MHP lideri Bahçeli'den eğitimde dinselleşmeye tam destek: MEB'i tebrik etti, 'Laiklik' bildirisini hedef aldı!

MHP lideri Bahçeli'den eğitimde dinselleşmeye tam destek: MEB'i tebrik etti, 'Laiklik' bildirisini hedef aldı!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın tartışma yaratan Ramazan ayı talimatlarını savunan Bahçeli, 'Laikliği Savunuyoruz' bildirisi ile imzacılarını hedef aldı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) tartışma yaratan Ramazan ayı talimatlarını savunan Bahçeli, "Bu genelgenin neresi yanlıştır. Çürük aydınlar ne istediklerini söylesinler. Talibanlaşma diyenler hakiki manada yobaz değil midir?" dedi.

"Laikliği savunuyoruz" bildirisini ve imzacılarını da hedef alan Bahçeli "168 bir araya gelerek 'Laikliği birlikte savunuyoruz' başlığıyla imzaladıkları bildiriyi kamuoyu ile paylaşmışlar. Bana sorarsanız; bu 168 kişiyi üst üste koyup toplasanız; bir insan bile etmezler, edemezler" dedi.

MEB'E 'RAMAZAN ETKİNLİKLERİ' TEBRİĞİ!

Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle:

"Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat 2026 tarihinde Türkiye Yüzyılı Maarif modeli kapsamında Ramazan ayı etkinlikleri konulu bir genelge yayınlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz. Yine bu günlerde dağa taşa Allah dedirten her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen 'Kabe'de Hacılar Hu der Allah' isimli ilahi ve bu ilahi seslendiren kardeşlerimizi de gönülden alkışlıyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın mezkur genelgesinde özetle 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2. maddesine atıfla Türk Milli Eğitiminin genel amacının milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren, bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar ve ihmal edebilecektir?

Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 1. maddesi açıktır. Buna göre ilköğretim öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir. Türkiye Yüzyılı Maarif modeli insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifade edildiği üzere bu modelin merkezinde erdem, değer, eylem çerçevesi değerlerin öğrencilerimiz tarafından içselleştirilerek günlük yaşamlarına davranışa dönüşmesi esastır. Ramazan ayı boyunca öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir.

"TÜRKİYE'NİN TALİBANLAŞTIĞINA DAİR EN KÜÇÜK DELİL VAR MI?"

"Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz. Türkiye'nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir? Merhum Cemil Meriç'in ifadesiyle söylersek yeni yobazlık kendimize ait mukaddese kulaklarımızı tıkayış ve kendimizden kaçış olarak tanımlanmayacak mıdır? Maarifin kalbinde Ramazan şenliklerinin neresinde sakınca vardır? Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yönetici taifesi hele bir anlatsın da duyalım, öğrenelim. Din düşmanı olup olmayıp yalnızca İslam düşmanlığında mevziye giren bu nedenle ruhunu iblisin emanetine veren çürük aydınlar ne istediklerini açın yüreklilikle hele bir söylesinler. Kültürel mirasımızı güçlendiren paylaşma ve birlikte olma bilincini teşvik eden samimi faaliyetlerin neresinde pürüz? Neresinde laiklikle çelişen bir çarpıklık söz konusudur? Yabancı ülkelerde her pazar kiliseye giden çocukları mesele yapmayıp da Ramazan ayının mehabetini ve muhabbetini aşılayan ahlaki ve manevi sorumluluğu tartışmaya açmaya cüret eden sütü hamuru lekeli güruha nasıl sessiz kalalım? Nasıl hiçbir şey olmamış gibi tepkisiz duralım? Yahu bunlarda hiç mi utanma duygusu kalmadı? Beyin kıyafetsiz muhterisler, Allah var.

"BİZ DE BAL GİBİ, BUZ GİBİ GERİCİYİZ..."

Sözde uzman ve akademisyenlerden mürekkep 168 kişi bir araya gelerek laikliğe birlikte savunuyoruz başlığıyla imzaladıkları bir bildiriyi kamuoyuyla paylaşmışlar. Bana sorarsanız bu 168 kişiyi yan yana üst üste koyup toplasanız bir insan bile etmezler ve demezler. Diyorlar ki 'laikliği savunmak suç değildir' Diyorlar ki 'Şeriatçı dayatmaları reddediyoruz'....."

"Diyorlar ki 'karanlığa teslim olmayacağız'. Alayınız kararlısınız, alayınız karanlıktasınız, haberiniz yok. Milli Eğitim Bakanlığı'nın az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı Türkiye'de gerici şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah'a iman etmek gericilikse biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz. Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız. Ne diyordu merhum Cemil Meriç gelin kurak verelim. Murdar bir Halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse her namuslu insan gericidir. Yine Cemil Meriç diyor ki 'Haluk cins isimdir. Tarihten kaçanların ismi' Bu tefekkür ve tezekkür hüneriyle yabancılaşan sözde Aydınları deşifre etmiştir. Esasen Haluk'un dramı kimliğini bulamamış sözde Aydınların dramıdır. Ortak özelliğidir.

