Ahmet Davutoğlu'ndan tartışma yaratacak öneri!

Ahmet Davutoğlu'ndan tartışma yaratacak öneri!

Ahmet Davutoğlu 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin olarak tartışma yaratacak bir öneriye imza attı. Davutoğlu, ''Suça bulaşmamış, Türkiye Cumhuriyeti'nin adli kayıtlarında bir suç işlediği görülmeyen kişilerin ülkeye geri dönüşünü temin etmek üzere bir yasal düzenleme gerekli'' dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM'de kurulan komisyonun bir an önce görevini tamamlaması gerektiğini belirterek, suç kaydı bulunmayanların ülkeye dönüşünü temin etmek üzere bir yasal düzenlemenin gerekli olduğunu kaydetti.

Bu sürecin demokratikleşme paketiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, "Kayyımların belediye meclisi seçimlerini anlamsız kıldığı, her an yargıya olan güvenin sarsıldığı ve yargı borsalarının oluştuğu bir yerde 'terörü ortadan kaldırdım' dediğinizde başka bir çatışmayı başlatmış olursunuz. Bunu yaparken demokratikleşme ile kamu düzeni arasındaki ilişkiyi de doğru kurmak lazım. Geçmiş çözüm sürecinde kamu düzeninde gösterilen zaaflar maalesef o dönem örgütün çözüm sürecinde verdiği taahhütleri yerine getirmemesine yol açtı" ifadelerini kullandı.

''Çözüm süreci'' döneminde 2014-2016'da Başbakanlık yapan Ahmet Davutoğlu, bugün yaşanan süreç ve TBMM'de kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarına ilişkin konuştu. 

"Çok kritik bir süreç, 50 yıllık bir sorunun çözümü kolay olmuyor" diyen Davutoğlu, Meclis'teki komisyonun en önemli özelliğinin toplumun her kesimini, her siyasi yelpazeyi temsil etmesi olduğunu vurguladı.

Bu komisyonun kurulmasını başından itibaren desteklediklerini hatta, kurulmadan önce de kurulması gerektiğini söylediklerini ifade eden Davutoğlu, komisyon kurulmadan önce şu anda grupları adına komisyonda görev yapan üç milletvekili ve üç genel başkan olarak bir araya gelip komisyonda takip edilecek yol haritası ile ilgili kanaatlerini paylaştıklarını anlattı.

Komisyonda Gelecek Partisi'nden görevli Mustafa Bilici ile düzenli olarak her toplantıdan sonra ve gerekirse öncesinde bir araya gelerek düzenli değerlendirmeler yaptıklarını belirten Davutoğlu, "Şunu memnuniyetle ifade etmek isterim, birçok başka parti mensubunun da ifade ettiği gibi şu anda komisyonun en aktif, en yapıcı grubu Yeni Yol Grubu'nun milletvekilleri. İktidarla olan görüş ayrılıklarımız var, muhalefetle anlaştığımız veya bu konuda farklılaştığımız hususlar var ama bizim için bu mesele iktidar-muhalefet meselesi değil, Türkiye'nin önemli bir sorununun aşılması meselesi" ifadelerini kullandı.

"Komisyon görevini 1 Ekim'e kadar tamamlayıp, 1 Ekim'den sonra süratle bu sürecin tamamlanmasını gerekli görüyoruz"

Şu ana kadar komisyon çalışmalarının iyi gittiği söyleyen Davutoğlu, "Ancak yeterli olduğu kanaatinde asla değiliz" dedi. Ahmet Davutoğlu, "Bu komisyon bu sürecin zamana yayılması için bir gerekçe teşkil etmemeli. Bu komisyon vazifesini, görevini bir an önce tamamlamalı ve bundan sonraki aşamalara geçilmeli. O açıdan da biz komisyonun görevini mümkün olduğu kadar 1 Ekim'e kadar tamamlayıp, 1 Ekim'den sonra süratle bu sürecin tamamlanmasını gerekli görüyoruz" diye konuştu.

