Ertuğrul Özkök: Ramazanın ilk gününde niye Woody Allen’in 50 yıl önceki sözünü hatırladım

Ertuğrul Özkök: Ramazanın ilk gününde niye Woody Allen’in 50 yıl önceki sözünü hatırladım

Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "Ramazanın ilk gününde niye Woody Allen’in 50 yıl önceki sözünü hatırladım" başlıklı yazısını kaleme aldı.

Son günlerde Instagram’da çok dolaşan bir paylaşım var.
Bir salonda geçiyor.
Bir konuşmacı var ve salondan biri konuşmacıya şu soruyu soruyor:
“Tanrı’nın bize bir mesajı olsa…
Hepimiz için çok önemli tek bir mesaj gönderse…
Ve bu mesaj tek satır olsa…
Sizce bu mesaj ne olurdu?”

HEPİNİZ BENİ
YANLIŞ ANLADINIZ

Çok kısa bir sessizlik…
Konuşmacı önce “Bunu 4 kelimeye sığdırabilirim” diyor…
Ve ardından 4 kelimelik cevabını veriyor:
“Hepiniz beni yanlış anladınız…”
Aslında tanıdığım bir cümle…
Elli yıl önce Woody Allen yazmıştı bunu.
Çok konuşulmuştu…

09e633f3-a69f-443b-9e05-b64bea3749b8.jpg

50 YIL ÖNCE OKUDUĞUMDA
BANA PEK BİR ŞEY DEMEMİŞTİ

Woody Allen bunu 1975 yılında “Without Feathers” adlı mizah kitabında yazmıştı.
Bambaşka bir dünyaydı…
Dinlerin bugünkü gibi kutuplaşmadığı, dünyanın siyasallaşmış inanç ve dinlerle meselesinin bugünkü kadar fazla olmadığı yıllardı.
O yıllarda şu cümleyi İngilizce okuduğumda nedense beni çok etkilememişti.
Tuhaftır, dün Instagram’da Türkçeleştirilmiş ve teatralleştirilmiş olarak seyredip dinleyince çok daha etkileyici geldi.
Bugün bu cümleye bambaşka bir gözle baktım.

ÖYLEYSE BU CÜMLE BUGÜN
BENİ NİYE ÇOK ETKİLİYOR

Aslında Tanrı tasavvurunun karmaşıklığı yanında çok basit, çok sıradan bir cevap gibi duruyor.
Öyleyse niye öyle bir dönemde beni fazla etkilemeyen, hatta sıradan gibi görünen mizahi bir cümleyi bugün bambaşka bir gözle ve çok da ciddiye alarak dinliyorum?
Aslında cevabı basit.

c52f407a-52e4-47f4-8ed6-d70c86a133ed.jpg


DİN POPÜLİZMİN
PAYANDASI OLUNCA

Çünkü son 26 yıl “din” ve “inanç”, popülizmin otoriterlik payandası haline getirildi.
İnanç birleştirici bir şeyken, siyasallaştırılmış din insanları bölen bir olgu haline geldi.
Bu da kafamıza çok önemli ve hayati bir soruyu soktu:
Biz, hepimiz gerçekten Tanrı’yı yanlış mı anladık?
50 yıl boyunca Woody Allen’ın o cümlesi mizah âleminin duvarında asılı kaldı.

TANRI’YI YANLIŞ ANLADIYSAK
BUNU BİZE KİM ANLATTI

Şimdi anlıyoruz ki meğer asıl soru o değilmiş…
O soruyu da şimdi, 2026 yılının mübarek Ramazan ayının ilk günü soruyoruz.
Biz Tanrı’nın söylediği her şeyi yanlış anladıysak…
Bunu bize kim yanlış anlattı…
Dini siyasallaştıran iktidarlar ve onların emrindeki din insanları…
Popülist siyasetçiler…
Cübbeli Ahmetler…
Fethullah Hocacılar…
Süleymancılar, Menzilciler, İsmailağa’cılar… Adnan Hocacılar…
Ramazan’da iftar sofralarını, teravih ve cuma namazlarında camileri seçim kürsüsüne çevirenler…

