Ekrem İmamoğlu Silivri Cezaevi’ndeki hücresinden yazdı: Vazgeçmeyenlerin Cumhuriyeti

Ekrem İmamoğlu Silivri Cezaevi’ndeki hücresinden yazdı: Vazgeçmeyenlerin Cumhuriyeti

İBB'nin seçilmiş belediye başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevi’ndeki hücresinden bir mektup kaleme aldı.

İşte İmamoğlu'nun mektubu:

“Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana çok kriz yaşadı, darbeler gördü, zafiyetlere tanıklık etti, bedeller ödedi. Ama her defasında milletin feraseti üstün geldi, iradesine sahip çıktı ve bedel ödeme pahasına krizlere el koydu, toplum yeniden kendine geldi. Şimdi ise başka bir eşikteyiz.

Bugün Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tablo, sıradan bir yönetim zafiyeti değildir. Bu bir tesadüf de değildir. Bu, bilinçli bir tercihtir: Devleti, milleti ve demokrasiyi zayıflatarak iktidarı kalıcı hâle getirme projesidir. Bu projenin adı; korku düzenidir. Devreye konulmak istenen bir hukuksuzluk rejimidir, uygulama Saray vesayetidir. 13 yıldır kaçırılan fırsatlar değil, bilerek yaratılan felaketler var karşımızda.

Milletle kavgaya giriştiler 
ucube sistem getirdiler

Son 13 yılın özeti milletle girişilen o koltuk kavgasının fotoğrafını çekmek için yeter de artar bile. 2013'te Gezi Parkı'nda milletin sesini duymadılar. Gençleri anlamadılar. Demokratik itirazdan korktular. Milletin “Beni gör” diyen çağrısını baskıyla susturmaya çalıştılar.

2015'te sandıktan çıkan mesajı yok saydılar. “Yönetim halkla paylaşılmalı” olgunluğunu gösteremediler. Türkiye'yi korku iklimine mahkûm ederek, terörün ve çatışmanın gölgesinde seçim kazanmayı tercih ettiler.

2016'ya kadar sırf işlerine yarıyor diye, “Ne istediler de vermedik” zihniyetiyle hareket ettiler, yıllarca cemaat zihniyetine alan açtılar. Kurumları çürüttüler. Yargıyı zayıflattılar. Sonra da 15 Temmuz gibi bir utancı bu millete yaşattılar. O rezaletin bedelini ise yine millet ödedi.

2017'de Türkiye'yi ucube bir sisteme soktular. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi diye dayattıkları şey; denge ve denetimi yok eden, kararları tek elde toplayan, hatayı büyüten ve hesap sorulamaz bir düzen kuran rejim değişikliğidir. Bugün yaşanan çoklu krizler dönemi işte o referandumun sonucudur.

Kürt meselesinde oyalamayı seçtiler

2018'de başlayan ucube sistemle bir kara düzenin temelleri atıldı. Tek kişilik otoriter yapıda dış politikayı da devlet geleneğinden kopardılar. İtibarı bitirdiler. Türkiye'yi kurumlarla değil kişilerle yönetilen bir ülkeye çevirdiler. Zikzaklı ilişkiler, diplomatik yalnızlıklar, güvenlik zafiyetleri, durdurulamayan ekonomik kriz, yoksulluk, açlık, işsizlik, umutsuzluk...

2019'da ise İstanbul'da kaybettikleri seçimle birlikte, demokrasilerde kaybetmenin aslında bir olgunluk sınavı olduğunu unuttular. Seçimi iptal ederek, milletin iradesini yok saydılar. Ve 2024'te başlayan “terörsüz ve demokratik Türkiye” gibi tarihsel önem taşıyan bir süreçte bile; toplumu birleştiremediler. Çünkü onların hesabı çözüm değil, yine koltuktu. Kürt meselesinde demokratik bir akıl geliştirmek yerine, yine susmayı, yine oyalamayı, yine zamana oynamayı seçtiler.

Devlet, adalettir, liyakattir, ahlaktır

2025'e geldiğimizde artık maskeler düştü. İktidarın kaybetmeyi hazmedemediğini biliyorduk. Rakibini sandıkta yenemeyince, yargıyı kullanacağını da biliyorduk. Ama 19 Mart'ta işi ülkenin demokrasisinin üzerine çimento dökmeye kadar getirdiler. 19 Mart'ta yapılan şey; siyasi rakibi saf dışı bırakma operasyonudur.

Buna soruşturma denilemez, hukuk denilemez, Türkiye'ye yaşatılanlar bağımsız yargı ile hiç açıklanamaz. Bu, düpedüz siyasi bir darbedir.

Şunu herkes bilsin: 

Demokrasiyi yeniden kuracağız. Hukuku ayağa kaldıracağız. Devleti ciddiyetine kavuşturacağız. Türkiye'yi dünyada yeniden itibarlı bir ülke yapacağız.

Bu satırları Silivri'den yazıyorum ama bu ülkenin yarını özgürlüklerdedir. Beni zindana atmış olabilirler ama asıl mesele; Türkiye'nin nereye sürüklendiğidir. 

Ben korkmuyorum. Çünkü bu ülke, korkuyla yönetilecek bir ülke değildir.

Ben vazgeçmiyorum. Çünkü bu ülke, vazgeçenlerin değil; direnenlerin omzunda yükseldi. 

Ben geri adım atmıyorum. Çünkü bu ülke, tek bir kişinin çıkarına teslim edilemez. Ben CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak buradan açıkça söylüyorum:
Bu düzeni değiştireceğiz.”

(Sözcü)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.