DEM Partili Oluç: 'Sürecin ritim yakalaması açısından umuyoruz adımlar atılacak'

DEM Partili Oluç: 'Sürecin ritim yakalaması açısından umuyoruz adımlar atılacak'

DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, Kürt sorununun çözümü çerçevesinde kurulan TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun görevini tamamlamasının ardından atılacak adımlara ilişkin olarak, "Sürecin tekrar iyi bir tempoyla ritmi yakalaması ve sonuçlar alınması açısından, umuyoruz önümüzdeki günlerde adımlar atılacak" dedi.

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun şubat ayında görevini tamamlayarak süreçle ilgili önerilerin yer aldığı raporu yayınlamasının ardından, yasal düzenlemelere ilişkin takvimin nasıl işleyeceği merak konusu oldu. TBMM’de 23 Nisan’da düzenlenen resepsiyonda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği mesajlar doğrultusunda, bu ay içinde önümüzdeki günlerde müzakerelere başlanacağı yorumları ağırlık kazandı.

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda DEM Parti heyetinde görev alan Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.

Bu tür süreçlerde zaman zaman temponun yavaşlayabildiğini ve hızlanabildiğini söyleyen Oluç, dünyadaki örneklerin de böyle olduğunu belirtti. Oluç, “Şimdi bizim de Türkiye'de yaşadığımız biraz böyle bir şey” diyen Oluç, “Süreç dondu demek doğru değil ama bazı aksamalar oluyor. Bu aksamaların giderilmesi için, tempodaki düşüşlerin başka sorunlar yaratmaması için ufak tefek tıkanma noktalarının açılabilmesi için biz elimizden geleni yapıyoruz doğrusu. Ama gördüğümüz kadarıyla bizim dışımızda da herkes elinden geleni yapıyor” dedi.

Oluç, "Sürecin tekrar iyi bir tempoyla ritmi yakalaması ve sonuçlar alınması açısından, umuyoruz önümüzdeki günlerde adımlar atılacak. Dolayısıyla DEM Parti olarak biz bunun gerçekleşebilmesi için üstümüze düşen her şeyi hem heyetlerimiz olarak hem parti olarak yapma konusunda çok kararlı tutumumuzu sürdürüyoruz” dedi.

“Aksaklıkların ne olduğu” konusunda Oluç, “Bir kısmı sahadan kaynaklanan aksaklıklar, bir kısmı da sürecin doğal gereği olarak, yani ‘aklın yolu birdir’ lafı var ya onun gibi sürecin doğal gereği olarak yapılması gereken bazı şeylerin zamanında yapılmamasından kaynaklı şeyler var” dedi.

GEREKEN ADIMLARIN ATILMAMASININ SAHAYA YANSIMASI OLUYOR

Oluç, şöyle devam etti:

“Ortak raporda bütün partilerin oy verdiği, bizim de oy verdiğimiz özellikle altıncı ve yedinci bölümler, altıncı bölüm ‘özel yasa’ ya da 'çerçeve yasa’, bizim ‘barış yasası’ dediğimiz nasıl adlandırırsak adlandıralım, o bölüme dair olan önerilerdi. Yedinci bölüm de Türkiye'deki demokratikleşme, var olan yasalardaki yeni düzenlemelerle ilgili bölümdü. Altıncı bölüm, yeni bir yasa yapmayı gerektiriyordu. Bu konuda yeterli adımlar atılamadı. Bunlar o nedenle mi bu nedenle mi tartışılıyor ama bu konuda yeterli adım atılmaması, gereken hızlı adımların atılmaması süreçte aksamalara yol açıyor elbette ki. Bunun sahaya yansıması oluyor, kaçınılmaz olarak ve birbirini yanlış bir şekilde tetiklemeye başlıyor bazı şeyler. Dolayısıyla bunun giderilmesi gerekiyor. Bunun giderilmesi için bu özel yasanın bir an evvel müzakere edilmeye başlanması gerekiyor.”

BİSİKLET PEDALININ TEKRAR İKİ TARAFLI ÇEVRİLMESİ LAZIM

Oluç, “müzakere” ile neyi kastettiğini şöyle açıkladı:

“O komisyon şu anda varlığını sürdürmediği için şu anda partiler arasında bu yasanın görüşülmesi, müzakere edilmesi, belki içinde ufak tefek pürüzler varsa bunların giderilmesi, bir istişarenin olması, ondan sonra da Adalet Komisyonu’na, ardından da Genel Kurul’a gelmesi gerekiyor. İşte burada artık bir hızlanmaya ihtiyaç var.

