakkında bilgi veren Başkan Tugay, “12 Eylül’de askeri darbeyle İzmir Belediyesi’nin başına asker kökenli biri atanıyor. O görevdeyken bina Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) olarak kullanılıyor, tapusunu vermiyorlar, kullanımı tahsis ediliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi bu binayı 2007 yılında restore etmeye başlıyor. Ve dünya kadar para harcanıyor. O dönemde ne kadar para harcandı? En iyi kim bilir? Yaptığı pek çok işi örnek aldığımız, Aziz Kocaoğlu” diyerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2004-2019 yılları arasında başkanlığını yapan Aziz Kocaoğlu’na söz verdi. Aziz Kocaoğlu, “Yine zor bir günde yine İzmir’in hakkını hukukunu korumak için hep birlikte mücadele ediyoruz. İyilik er ve geç kötülüğü yenecektir. Meslek Fabrikası gibi elimizden alınan birçok örnek var. Her sabah gazeteyi açın, sosyal medyaya bakın, en fazla ne görüyorsunuz? Devletin, milletin satılan mallarını görüyorsunuz. Devletin ne kadar para eden malı varsa satıp gidecekler. Biz burada Meslek Fabrikası’nı verirsek, direnmezsek yarın hepsi gidecek. Bu mallar onların değil milletindir. Millet ya hakkına hukukuna sahip çıkacak ya da başka bir millet olacak. Biz başka bir millet olmayız. O zaman direneceğiz” diye konuştu.
Kocaoğlu’nun ardından konuşmasına devam eden Başkan Tugay, “2017 yılında burası Meslek Fabrikası olarak hizmete girdiğinden bugüne 145 bin kursiyere hizmet verdi. 35 alanda 215 branşta meslek eğitimi verildi, zanaat öğretildi” dedi.
“İşlem var gerekçe yok”
Tahliye sürecine değinen Başkan Tugay, “Biz ne yaptıysak maalesef durmadılar. Bize binayı boşaltın dediler. Dava açtık, bunların sonuçlanması lazım. Bu binaların yapımında hiçbir vakfın emeği yok, kamulaştırılmış, parası verilmiş, mülkiyeti tertemiz tapuyla Büyükşehir Belediyesi’ne ait. Bu davalar bitmeden aceleniz neden? Emniyet görevlileriyle sabahın beşinde, 700 civarı polisle girişi kapattılar. Personelin içeriye girişi yasaklandı. İhtiyati tedbir kararını gösterin dedik, görev emrinizi sunun dedik, gösteremediler, sunamadılar. Hangi dayanakla bu kamu taşınmazlarını alıyorsunuz dedik, tek bir dayanak gösteremediler. Bu ne demek biliyor musunuz? İşlem var gerekçe yok, müdahale var açıklama yok, karar var ama dayanak yok. Bu doğru değil dedik. Bu savunulamaz. Belgeleriyle tek tek, sabırla anlattık. Davalar sonuçlanana kadar bekleyin, milyonlarca liralık kamu zararına neden olmayın dedik. Daha vahim bir şey daha oldu. Meslek Fabrikası’nda görevli olmayan, dışarıdan getirilmiş özel güvenlik görevlileri, hukuksuz şekilde idareyi çiğneyerek içeri girdiler. Ve sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası olan kamulaştırma belgesinin pankartını indirdiler. Halkın tepkisine rağmen bunu yaptılar. Bu belgeyi, pankartı indirdiniz, ayıp ettiniz. İnsanlarımızı üzdünüz, kırdınız. Şunu aklınız alıyor mu? Siz o pankartı indirdiğinizde Atatürk’ün imzaladığı o belge yok mu oldu? Geçersiz hale mi geldi?” ifadelerini kullandı.
“Kim burayı kiralayacağım diye sana gelen?”
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün siluetinin ve imzasının lazerle Meslek Fabrikası duvarlarına yansıtılarak oluşturulan gösteriye dikkat çeken Başkan Tugay, “Siz ne yaparsanız yapın Atatürk’ü kalbimizden sökemezsiniz” dedi. Alandaki kalabalık da, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarıyla Başkan Tugay’a destek verdi.