"Komisyonun Öcalan'ı dinlemesi sürecin doğal akışını olumsuz etkiler"

"Komisyonun Abdullah Öcalan'ı dinlemesi gerektiği" yönündeki görüşlerin hatırlatılması üzerine Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Şu anda böyle bir girişimin, sürecin doğal akışını olumsuz etkileyebileceği kanaatindeyim. Yani toplumun algısı da önemli. Toplumun şu anda bu sürece bir desteği var. Eminim İmralı'da yapılan görüşmelerde de böyle bir talep gündeme gelmemiştir. Çünkü bu sürecin ne kadar kritik olduğunu herkes biliyor. Zaten İmralı'dan gelen kanaatler, İmralı Heyeti tarafından komisyona ve ilgili taraflara bildiriliyor. Ama Türkiye'de bütün kesimler bu konuda bir müttefik olursa o ayrı bir konu ama şu anda sürecin çok dikkatli yürütülmesi lazım. İstismarlara yol açacak adımlardan da kaçınılması lazım."

"Toplumu rahatlatacak bazı düzenlemeler gerekli ama düzenlemeler toplumsal vicdanı rahatsız etmemeli"

Terör örgütü üyelerine genel veya kısmi af getirilmesine ilişkin tartışmalar konusunda da Davutoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Açıkça ifade etmek gerekirse nüfusuna oranla dünyanın en çok tutuklu bulunan ülkelerden birisiyiz, Türkiye olarak. Ve hapishane şartları o kadar kötü ki devlet neredeyse yeni hapishane, cezaevi açmayı bir başarı gibi görüyor. Halbuki cezaevi açılarak değil, cezaevi kapatılarak toplumda adaletin olduğu ispat edilir. Dolayısıyla toplumu rahatlatacak bazı düzenlemeler gerekli. Ama bu düzenlemeler de toplumsal vicdanı rahatsız etmemeli ve yeni suçları teşvik etmemeli. Yani mafya çetelerini, organize suç örgütlerini, çocuk istismarcılarını da kapsayan düzenlemelerin toplumda karşılık bulacağı kanaatinde değilim. Uyuşturucu gibi, kumar, bahis çeteleri gibi çeteler, toplumun yapısını bozan çeteler de aynı şekilde....

"Siyasal ve düşünce içerikli konularda bir düzenleme söz konusu olabilir ama genel bir af yapılırken çok düşünmek lazım"

Dolayısıyla eğer bu sürecin gerektirdiği bir düzenleme söz konusuysa ki söz konusu, çünkü 'eve dönüş yasası' diye dile getirilen; suça bulaşmamış, Türkiye Cumhuriyeti'nin adli kayıtlarında bir suç işlediği görülmeyen kişilerin ülkeye geri dönüşünü temin etmek üzere bir yasal düzenleme gerekli. Belli oranlarda siyasal suç niteliğindeki suçların, basına dönük suçların ve artık herkes tarafından kabul edilen ve sınırlarını çoktan aştığı düşünülen, çifte standart uygulandığını düşünen KHK ile ilgili düzenlemelerin yapılmasında toplumsal huzur bakımından fayda var. Yani siyasal içerikli ve düşünce içerikli konularda bir düzenleme söz konusu olabilir ama genel bir af yapılırken çok düşünmek lazım. Çünkü her genel af bir adım sonrasında, eğer o af çocuk istismarcılarını, mafyatik yapıları da içeriyorsa geçmişte olduğu gibi başka yaralara sebebiyet veriyor. Bu konuda bir toplumsal konsensüse hepimizin ihtiyacı var."

Geçmişte çözüm sürecinde Başbakanlık yaptığı hatırlatılarak, komisyona davet edilseydi önerilerinin neler olacağının sorulması üzerine Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Terörle mücadelede bu kadar aktif rol almış ve tecrübe kazanmış devlet adamları niye komisyona çağırılmaz? Bunu bir sormak lazım. Bu konuda herhalde Türkiye içinde ve dışında, hemen hemen herkes mutabık kalır ki çözüm süreci ve terörle mücadelede Başbakan, Dışişleri Bakanı olarak da başta Suriye ve Irak olmak üzere bölgesel her sürecin içinde yer aldım son 20 yıl içinde. Görevleri bıraktıktan sonra dahi bu sene içinde Kuzey Irak'a yaptığım ziyaretler ve yurt dışındaki temaslarımda da herkes öncelikle 'Bu süreç nasıl işliyor' diye bize yöneltiyor soruları.