Biz hep bu pedal çevirme örneğini veriyorduk. Bisikletin devrilmemesi için pedalın iki taraflı çevrilmesi gerekiyor. Yoksa bazen bisikletle giderken tek taraflı pedal da çevrilebilir ama bu bir süre gider, yani sürekli olmaz. Dolayısıyla tekrardan pedalın iki taraflı dönmesi gerekiyor. Biz onun için esas uğraşıyoruz. Yani bu özel yasanın bir an evvel ortaya çıkması ve müzakere edilmesi meselesi.”

ABDULLAH ÖCALAN'IN POZİSYONUNUN HUKUKİ ÇERÇEVESİ OLMALI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçen salı günü grup toplantısında yaptığı konuşmada, Abdullah Öcalan’a statü çağrısında bulunarak “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” önerisine değinen Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu çok açık aslında, sürecin gereği olan bir şeyden söz ediyor Sayın Bahçeli. Biz de bunu hep söyledik. Ortada bir süreç var. Sürecin bir tarafının baş müzakerecisi ya da baş aktörü nasıl tarif edersek edelim, o kişi Abdullah Öcalan. Demek ki, onun bu durumuna ilişkin bir hukuki düzenlemenin yapılması gerekiyor. Yani hem sürdürdüğü sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi ve sonuç alınabilmesi açısından çalışma koşullarının, iletişim imkanlarının düzeltilmesi gerekiyor hem de sürecin gereği olarak bu pozisyonunun hukuki bir çerçeveye kavuşması gerekiyor. Bu da aslında aynı özel yasada olduğu gibi sürecin doğal bir ihtiyacı. Bunlarda aksama olması başka şeyleri de aksatmaya başlıyor. Umarız bunların hepsi önümüzdeki günlerde, haftalarda da çözüme doğru ilerler. Yani bizim gördüğümüz gelen çeşitli işaretler bu doğrultuda olumlu adımların atılma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor ama göreceğiz bunu önümüzdeki günlerde.”

Devlet Bahçeli’nin “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” önerisinin kabul görüp görmediği konusunda Hakkı Saruhan Oluç, şunları söyledi:

“Elbette ki, zaten bizim gözümüzden bakınca, bizim bulunduğumuz noktadan bakınca zaten Öcalan'ın pozisyonu böyle bir pozisyondur. Yani bir barışın gerçekleşebilmesi için, bu tarihsel sorunun demokratik ve barışçı çözümünün gerçekleşebilmesi için varını yoğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla zaten bunu yapıyor. Dolayısıyla hukuken de bunun tescil edilmesi, bunun tarif edilmesi önem taşıyor. Bu nasıl yapılabilir, nasıl adımlar atılabilir? Bir hukuk tartışmasına ihtiyaç var bu konuda. Bunu yapabiliriz. Bizim de bu konuda önerilerimiz var. Ama isimden önemli olan şey, yani bir kavramın tartışılmasından daha önemli olan şey var olan duruma uygun hukuki zeminin yaratılmasıdır esas itibarıyla. Bu önemli bir adım olacaktır.”

MESELEYE SEÇİM GÖZLÜĞÜNDEN BAKMAMALI

"Süreçle ilgili atılması öngörülen adımların seçime endekslendiği” görüş ve yorumlarının hatırlatılması üzerine Oluç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Umarım öyle bir şey yoktur çünkü bizim açımızdan baktığımızda hem Kürt sorununun demokratik çözümü açısından; barışçıl çözümü, tarihsel bir meselenin çözümü açısından baktığımızda bu konular bizim için öyle şu ya da bu seçime endekslenebilecek konular değil, daha ilkesel, daha tarihsel konular. Dolayısıyla biz meseleye seçim gözlüğünden bakmayız. Bugüne kadar da bakmadık, bundan sonra da böyle davranırız. İlkesel meselelerdir.

