CHP'li Hasan Öztürkmen'den AK Parti'ye: ''Ne kadar çırpınsanız da kaçış yok, yıkılıyorsunuz"

CHP'li Hasan Öztürkmen'den AK Parti'ye: ''Ne kadar çırpınsanız da kaçış yok, yıkılıyorsunuz"

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, AK Parti iktidarı tarafından basın özgürlüğünün yok edildiğini belirterek, "Fahrettin Altun, Goebbels taktikleri ile yalanlar uydurup muhalefeti suçlayacağına, yaptığın dezenformasyonun, halkın vergilerinin iç edilmesinin hesabını ver. İktidarın gözü dönmüşçesine yaptığı bu operasyonlar, ne kadar aciz olduklarının bir göstergesi. Ne kadar çırpınsanız da kaçış yok, yıkılıyorsunuz" dedi.

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, AK Parti iktidarı tarafından basın özgürlüğünün yok edildiğini belirterek, "Fahrettin Altun, Goebbels taktikleri ile yalanlar uydurup muhalefeti suçlayacağına, yaptığın dezenformasyonun halkın vergilerinin iç edilmesinin hesabını ver. İktidarın gözü dönmüşçesine yaptığı bu operasyonlar, ne kadar aciz olduklarının bir göstergesi. Ne kadar çırpınsanız da kaçış yok, yıkılıyorsunuz" dedi.

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, TBMM'de düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztürkmen, şu ifadelere yer verdi:

"Medyayı kontrol altına alan AKP iktidarı, az sayıda kalan özgür basın yayın organını kapatmak, muhalif gazetecileri susturmak için elinden geleni ardına koymuyor. Dezenformasyon demişken İletişim Başkanlığı’nda Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi adında bir daire bulunuyor. Bu dairenin birimi olarak Dezenformasyonla Mücadele Merkezi kurulmuş. Devletin malı deniz, sürekli yeni daireler kurup duruyorlar. Bugün bin 600’den fazla çalışana sahip olan İletişim Başkanlığı’na 2025 yılı bütçesinden ayrılan miktar 6 milyar lira. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin bir yıllık maliyeti yüzlerce milyon lira. AKP’nin borazanlığını yapmaktan başka bir işlevi olmayan bu kurumun yaptığı harcamanın nedeni nedir? Vatandaş işsizlikten kırılırken, evine ekmek götüremezken İletişim Başkanlığı, kara delik gibi para emiyor. Sürekli "dezenformasyon" adı altında yayın yapan ancak dezenformasyonun merkezi haline gelen İletişim Başkanlığı, halkın tamamının vergileriyle finanse edilen bir kurum olduğunu unutmuş durumda.

"Can kaybını öğrenmek için AKP Ankara İl Kongresinin bitmesini bekledik"

Bugün Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, sadece muhalif basında çıkan ve iktidarı hedef alan haberleri yalanlıyor. Oysa dezenformasyonun gerçek panzehri şeffaflıktır. Yani her konuda, her soruya yetkililerin belgelerle somut cevaplar vermesidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi "Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası yine basın hürriyetidir'. Bolu Kartalkaya yangını örneğinde gazetecilerin karşısına can kaybı veya yetki karmaşası konusunda şeffaf açıklama yapan yetkili olmadı. Gerçek can kaybını öğrenmek için AKP Ankara İl Kongresinde Erdoğan’ın konuşmasını bitirmesini bekledik. İletişim Başkanlığı, yandaş dezenformasyon merkezi gibi çalışmak yerine enformasyonu sağlasa, ortada bir sorun kalmayacak. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin gücü iktidar medyasındaki yalanları takip etmeye yetmiyor olacak ki, hiçbir şekilde yandaş medya yalanları yalanlanmıyor.

"AKP aleyhine haber ve yorum yapan gazete ve televizyonlar cezalandırılmakta"

Yandaş medya bir yana, devletin kurumlarını bile ayağa düşürdünüz. Daha geçen hafta devlet kanalları TRT ve Anadolu Ajansı üzerinden servis edilen bir belgeyle, Bolu Kartalkaya’daki yangından dolayı Bolu Belediyesi hedef alındı. Oysa o belge otele verilen bir belge değildi. Vatandaşın vergileriyle yayın yapan devlet kurumları aracılığıyla dezenformasyon yapıldı. TRT yönetiminin kendi duygu ve düşünceleriyle haberleri şekillendirmeleri, bir siyasi parti aleyhine algı oluşturma gayretine girişmesi TRT Kanunu’na aykırıdır ve suçtur.  TRT, tarafsız olması gereken bir kuruluştur. Tarafsız olma sorumluluğu; 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile uymakla yükümlü olduğu 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’da hüküm altına alınmıştır. TRT’nin kanun tanımazlığı, RTÜK eliyle cezalandırma aracına dönüşmüştür. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, görevini kötüye kullanmaktadır. RTÜK’teki koltuk sayısının fazla olması nedeniyle AKP aleyhine haber ve yorum yapan gazete ve televizyon kanalları cezalandırılmaktadır.

"Suat Toktaş’ın tutuklanması kabul edilemez" 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Gazeteci Barış Pehlivan, Halk TV Sorumlu Müdürü Serhan Asker, sunucu Seda Selek, Program koordinatörü Kürşad Oğuz ve Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş gözaltına alındılar. Toktaş’ın tutuklanması kabul edilemez. Sözcü TV sunucusu Özlem Gürses, söylemediği sözler nedeniyle ev hapsine mahkûm ediliyor, ayağında elektronik kelepçe ile hâlâ evden yayın yapıyor. Mehmet Ali Ağca’yı ifadeye çağırmayanlar, cesur gazetecileri televizyon kapısında gözaltına alıyorlar. Bir sokak röportajında Erdoğan ve ailesi için bazı iddialarda bulunan emekli bir vatandaş tutuklanarak cezaevinde gönderiliyor. Furkan Bölükbaşı isimli bir meczup, her gün Atatürk’e küfür ve hakaretler ediyor, tutuklanmıyor. Otel yangınında 78 canımızı yitirdiğimiz felaketin ertesi günü 12 yıl önceki Gezi Parkı eylemlerini bahane gösterip oyuncuları ifadeye çağırıyorlar. Fahrettin Altun, Goebbels taktikleri ile yalanlar uydurup muhalefeti suçlayacağına, yaptığın dezenformasyonun, halkın vergilerinin iç edilmesinin hesabını ver. İktidarın gözü dönmüşçesine yaptığı bu operasyonlar, ne kadar aciz olduklarının bir göstergesi. Ne kadar çırpınsanız da kaçış yok, yıkılıyorsunuz."

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.