CHP’den kadın milletvekillerine yönelik iddialara tepki: 'Bundan Adalet Bakanlığı doğrudan sorumludur'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, partisinin kadın milletvekillerine yönelik sosyal medya paylaşımlarını “aşağılıkça iftiralar” olarak niteleyerek “Bu iftiraları yapanlar kadar bunlara izin verenler de suçludur, bunlara cesaret verenler de bu işin ortağıdır. Bundan Adalet Bakanlığı doğrudan sorumludur” dedi.
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, partisindeki kadın milletvekillerine yönelik sosyal medyadaki iddiaları değerlendirdi. Gökçen, iddiaları “aşağılık iftiralar” olarak niteleyerek şöyle tepki gösterdi:
“İktidarın vatandaşları ikna etme gibi bir gücü, bir kabiliyeti artık kalmadı. Eğer doğru düzgün siyaset yapmak istiyorlarsa dönerler, kaybettikleri seçimlerden sonra özeleştiri yaparlar. Bu özeleştirinin sonucunda ‘Biz nerede yanlış yaptık diye’ düşünürler ve vatandaşı ikna etme çalışırlar. Ama bu ihtimal tamamen ortadan kaybolduğu için, iktidar artık toplum desteğini kaybettiği için çirkinleşmeye başladı. Özellikle kadınların hedef alındığı, ölmüş insanların bile hedef alındığı karanlık bir düzenin içindeyiz bugün.
Arkadaşımız, Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay hayatını kaybetmeden önce bir taraftan kanser hastalığıyla mücadele etti, bir taraftan bu iğrenç, asılsız, aşağılıkça iftiralarla mücadele etti. Bu mücadelesini hukuk önüne de taşımıştı ve davaları kazanmaya başlamıştı. Bu davalar kazanılmış olmasına rağmen bir taraftan gerçekten haber yapan gazeteciler cezaevindeyken diğer taraftan bu tür iğrenç insanların cesaretlendirildiği için şimdi artık sadece Gülşah değil; kadın milletvekillerimize, erkek milletvekillerimize, birçok arkadaşımıza bu iftiralar yöneliyor. Bu iftiraları ekran önünde yapanlar kadar, sosyal medyada yapanlar kadar bunlara izin verenler de suçludur bunlara cesaret verenler de bu işin ortağıdır. Çünkü biliyoruz ki o ifadelerde Gülşah Durbay'ın adı geçsin diye özel bir çaba gösteriliyor. Bu iftirayı atmayı kabul eden biri bulunduğu zaman anında bu iftiralar hiç utanmadan servis ediliyor basına. Bundan Adalet Bakanlığı doğrudan sorumludur.”
DİĞER PARTİLERİN KADIN SİYASETÇİLERİNE DAYANIŞMA ÇAĞRISI
CHP’li kadın milletvekillerin ortak imzasıyla yayımlanan açıklama hatırlatılarak “Hukuki süreçten sonuç bekliyor musunuz? Günlerdir devam eden paylaşımlar hakkında herhangi bir adım atılmaması hakkında ne düşünüyorsunuz” sorusu üzerine Gökçen, şu yanıtı verdi:
“Bunların yargı önüne taşınması mücadelenin sadece bir ayağı. Tarihe geçsin, kayda geçsin, yarın bir gün unutulmasın. Bunu yapanlar da ortağı olanlar da bir anlatsınlar bakalım yargı önünde. İfadelerini versinler. Bu iddiaların arkasında durabiliyorlarsa dursunlar. Varsa delilleri ortaya koysunlar. Bunlar açısından yapılan bir şey. Ama asıl mücadele vicdanla, insanlıkla ilgili bir mücadeledir bizim için. Kadın dayanışması burada önemli olacaktır. Çünkü kadınlara yönelik her bir saldırı, bireysel olarak o kadına yönelik değil bütün kadınlık onuruna yöneliktir, hepimize yöneliktir. O yüzden biz dayanışma içinde olacağız. Bütün siyasi partilerin kadın siyasetçilerinden de aynı dayanışmayı bekliyoruz. Böyle bir rezalete karşı sessiz kalmasınlar. Çünkü bu kadınların siyasette var olma fikrine yönelen bir saldırı.”