Dolayısıyla bir seçim hesabı ile kimsenin böyle bir şey yapmayacağını umuyoruz. Öyle umut ediyoruz. Seçim tarihine yakın adım atmak gibi tartışmaları biz de görüyoruz, izliyoruz. Çeşitli yorumlar yapılıyor ama biz bunların çok doğru olduğu kanaatinde değiliz. Çok uzun yıllardır, Irak Savaşı’ndan bugüne kadar yıllardan beri Orta Doğu savaş halinde. Irak savaşı oldu, arkasından Suriye iç savaşı yıllar sürdü. Şimdi İran, Lübnan, her taraf karışık. Ve Orta Doğu öyle bir yer ki siz Orta Doğu'da ‘biraz da böyle zaman geçirelim’ diyemezsiniz. Öyle şeyler yaşanır ki süreç enfekte olur. Zaten hem bölgesel güçler açısından hem küresel güçler açısından baktığımızda bu sürecin enfekte olmasını isteyen güçler var.

TÜRKİYE’DE DE SÜRECİN ENFEKTE OLMASINI İSTEYENLER VAR

Türkiye açısından, Türkiye'nin içi açısından da baktığımızda hem sivil askeri bürokrasi içinde hem siyasi alanda bu sürecin enfekte olmasını ve başarısız olmasını isteyenler var. Dolayısıyla burada uzun zamana yaymak, hani seçim gibi uzun bir zamana yaymak gibi adımlar bu sürecin enfekte olmasına yol açar. Enfekte olduğu zaman da hani bu modern deyimle söylüyorum, başarısızlık ortaya çıkar. Kimsenin işine yaramaz bir başarısızlık. Yani ne halkın işine yarar ne siyasetçilerin işine yarar ne diplomatların işine yarar. Kimsenin işine yaramaz. Dolayısıyla doğru olan şey sürecin enfekte olmadan, adımlarla, belli bir tempo içinde sonuç alınması ve hukuki ve siyasi düzenlemelerin de yapılarak bu meselenin çözümü doğrultusunda ilerlenmesidir.

Biz o açıdan zamana, hele hele öyle uzun bir zamana, seçime doğru, uzun bir zamana yayılacak bir şeyi kesinlikle doğru bulmayız. Bu tür yorumlara da zaten katılmıyoruz. Dediğimiz gibi eğer böyle niyetler varsa Orta Doğu'da gelişmekte olan çeşitli süreçlerin farkında olmamak anlamına gelir bu. Biz farkındayız. Öyle umut ediyoruz ki devlet de iktidar da bunun farkındadır.”

“OLMUYORSA HEP BİRLİKTE ELEŞTİRELİM”

AKP’nin sahada silah bırakıldığının teyit ve tespiti olarak tanımlanan “kritik eşik” açıklamalarının hatırlatılarak, “Örgüt direniyor mu” sorusu üzerine Oluç, şöyle konuştu:

"Sahada bazı sıkıntılar var diye tartışmalar oluyor. Bir şey hatırlatmak istiyorum: Sahada ilk adım ne zaman atıldı? 11 Temmuz 2025’te Süleymaniye'de silahlar yakıldı, sembolik bir törenle. Ben de gittim, oradaydım, izledim, gördüm. Orada silahlarını yakan 30 kişi vardı. O 30 kişi bizimle geriye gelemedi. Niye gelemedi? Çünkü bir yasal düzenleme yok ortada. Yani sınırdan geldikleri zaman nasıl bir hukuki prosedürle karşı karşıya kalacağını kimse bilmiyor. Biz de bilmiyoruz, onlar da bilmiyor.

Şimdi varsayalım, hani o gün 30 kişiydi; bin kişi gelse ‘silahları yakıyoruz’ dese ya da 'silahları şuraya bırakıyoruz’ dese o bin kişi sınırdan geldikleri zaman ne olacaklar, belli değil. Bizim söylediğimiz zaten budur. Esas itibarıyla ‘pedal birlikte çevrilmeli' derken, hukuki ve siyasi düzenlemeleri yaparken bir taraftan da sahadaki gelişmelerin olması gerekiyor. Eğer hukuki ve siyasi adımlar atılıyorsa sahada bir gelişme olmuyorsa hep birlikte eleştiririz bunu. Hiç itirazımız yok. Ama ikisi birlikte yürürse sağlıklı sonuç alınabilir. Biz böyle görüyoruz.