"Herhangi davet pelinde değilim"

Herhangi bir davet peşinde değilim. Kendimi gündeme getirme peşinde de değilim. Ama bu komisyon görevini ifa edecekse ayrım gözetmeksizin herkesi dinlemesi lazım. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na saygım sonsuz ve hatta bunların davet edilmesini komisyon olarak biz teklif ettik Yeni Yol Partisi olarak. Ama onlar davet edilirken süreci fiilen yönetme erkinde bulunmuş Başbakanların, Cumhurbaşkanlarının davet edilmemesi komisyonun yansızlığına gölge düşürür. Sadece kendimi kastetmiyorum. 10'uncu Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, geçmişte 90'lı yıllarda fiilen bu süreçlerin içinde yer almış yaşayan başbakanlardan Tansu Çiller, herkes ön yargılı olmaksızın heybesinde ne varsa, zihninde ne varsa masaya koyması lazım. Bu bir sınavdır Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı için. Bakalım komisyon bir oyalama alanı mı, gerçekten çözüme dönük bir süreç mi işletecek? Bir sınavdır. Bakalım bu ülkenin son 20-25 yılında damgasını vurmuş siyasileri arasında ayrım yapılıp, birileri çağırılıp, birileri dışlanacak mı? Bunu burada göreceğiz. Komisyona katkım her zaman... Türkiye Büyük Millet Meclisi milleti temsil eder, çağrıldığım anda ben gelirim. 15 Temmuz Araştırma Komisyonu'na da aynı şekilde çok kapsamlı rapor vermiştim. Herhangi bir şahsi gündeme gelme kaygısı olmaksızın söylüyorum. Bu benim için değil Türkiye Büyük Millet Başkanlığı için bir sınavdır.

Kendi eski başbakanlarına, cumhurbaşkanlarına; Sayın Abdullah Gül'ü de katıyorum gelir gelmez o kendi takdiri; saygıları varsa, tecrübelerine, bilgisine güvenleri varsa komisyona çağrılmamız lazım."

"Geçmişte çözüm sürecinde Başbakanlık yapmış biri olarak komisyona ne gibi önerileri olduğunun" sorulması üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"Birçok şey öneririm. Bir kere zamanlamaya dikkat etmelerini öneririm. Dünya bir türbülanstan geçiyor. Suriye, Gazze, Irak'taki gelişmeler büyük riskler barındırıyor. 2013'teki çözüm sürecini akamete uğratan en temel dış faktör Suriye'deki kimyasal silah kullanımı ve Suriye rejiminin o zaman örgüt ile iş birliği halinde yaptığı şeyler, Suriye muhalefetine yönelik saldırılarıyla Suriye içinde denge değişince Türkiye'de bunun yansıması oldu. Şimdi de Suriye ve Irak'taki her gelişme Türkiye'yi etkiler. Türkiye bu sorunu bir an önce çözerse Suriye'yi de çözer, Irak'ı da çözer. Oradakilere de yardımcı olur ama bu yapılamazsa, süreç geciktirilirse ve Suriye'de istemediğimiz birtakım gelişmeler olursa, küresel güçler de buna müdahil olursa yani Şam yönetimi ile Suriye'nin değişik grupları arasındaki ilişkilerde, bir bakarsınız Türkiye'deki süreç de olumsuz etkilenir.

