Ekrem İmamoğlu savunmasını yaptı: “Savcı bana ‘Siz cumhurbaşkanı olursunuz’ dedi”

Ekrem İmamoğlu savunmasını yaptı: “Savcı bana ‘Siz cumhurbaşkanı olursunuz’ dedi”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri’de görülen “diploma iptali ve resmi belgede sahtecilik” davasının beşinci duruşmasında yaklaşık iki saat süren bir savunma yaptı. Yargılamaların arka planında siyasi bir iradenin bulunduğunu belirten İmamoğlu, “Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu’nu mutlaka mahkum etme iradesidir” ifadesini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri’de görülen “diploma iptali ve resmi belgede sahtecilik” davasının beşinci duruşmasında yaklaşık iki saat süren bir savunma yaptı. Yargılamaların arka planında siyasi bir iradenin bulunduğunu belirten İmamoğlu, “Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu’nu mutlaka mahkum etme iradesidir” ifadesini kullandı.

Dünyada örneği yok

İmamoğlu, “1,5 yılda icat edilen, hatta uydurulan 20’nin üzerinde davaya muhatabım. Sadece ceza davası olarak nitelenenlerin sayısı 15’i buldu. Bu sayıya idari davaları da eklediğimizde 20’yi aşıyor. Dünyada bir örneği var mıdır bilmiyorum, herhalde yoktur” dedi.

Bu yoğun baskıya rağmen moralinin yüksek olduğunu vurgulayan İmamoğlu, cezaevinden çıkarken yedek fanila ve gömlek almak için verdiği mücadelenin bile kendisini diri tuttuğunu belirterek, “Rabbime şükür, kararlılığım her geçen gün artıyor” diye konuştu.

Savunmasında, bir hakaret davasında yaşanan absürt bir anekdotu da paylaşan İmamoğlu, “60 kilometre yol gittik, araba bozuldu. Savcılığın talimatıyla geri dönmemiz istendi. Halbuki 50 kilometre sonra Anadolu Adliyesi’nde olma imkânımız vardı. Bozuk arabayla 60 kilometre geri geldik. Böyle işlerle uğraşıyoruz” ifadelerini kullandı. Bu süreçlerin onda öfke değil, tarifsiz bir motivasyon yarattığını söyledi.

“Makam aracı” davasını detaylandırdı

İmamoğlu, hakkındaki “Beylikdüzü makam aracı” davasını ilk kez bu kadar ayrıntılı şekilde anlattı. “12 yıldır belediyenin makam aracını değil, kendi şahsi aracımı kullandım. Ne Beylikdüzü’nde ne Büyükşehir’de belediyenin arabasına bindim. Benzinini, bakımını, lastiğini kendim karşıladım” dedi.

Belediye ile yapılan protokolü hatırlatan İmamoğlu, “Ama şöyle bir aksilik olmuş, arabama iki defa benzin, bir defa da lastik alınmış belediye hesabından. Bunu öğrenince firmam faiziyle 400 bin lirayı geçen sene belediyeye yatırdı. Buna rağmen dava açtılar” diyerek tepki gösterdi.

Ailesinin şirketine yönelik operasyonlara da değinen İmamoğlu, “Şantiyelerime saldırdılar. 8 belediye görevlisi, toplamda 12 kişi tutuklu. Ailemin firmasının mühendisini hapse attılar. Sebep ne biliyor musunuz? 3 sene önce yapılan bir binada çatı arasındaki oda 3.90 yerine 4.40 ölçülmüş, balkona kapı açılmış. Raporu görseniz ağlarsınız. İktidara yakın projeyi çizen mimar serbest, bizim projeyi çizen tutuklu” diyerek yaşananları “rezalet” olarak nitelendirdi.

“Eylem yok, kast yok, ama ceza var”

Savunmasının merkezine diploma sürecindeki hukuki çelişkileri koyan İmamoğlu, kronolojik olarak belgeleri sıraladı:

24 Mart 2020: İstanbul Üniversitesi’ne CİMER üzerinden yapılan başvuruya verilen cevapta, “Ekrem İmamoğlu kabul koşullarını yerine getirerek kayıt olmuştur. Hiçbir sorun yoktur” denildiğini hatırlattı.

17 Şubat 2025: YÖK Denetleme Kurulu raporunda, “Ekrem İmamoğlu eğitim aldığı üniversitede 2 yıl öğrenim görmüş, bütün derslerini başarıyla tamamlamış, not ortalaması şartını sağlamış, yürürlükteki yönetmeliğin aradığı bütün koşulları yerine getirmiştir” denildiğini aktardı.

İstanbul Üniversitesi avukatının idare mahkemesindeki sözleri: “Sayın davacının, yani Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı bir eylemden bahsetmiyoruz.”