Biz komisyonun raporunda 37. sayfadaki altıncı başlıktaki özel yasayla ilgili bölümde dedik ki ‘Komisyonun bir diğer önemli görevi örgütün silah bırakma süreci ile birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçeveyi belirlemektir.’ Silah bırakma süreci ile birlikte ortaya çıkacak durumu yönetmedir, komisyonun görevi. Bunu tarif etmişiz. Orada bir süreç var. Yasalar bir taraftan hazırlanırken, tartışılırken, müzakere edilirken, sonuçlanırken bir taraftan da sahada adımlar atılacak, devam edecek. Yoksa bizim bu tespit ve teyit  meselesine itirazımız yok. Biz bunu en başından beri demişiz. Elbette ki olmalı. Biz DEM Parti olarak demişiz, sadece biz dememişiz. Örgütün kendisi de buna itiraz etmemiş. Yani Süleymaniye'de 11 Temmuz'da silahlar yakılırken örgütün kendisi o silahların listesini görevlilere teslim ettiler. Niye? İşte tespit ve tescil için. Yani dolayısıyla bu tartışma konusu değil. Buradaki tartışma konusu silahların bırakılması süreci ile birlikte yasal sürecin sürüp sürmüyor olması. Buradaki sıkıntılar buradan kaynaklanıyor esas itibarıyla. Ama biz bunun aşılabilir olduğunu düşünüyoruz. Dediğim gibi gelen işaretler bunun aşılabileceğine dair de bazı olumlu mesajlar taşıyor. İnşallah önümüzdeki günlerde bunu göreceğiz.”

ÖRGÜT İSİM Mİ DEĞİŞTİRDİ

Oluç, PKK’nın isim değiştirdiğine ilişkin haberlerin anımsatılması üzerine, "PKK kendini feshettiği için örgüt PKK ismini elbette kullanamıyor. Kendisine başka bir isim mi buldu, bunu bilmiyorum ama son yapılan açıklamayı sizin gibi ben de gördüm, basından okuduk açıklamayı. Ama bu ne anlama geliyor, uzun süreli bir isim mi, yoksa kısa süreli bir şey mi bunları bilemiyorum. Bunu önümüzdeki günlerde görürüz" dedi.

ÇIKACAK YASAYI İKTİDARLA MUHALEFET MÜZAKERE ETMELİ, MUTABAKAT HALİNDE ÇIKMALI

Yasal düzenlemeler başlanması konusunda iktidarla temaslarının olup olmadığı veya temaslarda bulunulup bulunulmayacağı sorusuna Oluç, "Şu anda herhangi bir temas olmadı ama bu raporun oluşması sırasında zaten bu konuyu çok konuştuk. Bundan sonra olabilir elbette ki bir temas. Yani olumlu adımlar atılırsa. Zaten mecburen, Mecliste olduğumuz için bunu görüşeceğiz, istişare edeceğiz. Müzakeresini sürdüreceğiz. Hukuk çerçevesinin, gerçekten ayrımsız bir şekilde, kategorilere ayırmaksızın bütünlüklü bir yasayla herkes için geçerli olmasını istiyoruz. Bunun için elbette ki bir müzakere sürdüreceğiz. Onun sonuçlarını göreceğiz. Zaten iktidarla ve muhalefetle müzakere etmeden bu yasa kolay kolay çıkmaz. Herkesin mutabakatının olması gerekiyor. Herkes de zaten ‘böyle bir yasa çıksın’ dediği için raporu ortaklaşa çıkartabildik. O yüzden yasanın çıkmasındaki Kimsenin itirazı yoktur. Yasanın içeriğini, maddelerini elbette ki müzakere etmek gerekiyor. Yani hukuk dediğiniz şey bazen bir kelime bile birçok şey değiştirebiliyor. Onları göreceğiz önümüzdeki günlerde" ifadesini kullandı.

KURUL OLSA İŞİMİZ KOLAYLAŞIRDI

Oluç, DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın grup toplantısında yaptığı “Süreç İzleme ve Takip Kurulu” oluşturulması önerisinin ise “Meclisin süreçten kopmaması açısından önem taşıdığını” söyledi. Oluç, “Böyle bir kurul olsa oturup bu yasal düzenlemelerle ilgili çok rahat, herkesin birbirini ziyaret etmesine gerek kalmadan, hep birlikte konuşma imkanı olurdu. Biz gelecek açısından böyle bir kurulun işimizi kolaylaştıracak ve Meclis’in süreçten kopmamasını sağlayacak bir işlevi olacağını düşünüyoruz” dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.