İktidarın Büyükşehir Belediyesi mülkleri üzerinden yürüttüğü politikayı hedef alan Başkan Tugay, “Bu binaları niye bu kadar çok istiyorsunuz? Amacınız ne? Önce üniversite yapacağız dediler. Baktılar tutmadı, Yeşilay’a vereceğim dediler. En son kütüphane yapacağız dediler. Vakıflar Genel Müdürlüğü, binlerce binaya sahip. Bitmiş, pırıl pırıl binaları kullanmıyorlar. Bir ikisini istedik, yazımıza cevap bile vermiyorlar. Çoğunlukla binalarını kiralıyorlar. Kaça kiralıyorlar, bilen yok. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kiraya verdiği, kirasını toplayamadığı binlerce yeri varmış. Burayı ayda beş milyon liraya kiralamak isteyenler var demiş arkadaş. Bak bak bak nasıl açık ettin kendini. Sen kiminle konuştun da o fiyatı aldın? Ne zaman sana bu teklifler yapıldı? O rakam nasıl çıktı ortaya? Niye utanmıyorsunuz? Niye sürekli insanlara yalan söylüyorsunuz? Ne kütüphanesi, üniversitesi, Yeşilay’ı? Sizin derdiniz ve niyetiniz belli. Belediyenin buradaki hizmetini durduracaksınız. Birileriyle pazarlık yapmışsınız belli ki burayı vereceksiniz. Öyle mi? Biz buna seyirci mi kalacağız? Benim bunu vicdanım almıyor. Benim iki kimliğim var; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ama İzmir halkından olan Cemil Tugay. O Cemil Tugay benim için çok değerli. Belediye başkanının bütün kararlarında diğer Cemil Tugay’ın aklı ve vicdanı var. Ve onun vicdanı diyor ki, size izin vermeyeceğiz” dedi.
“Belediye de bir kamu kuruluşu”
Kamu kurumları arasındaki ilişkinin bu şekilde olmaması gerektiğine işaret eden Başkan Tugay konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’de ilk defa karşılaştığımız bir durum var: Bir kamu kurumu, başka bir kamu kurumunun mülkiyetine el koyuyor, adeta çöküyor ve burayı polis gücüyle işgal ediyor. Belediye de bir kamu kurumudur; herhangi birimizin özel şirketi değildir. Biz konuşmaya, anlaşmaya ve çözüm üretmeye çalışıyoruz. Hukuki yollara başvurduk; arkadaşlarımız birçok dava açtı. Dört yürütmeyi durdurma ve bir ihtiyati tedbir kararı aldırdılar ancak bunlar jet hızıyla kaldırıldı. İlk gün geldiğimde içeri girmek istediğimi söyledim. ‘Bu şehrin büyükşehir belediye başkanıyım. İçeride yüz milyonlarca lira değerinde mal var, durumu görmek istiyorum’ dedim. Burası tarihi bir bina; kapıları kırarak girdiklerini söylediler. Merak ettim, görmek istedim. Tüm nezaketimle içeri girmek istediğimi ifade ettim ama karşılık alamadım. Ama biz susmayacağız, teslim olmayacağız, kabul etmeyeceğiz. Kötülüğe ve yanlışa alışmayacağız. Buradaki emeği kimseye yedirmem. Tapuda yapılan işlemi ne aklımda ne vicdanımda ne de bilgim dahilinde geçerli sayıyorum. Adı geçen vakıf ve alınan karar, yasal koşulları sağlamıyor.”