AKP'NİN SESSİZLİĞİNE TEPKİ
İktidar blokundan konuya ilişkin kınama gelmemesini “utanç verici” olarak değerlendiren Gökçen, şöyle devam etti:
“Şimdiye kadar iktidar mensubu kadın siyasetçilere ya da onların ailelerine yönelik herhangi bir, en ufak bir eleştiride, en ufak bir saldırıda bütün siyasi partiler, CHP ve özellikle kadınlar olarak bizler her zaman gerekli tavrı gösterdik. Ama her nasılsa bazı insanlar artık vicdanını mı kaybetti, insanlığını mı kaybetti, bir taraftan ailenin kutsallığından bahsederken, kadının onurundan bahsederken bu saldırıları normal mi görmeye başladı; bilemiyorum. Ama hem kadın siyasetçiler başta olmak üzere hem iktidar milletvekilleri, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı’ndan tutun da bakanlara kadar bu işin eğer ortağı olmaya devam etmek istiyorlarsa sussunlar, sessiz kalsınlar. Kendileri bilirler.”
HEDEF ÖZGÜR ÖZEL Mİ?
“Bu iftiralarla ulaşılmak istenen kişi CHP Lideri Özel” iddialarını da değerlendiren Gökçen, şöyle konuştu:
“Amaç ilk başta Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu eşini, eşinin ailesini, özel kalem müdürünü, şoförünü, yakın çalışma arkadaşlarını hedef alarak hız kazanmıştı. Bugüne geldiğimiz zaman Genel Başkanımızın kişisel olarak aile hayatı, kendisi, yakın arkadaşları açıkça hedef alınıyor. Bu savcılıklar aracılığıyla yürütülen bir hedef alma faaliyeti. Genel Başkanımıza, yakın çevresine, bizim yol arkadaşlarımıza yönelik atılan hiçbir iftira yapışmaz, tutmaz. Zaten attıkları her bir iftiranın daha 24 saat dolmadan yalan olduğu ortaya çıkıyor. Bizler bütün iftiraları bir yandan çürütmeye devam edeceğiz. Ama bir yandan da hiç kimse bu saldırılara karşı korkmamızı, bir adım geri atmamızı da beklemesin. Çünkü bizim mücadelemiz bireysel bir mücadele değil, sadece partimizin mücadelesi değil. Türkiye'nin iyi yönetilmesini, insanların bu ülkede mutlu olmasını istiyoruz. Bu kadar basit. Bunun için her tür saldırıya karşı biz başımız dik, gerçekleri topluma anlatmaya devam eden ama sorunların çözümü için çalışan bir çizgiden de asla vazgeçmeyeceğiz.”
“VATANDAŞIN GÜNDEMİ İFTİRALAR DEĞİL, EKONOMİ”
Sahada vatandaşların bu iddialara ilişkin bir geri dönüşü olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Gökçen, şu ifadeleri kullandı:
“Vatandaşın temel gündemi hayat pahalılığı, bir de güvenlik endişesi. Bu güvenlik endişesi çok kritik ve önemli. Çünkü bir taraftan çocukların kendisini okullarda bile güvende hissetmediği, kadınların sokaklarda hatta evlerde bile kendini güvende hissetmediği ve genel olarak da şiddet sarmalı karşısında, uyuşturucuyla, çetelerle gerçek bir mücadele edilmediği bir ortamda vatandaşlarımız mutlu değil. Vatandaşlarımız bu gidişatın değişmesi gerektiğine inanıyor. Hiç kimse bu iftiralarla ilgili ‘Acaba gerçek midir’ diye sormuyorlar. Ya da bu iktidara yakın medyanın diliyle, sosyal medyada düşürülen seviyenin diliyle konuşmuyorlar. Tam tersine bu ekonominin, hayat pahalılığının nasıl çözüleceğini ve Türkiye'nin temel sorunlarının nasıl çözüleceğini soruyor vatandaşlarımız. İktidar değişimini bekliyorlar. Araştırmalar da erken seçime ve ara seçime çok yüksek bir destek olduğunu da gösteriyor zaten. Bu sadece bizim sahada karşılaştığımız bir izlenim değil, kamuoyu araştırmalarıyla da ölçtürdüğümüz bir gerçek. Vatandaş değişim istiyor.”
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.