Hepsini toplasanız bir insan etmeyecek 168 kişi Haluk'un bugünkü karanlık yüzüdür. Milli Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 12 Şubat 2026 2026 tarihinde yayınladığı Türkiye Yüzyılı Maarif modeli kapsamında Ramazan ayı etkinlikleri konulu genelgeyi sonuna kadar destekliyorum. Her biri bugünün haluku olan 168 imzacıyı da Adem'e mahkum ediyorum.

Müslüman Türk milletinin haysiyetleriyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ola kalkma iş kalkışmayın. Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın. Tepemize tasımızı arttırmayın.

Türkiye Cumhuriyeti devleti Ankara'dan yönetilen üniter devlet yapısına, milli devlet yapısına, inançlarımız ile yönetim ilişkilerinin belirlendiği laik devlet yapısına dayanmaktadır. Bu yapı kurucu kahramanlar tarafından mükemmel bir vizyon ile belirlenmiştir. Bir devlet çatısı altında beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde koyulmuştur. Bundan dönüş yok. Taviz söz konusu değildir. Cumhuriyet'in 103 yıllık tarihi bu ilkeleri benimsemekte zorlananların zaman zaman beyhude çıkışlarına şahit olmuştur. Bu girişimler her defasında lanetlenmiştir.

"TÜRK NEYSE KÜRT ODUR, KÜRT NE İSE TÜRK DE AYNISIDIR"

Hiçbir vatandaşımız bu ülkede ikinci sınıf insan muamelesi görmemiştir. Bu topraklar üzerinde ayrımcılığın izini asla bulamazsınız. 103 yıllık Cumhuriyet tarihinin farklı etaplarında iktidar mevkisinde bulunan bir kısım zevatın ön yargılı ve ideolojik tutumundan kaynaklanan dönemsel yanlışları olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk neyse Kürt odur, Kürt ne ise Türk de aynısıdır.

Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti'dir. Milletimiz Türk milleti, terörsüz Türkiye hedefiyle devlet ve millet kudreti teyit edilmiş, yıkılamaz kardeşlik şuuru güncellenerek yeni yüzyılın rotası belirlenmiştir. Siyasi partilerin büyük çoğunluğu meseleye duyarlı yaklaşmışlardır. Komisyon 20 toplantı yapmış, bilgi ve görüşlere başvurmuş nihayet hazırlığı yapılan rapor tamamlanmıştır. Rapor, kabul edilmiştir.

Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili gayret ve girişimlerin en önemli ayağı raporla teşekkül etmiştir. Demokratik, katılımcı bir anlayışla kurulan komisyon, üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmıştır. Kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Devir Türk ve Türkiye devridir.

Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Bundan sonra nelerin yapılacağı raporda takdim edilmiştir. Bulanık suda balık avlayanlar iyi dinleyin. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır. Bölgesel tansiyonun yükseldikçe yükseldiği bir dönemde tek yürek Türkiye fotoğrafı netleşmiştir. Demokrasimiz daha da güçlenecektir.

Demokrasimiz daha da güçlenecektir. Türk-Kürt kardeşliği ilelebet payidar kalacaktır. Silahların susmasıyla siyaset konuşacaktır. Ortak geçmişimizle ortak geleceğimizin temelleri kazınacaktır. Terörsüz Türkiye'nin kazananı milletimizin tamamı olacaktır. Silah bırakılmasının takibi netleşir netleşmez hukuki düzenlemeleri hayata geçecektir. Örgütün tüm unsurlarıyla feshi sürecinde ihtiyaç duyulan anlayış birliği çok değerlidir. Af ve cezasızlık algısına prim vermeden ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin çerçevesi çizilmelidir.

"İKİ AHMET'İN MAKAMLARINA OTURMASI SAĞLANMALI"

ABD'nin İran'a saldıracağı tarih konusunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD'nin İran'a saldırması coğrafyanın dengesini hepten bozacaktır. Dışımız yangın yeriyken içimizde birbirimizin yarı yareni olmalıyız. Terörsüz Türkiye'nin icrasında, 27 Şubat 2025 tarihli açıklaması ile PKK'nın kurucu önderinin büyük bir dahili ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK'yı da bağlamalıdır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Kayyum meselesi herhangi bir kaygı ve çekinceye kapılmadan, demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet'in makamlarına oturması da sağlanmalıdır.

FUTBOLDA BAHİS VE ŞİKE SORUŞTURMASI

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike olarak bilinen soruşturmanın ne kadar önemli olduğunu ifade etmeliyim. Bahis hesabı bulunduğu belirlenen, özellikle yöneticisi olduğu takım ile rakip takım arasındaki müsabakada rakip takım üzerine bahis oynadığı tespit edilenlerin elbette yakasından tutulmalıdır. Bu suretle mağduriyet yaşayan kulüplerimizin hakkı ve hukuku muhakkak gözetilmelidir. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı çok isabetli bir adım atmıştır. Cesurdur, kararlıdır, yoluna devam etmelidir."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.