İBB davası sanığı Necati Özkan’dan dikkat çeken mektup: “Amaç adalet mi?”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada yargılanan isimlerden Necati Özkan, kamuoyuna hitaben kaleme aldığı “Hakikat Mektupları” serisinin dördüncüsünde, yargılama sürecine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özkan, bir yılı geride bırakan süreçte “usul adaletinin” hiçe sayıldığını savunarak, davanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü belirtti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada yargılanan isimlerden Necati Özkan, kamuoyuna hitaben kaleme aldığı “Hakikat Mektupları” serisinin dördüncüsünde, yargılama sürecine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özkan, bir yılı geride bırakan süreçte “usul adaletinin” hiçe sayıldığını savunarak, davanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü belirtti.
“Usul adaleti sağlanmadı”
Özkan, mektubunda adaletin yalnızca mahkeme kararlarıyla değil, soruşturmanın ilk anından itibaren tüm süreçte hukuka uygunlukla sağlanabileceğini vurguladı. “Usul esastan önce gelir” ilkesine dikkat çeken Özkan, davada bu ilkenin uygulanmadığını belirtti.
“Bir yıl hukuksuzluklarla geçti”
Son bir yılda yaşadıklarını örneklerle sıralayan Özkan, kendisine yönelik sosyal medya paylaşımlarına yaptığı suç duyurularının sonuçsuz kaldığını ifade etti. Gözaltı kararından önce tüm mal varlığına el konulduğunu, ifade vermek için başvurmasına rağmen dikkate alınmadığını ve sabah baskınıyla gözaltına alındığını söyledi.
Yurt dışına kaçma şüphesiyle tutuklandığını belirten Özkan, buna rağmen iş seyahatlerinden Türkiye’ye döndüğünü söyledi.
Suçlamaların değiştiğini öne sürdü
Özkan, süreç içinde kendisine yöneltilen suçlamaların sürekli değiştiğini belirtti. Gözaltı, tutuklama ve iddianame aşamalarında farklı suçlamalarla karşı karşıya kaldığını belirten Özkan, bazı iddiaların ise iddianamede yer almadığını dile getirdi.
Tutukluluğunun “istisna olması gerekirken cezaya dönüştürüldüğünü” savunan Özkan, dosyada somut delil bulunmadığını söyledi.
“Gizli belgeler sızdırıldı” iddiası
Soruşturma sürecine ilişkin gizli kalması gereken belgelerin medya ve sosyal medyaya servis edildiğini söyleyen Özkan, buna rağmen yetkililerin herhangi bir işlem yapmadığını belirtti. Özkan, lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi gibi temel haklarının ihlal edildiğini savundu.
“Savunma hakkım kısıtlandı”
Cezaevi naklinin ani şekilde gerçekleştirildiğini ifade eden Özkan, ailesinden uzak bir cezaevine gönderildiğini ve bunun savunma hakkını zorlaştırdığını dile getirdi.
“Dava siyasi”
Özkan, davanın hukuki değil siyasi olduğunu öne sürerek, kamuoyunda da bu yönde güçlü bir kanaat oluştuğunu söyledi. Hakkındaki sürecin, Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyalarını yönetmiş olmasıyla bağlantılı olduğunu savunan Özkan, “Seçim kazanmak suç değildir” ifadelerini kullandı.
Mektubunun sonunda yargının görevinin “suç ve suçlu icat etmek değil, toplumu korumak” olduğunu belirten Özkan, yaşananların kamuoyunun takdirine bırakılması gerektiğini kaydetti.
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.