Bu üç resmi kayda rağmen diplomasının iptal edildiğini vurgulayan İmamoğlu, “Eylem yok, kast yok, hile yok ama diploma da yok! O zaman ben niye resmi belgede sahtecilikten yargılanıyorum? Açıklaması gereken kendi kayıtlarını inkar eden bu zavallı zihniyettir” dedi. Ayrıca, kendisiyle birlikte 28 kişinin diplomasının iptal edildiğini ancak ceza davasının sadece kendi hakkında açıldığını belirterek, “Niye? Ekrem ile ilgili aceleleri var” diye ekledi.

İmamoğlu, Kıbrıs’taki üniversitenin genel sekreterine operasyondan bir gün önce jandarma gönderildiğini ve 70 yaşındaki adamcağızın şoka uğratıldığını belirterek, “Adama ne dese kabul ettirecekler. Utanç verici” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu, İstanbul Üniversitesi Rektörü Osman Bülent Zülfikar ile diploma iptalinden önce olan konuşmasını aktardı: “Telefon açtım, dedim ki: ‘Bu bir namus, namus’ dedim. ‘Savcı ivedi iptal et diye sana talimat yazmış.’ Cevap verdi bana, ‘Çok zor durumdayım, bakıyorum başkanım.’ Ses tonu aynen böyle, tarif ediyorum size. Yazıklar olsun İstanbul Üniversitesi Rektörü. Koca İstanbul Üniversitesinin Rektörü, 550 yaşında üniversitenin rektörü.”

“Savcı bana ‘Siz cumhurbaşkanı olursunuz’ dedi”

Savunmasının en dikkat çekici bölümlerinden birinde İmamoğlu, yargıdaki kadro değişikliklerine ve terfilere odaklandı. Hakkındaki davalarda 18 hakimin değiştiğini belirten İmamoğlu, şu bilgileri sıraladı:

Savcının itirafı: İBB davasında ifadesini alan bir savcının kendisine, “Sayın Başkanım, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına geçersiniz, bizi siz yargılarsınız” dediğini aktaran İmamoğlu, bu savcının şu anda Adalet Bakanlığı’nda Personel Genel Müdürü olduğunu söyledi.

Başsavcı vekilinden Bakana: İstanbul’da görev yapan ve süreçleri başlatan başsavcı vekilinin Adalet Bakanı olduğunu söyledi.

Hakim eşi: Tutuklanmasına karar veren hakimin eşinin Bakan Yardımcısı yapıldığını belirten İmamoğlu, “Casusluk iddianamesine imza atan üç savcıdan biri Bakırköy Başsavcı Vekili, biri İstanbul Başsavcı Vekili, biri de Bakan Yardımcısı oldu. Terfi almayan yok” dedi. Bu durumu “Siyasi sadakatin kol gezdiği bir ortam” olarak nitelendirdi.

“9 Temmuz miladı”

İmamoğlu, İBB davasında savunma sırasıyla ilgili yaşanan değişikliğe de değindi. Daha önce kendisinin en son savunma yapmasına karar verildiğini, ancak geçen hafta perşembe günü bu kararın bir anda değiştirildiğini belirtti. “9 Temmuz’da duruşmalar bitecek, ilk celse bitecek dediler. Beni Fatih Bey’den önce dinleyecekler, zaman kalmazsa Fatih Bey ağustosa kalsın. Bu acele ve ısrarın anlamı yok. 9 Temmuz milat, nedir bilmiyoruz, göreceğiz” diyerek mahkemenin süreyi kısıtlama girişimini eleştirdi.

“Kayınbiraderim hapiste unutuldu”

Savunmasında aile fertlerine yönelik baskılara da yer veren İmamoğlu, “Hapiste unutulan kayınbiraderim var. Uyuşturucu kullandığı iddia edildi, testleri negatif çıktı. Bu sefer uyuşturucu tüccarı yaptılar. Mahkemeler dosyayı birbirine yolluyor, şimdi Yargıtay’da bekliyor, adam hâlâ yatıyor” dedi.

Toplumun her kesimine baskı yapıldığını belirten İmamoğlu, mizahçı Deniz Göktaş örneğini verdi. “Genç bir kardeşimiz hiciv yapmış, dönüşte ters kelepçeyle kameraların önünde defalarca gezdirdiler. Niye? İyi çekim yapalım diye. Sanatçıya ‘Konuşma’, komedyene ‘Güldürme’, gazeteciye ‘Yazma’, akademisyene ‘Düşünme’ diyorlar. Ama neşemizi çalamayacaklar” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu savunmasını şu sözlerle noktaladı: “Bana uygulanan mantık yarın herkese uygulanabilir. Bugün diplomamı yok sayan akıl yarın tapunuzu, şirketinizi, malınızı hedef alır. Kazanılmış hak diye bir kavram vardır; bu kavram ya herkes için vardır ya da hiç kimse için. Bu mücadele şahsi değil. Bu ülkenin gençlerinin, çiftçisinin, işçisinin, emeklisinin hakkıdır. Cumhuriyet’e fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirdiği için aşığım. Bu yolda Özgür Özel ile yürümek zamanıdır. Bu çağrı tüm muhalefet ve 86 milyon yurttaşımızadır.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.