“İzmir’i yenemeyeceksiniz”
İzmir’in çok özel bir kent olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, konuşmasını şöyle tamamladı: “Burası İzmir. Burası başka yerlere benzemez. Bu şehir, öyle kolay kolay yanlışı ve haksızlığı kabullenmez. İzmir dediğiniz şehir, kim nereden gelirse gelsin kucaklar; insanlar birbirine hoşgörüyle yaklaşır. Bazen ‘Belediye başkanı bağırmıyor’ diyorlar. Şova meraklı değilim. Bu benim namus borcum. Geçmişte de İzmir’e neler söylediler, ne iftiralar attılar, karaladılar. Bizim alnımız ak, başımız dik. Burası İzmir, biz ayaktayız. Ne yaparsanız yapın, İzmir’i yenemeyeceksiniz. Biz sizinle el ele, omuz omuza; kötülüğe ve kötülüğü sıradanlaştırmaya çalışanlara karşı birlikte mücadele etmek zorundayız. Kimsenin Meslek Fabrikası’na ya da İzmir’in hakkı olan başka bir yapıya el koyma hakkı yok. Ben Cemil Tugay; o binaya gireceğim. Bu davaları kazanacağız. Milletvekillerimiz ve Genel Başkanımız Özgür Özel ile birlikte bu ülkeyi yeniden düzlüğe çıkaracağız. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz ve asla yenilmeyeceğiz.”
“Bu millet hukuksuzluğa boyun eğmeyecek”
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, üç gündür tarihi bina önünde nöbet tuttuklarını, sadece bir binayı değil, bir hakkı, bir umudu, bir geleceği savunduklarını belirterek, “Burası sadece bir bina değil, işsiz gencin umudu, eve ekmek götüren annenin yolu, hayatını yeniden kurmak isteyenlerin kapısıdır. Çünkü o umut kapısına, halkın emeğine, halkın geleceğine çöktüler. Meslek Fabrikası, İzmir halkınındır. Bu mesele sadece İzmir’in değil Türkiye’nin meselesidir. Bugün yaşanan sadece bir idari işlem değil hukukun yok sayılması, adaletin askıya alınması, halk iradesinin hiçe sayılmasıdır. Mahkeme sonucunu beklemeden, hukuki süreci tamamlamadan bir kamu kurumuna polis eliyle, demir parmaklıklarla alelacele el koyma girişimiyle karşı karşıyayız. Devlet dediğin hukuka uyar, sabreder, adaletle hareket eder ama gücü hukuk önüne koyan bir anlayış, halk iradesini tanımayan bir yaklaşım görüyoruz. Bu, ‘ben yaptım oldu’ demektir. Açıkça söylüyoruz; bu ülke keyfiliğe teslim olmayacak, bu millet hukuksuzluğa boyun eğmeyecek” dedi.
Mülkiyet hakkının anayasal bir hak olduğunu hatırlatan Başkan Güç, “Bugün Meslek Fabrikası, yarın senin tapun. Bugün bu bina, yarın senin evin. Biz bugün bu yüzden buradayız. Burası sadece bir eğitim alanı değil, gençlerin meslek edindiği, kadınların ayakta durmayı öğrendiği, işsizlerin umut bulduğu yerdir. Sizin eğitimde yapamadığınızı yapıyoruz. Bizim derdimiz umudunu kaybetmiş gençlerdir. Her geçen gün mutsuzlaşan kadınlardır. Açlığa mahkum edilmiş emeklilerdir. Derdimiz halktır, bu memleketin insanlarıdır” diye konuştu.
“Bu açık bir hukuksuzluktur”
Tarihi buluşmada sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin öncülüğünde İzmirliler adına bildiri okundu. Bildiride İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına konuşan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin, “Bugün yalnızca bir binayı değil bu kentin emeğini, toplumsal hafızasını ve geleceğini savunmak için bir aradayız. Meslek Fabrikası, İzmir’de yıllardır başta kadınlar ve gençler olmak üzere yüz binden fazla yurttaşa eğitim vermiş, 2 binden fazla insanın meslek sahibi olmasını sağlayarak istihdama doğrudan katkı sunmuş kamusal yarar üreten önemli bir toplumsal hizmet merkezidir. Aynı zamanda örnek bir sosyal belediyecilik modelidir. Tam da böyle tabloda Meslek Fabrikası’na el konuldu. Üstelik bu el koyma, kamu yararı için faaliyet yürüten bir kamu kurumuna yine kamu kurumu eliyle yapıldı. Halkın vergileriyle kurulan, halkın ihtiyaçları için kullanılan bir yapının kamu gücü kullanılarak halktan kopartılması kabul edilemez. Bu tesadüf değil. Kamusal olanı ortadan kaldırma politikasının bir sonucudur. Emeği görünmez kılma anlayışının parçasıdır, halkın ortak değerlerine doğrudan müdahaledir. Meslek Fabrikası’na bir şafak baskını ile el konulmuştur. Bu yöntem, hukukun değil siyasi baskının yöntemidir. Bu açık bir hukuksuzluktur. Biz bu hukuksuzluğa boyun eğmiyoruz” sözlerine yer verdi.