aad73fdf-bcc0-4ce7-acf6-f164e20cd317.jpg


BİZ SİYASETSİZ İFTAR
SOFRALARININ NESLİYİZ

Çocukluğumda benim için Ramazan ayı, sonu “Şeker Bayramı” ile biten çok güzel bir aydı.
Her akşam babaannem, annem, babam ve dört kız kardeşim masanın etrafında beraber olurduk.
TRT o dönemde henüz Ankara, İstanbul ve İzmir radyolarıydı.
Demokrat Parti’nin son yıllardaki “Vatan Cephesi” zorlamaları hariç, iktidarın değil milletin radyosuydu.
Radyolarımız Ramazan gecelerimize eğlence ve mizah getirirdi.

AMA O GÜNLERDEN HATIRLADIĞIM EN GÜZEL
RAMAZAN DUYGUSU NEYDİ DİYE SORARSANIZ

Ama o yıllardan hatırladığım en güzel Ramazan duygusu neydi diye sorarsanız…
Cevabım şu olurdu:
Siyasetin, partilerin “ocak”, “bucak” teşkilatları ile mahalle kahvelerine kadar girdiği dönemde bile…
O “siyaset” Ramazan ayımıza, iftar soframıza, teravih namazımıza, Ramazan’ın cuma hutbesine giremezdi.
Ne iktidarın ne de muhalefetin en belagat düşkünü temsilcileri bile iftar sofralarımızı o düşmanlaştırıcı belagatlarıyla kirletirdi.

TOPLUMUMUZUN TEK MADDELİK
İNANÇ VE SİYASET ANAYASASI

Toplumun en güzel inanç ve siyaset protokolüydü bu…
İnanca ve dine saygının Ramazan ayı için yazılmış tek maddelik sivil Anayasası’ydı.
Kimse o Anayasa’yı ihlal etmeye cüret edemezdi.
İftar, evlerde yaşanan bir ritüeldi.
Çadırlarda, lüks otellerde, buram buram siyaset kokan şovlar haline getirilmemişti.

RAMAZANIN BAŞINDA
TANRI’DAN NE DİLERİM

Dün Ramazan’ın birinci gününde bana şu soru sorulsaydı:
“Ramazan ayında Tanrı’dan ne dilersin?”
Ben de o dileğimi 10 kelimelik tek cümleyle ifade ederdim.
“Allah’ım, şu mübarek Ramazan ayında ihtiraslı kullarının siyasi iştahını kes.”
Biliyorum, umutsuz bir yalvarış olurdu bu.
21’inci yüzyıl siyasetçisinin, kendinin yarattığı bu ihtiras vuvuzelası içinde Tanrı’nın sesini duyabilirler mi, emin değilim çünkü…
Nitekim dün, daha Ramazan’ın birinci gününden itibaren o aynı siyasi tarakla bütün gücüyle başladı.
Kimse Tanrı’dan gelebilecek sesi duyacak halde değildi.

HİÇ OLMAZSA BU MÜBAREK
AYDA TANRI İLE BAŞ BAŞA KALALIM

Yine de… Umutsuzca olsa olsa siyasilere sesleneyim.
Sayın siyasiler…
Lütfen şu Ramazan ayında iftar sofralarını, teravih ve cuma namazlarında camileri, cami çıkışlarını seçim kürsüsüne çevirmeyin.
Lütfen her iftar sofrasından yapılan canlı yayınları, salı günleri Meclis’ten yapılan grup toplantılarına döndürmeyin.
Lütfen hiç olmazsa Ramazan ayında 30 günlüğüne bize biraz sükûnet bahşedin.

BIRAKIN BU RAMAZAN
SİYASET ORUCU TUTALIM

Televizyon kanallarındaki konuşan kafa trollerinizi bayram sonuna kadar çekin ekranlarınızdan.
Siz de araya girmeyin.
Şöyle rahat bir siyaset orucu da tutalım.
Siz de biz de biraz Tanrı’yla baş başa kalalım.
Belki o zaman adaleti de, hakkaniyeti de, vicdanı da biraz düşünmeye vaktimiz kalır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.