İkinci çok ciddi olarak dikkate alınması gereken husus şu: Demokratik özgürlüklerle kamu güvenliği arasında bir denge kurulması lazım. Demokratik özgürlükleri tartışmaktan kimsenin kaçınmaması lazım. 'Terörü biz çözelim ama demokratik alanda hala Türkiye az gelişmiş demokrasiler kategorisinde kalsın' denildiği zaman başka tür şiddetlerin kapısı açılır. Türkiye kapsamlı bir demokrasi, demokratikleşme, restorasyonun içine bunu yerleştirmesi lazım.

Kayyumların, belediye meclisi seçimlerini anlamsız kıldığı, her an yargıya olan güvenin sarsıldığı ve yargı borsalarının oluştuğu bir yerde terörü ortadan kaldırdım dediğinizde başka bir çatışmayı başlatmış olursunuz. Ha bunu yaparken demokratikleşme ile kamu düzeni arasındaki ilişki de doğru kurmak lazım."

Geçmişte ''Çözüm Süreci''nin başarıya uğramamasının nedenlerini de anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Geçmiş çözüm sürecinde kamu düzeninde gösterilen zaaflar maalesef o dönem örgütün çözüm sürecinde verdiği taahhütleri yerine getirmemesine yol açtı. Ayrıca Kürt vatandaşlarımızla ilgili sorunları sadece bir örgüte atfederek çözmeyi asla düşünmemek lazım. Bunları ayırt ederek kapsamlı demokratikleşme paketiyle, süreciyle teröre karşı Terörsüz Türkiye sürecini birlikte düşünmek lazım.

Terörsüz Türkiye dememek, 'Terörsüz bölge' demek lazım. Ben bunu ilk günden itibaren söyledim. Suriye'de çatışma var, Irak'ta çatışma var. Türkiye'nin orada bir taraf olacağı durumlar olacak. O sırada Türkiye de süreç yönetecek... Bunun olmayacağını biz 2013'te gördük. Hepimizin geçmiş tecrübelerden ders almalı ama geçmiş ön yargıları masaya koymadan düşünmemiz lazım.

Komisyona söyleyecek çok sözüm olur. Bunu kamuoyuyla zaten paylaşıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni temsil eden komisyonun da herkesi dinleyip en doğru tavsiyeleri yürütmeye iletmesi lazım."

"İYİ Parti ile de diyalog kurmak lazım"

Komisyonun başarıya ulaşıp ulaşmayacağı konusunda Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bu, komisyona yüklediğiniz misyonla ilgilidir. Eğer bu komisyona şu misyonu yüklediyseniz; başlatılan süreci topluma mal etme komisyonu, sürecin toplumun bütün kesimleri tarafından sahiplenilmesi gibi bir misyon; bu, bu komisyonun yapabileceği ve yapması gereken bir şeydir. Çünkü bütün siyasi partiler orada, sadece İYİ Parti katılmadı. Ama İYİ Parti'yle de diyalog kurmak lazım. Türkiye'de hiç kimseyi tedirgin etmeden bu süreci yürütmek lazım.

Diyarbakır Anneleri, Barış Anneleri, şehit ve gazi dernekleri ile aynı zeminde konuşmak çok güzel bir şeydir. Bu açıdan başarı şansı görürüm. Komisyona hukuki bir misyon yüklüyorsanız, dolayısıyla birtakım yasaları çıkarmak, o zaman da şunu sormak lazım. Hangi yasaları bekliyorsunuz? Orada da komisyon kendisini sınırladı zaten, 'Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili yasalar' dedi. 'Eve dönüş' benzeri bir yasa, suça bulaşmamışların topluma kazandırılması ile ilgili yasa. Bunlar yapılabilir ama kapsamlı bir anayasayı da bunun içine koyduğunuzda, o, bu komisyonun işi değil.

Üçüncüsü, komisyona yüklediğiniz anlam eğer şuysa, 'iktidar zor durumda kalmasın, topu Cumhurbaşkanlığı'ndan, yürütmeden Meclis'e alalım da Meclis üzerinden biraz oyalayalım ve kamuoyunu test edelim' ise bu çok yanlış bir beklenti olur. Bu beklenti komisyonun bu sürecin içinde olumsuz rol oynamasına yol açar."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.