“Evimize ekmek götürüyorsak Meslek Fabrikası sayeside”
Meslek Fabrikası’nda çiçekçilik, baristalık, tekstil, kuaförlük, ön muhasebe ve el sanatları gibi farklı alanlarda eğitim alan kursiyerler de söz alarak alanı dolduran kalabalığa seslendi. Çiçekçilik kursundan mezun olan Rafet Keski, “Ben İzmir Meslek Fabrikası’nda eğitim aldım. Burası sayesinde çoluğuma çocuğuma ekmek götürüyorum. Buranın kapanmamasını istiyoruz” derken; baristalık kursundan mezun olan Ece İdiman ise “Burası bizim için çok özel bir yere sahip. Profesyonel bir eğitim anlayışı var. Sizi baştan sona mesleğe hazırlıyor ve işe yerleştiriyorlar. Halka hizmet için açılmış bir yerin alınmasını asla istemiyoruz. Herkesin buradan yararlanmasını istiyoruz” dedi.
“Hayalimdeki mesleğe sahip oldum”
Tekstil kursu mezunu Milena Yurash da şunları söyledi: “Biz uzak yerlerden geldik ve Meslek Fabrikası’nda bize sahip çıktılar, yardımcı oldular. Ben de Meslek Fabrikası’nın sayısız kursiyerlerinden biriyim. Bu sayede hayalimdeki mesleğe sahip oldum. Meslek Fabrikası, imkanı olmayan anneler ve kadınlar için önemli bir gelişim merkezidir. Sadece meslek öğretmekle kalmaz, aynı zamanda özgüven kazandırır. Kadınların potansiyelini ortaya çıkarır, dayanışmayı güçlendirir. Her anneye, kendisinin ve ailesinin geleceğine dokunma imkanı verir. Binanın İzmir halkına geri verilmesini ve imkanı olmayan kadınların geleceğine ışık tutmaya devam etmesini istiyoruz.”
Meslek Fabrikası kapanmasın!
Kuaförlük kursu mezunu Sevinç Demir Tokcan, belgelerini ve ustalığını Meslek Fabrikası’nda tamamladığını belirterek, “Böylelikle çalışarak evime ekonomik katkıda bulunma imkanı elde ettim. İki sene önce dükkanımı açtım. Meslek Fabrikası, çocukların ve gençlerin mirasıdır. Yüzlerce kadına istihdam sağlıyor. Oradan kurs almak insana özgüven kazandırıyor. Meslek Fabrikası kapanmasın” sözlerine yer verdi.
Ön muhasebe kursu alan Esra Yeke, “Ben 42 yaşında, eşinden boşanmış biriyim. Benimle birlikte birçok arkadaşım da buradan yararlandı. İş bulup kendi ayakları üzerinde duruyorlar. Cemil Başkanımıza teşekkür ediyorum, binanın geri verilmesini talep ediyorum” diye konuştu.
El sanatları kursu mezunu Hüsniye Tamercan da şunları söyledi: “Ben emekliyim. Evim kira. Kendi ayaklarım üzerinde durabildiğim bu süreci Meslek Fabrikası’nın destekleriyle yaşadım. El sanatları yaparak evimi geçindiriyorum. Meslek Fabrikası sayesinde ayakta duruyoruz. Kadınların ve gençlerin bütün emeklerini nasıl ellerinden alıyorlar? Buna direnmeliyiz, mücadele etmeliyiz.”