Mehmet Akif Ersoy’un ek ifadesinin tam metni: “İlk kokaini Veyis Ateş getirince içtim”

Mehmet Akif Ersoy’un ek ifadesinin tam metni: “İlk kokaini Veyis Ateş getirince içtim”

Uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci Mehmet Akif Ersoy, 30 Aralık 2025’te ek ifade verdi. İfadesinde, ilk kokaini Veyis Ateş ile içtiğini beyan eden Mehmet Akif Ersoy’un ek ifadesine Medyascope ulaştı. İşte Ersoy’un ifadesinin tam metni.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında 11 Aralık’ta tutuklanan eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy, ek ifadesinin alınması için 30 Aralık 2025’te Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Ek ifade yaklaşık üç saat sürdü. Ersoy, ifadesinin ardından yeniden cezaevine gönderildi.

Mehmet Akif Ersoy ifadesinde, Veyis Ateş’in 2019 yılında Piyalepaşa’daki evine geldiğini söyledi, “Daha önce de bana ziyaretlere gelirdi. Oturur, sohbet ederdik. Ancak bu gelişinde yanında uyuşturucu madde ile gelmişti. Ben hayatımda ilk defa orada uyuşturucu maddeyi gördüm. Daha sonra uyuşturucu hakkında nedir, ne etkisi vardır şeklinde üzerine konuştuk” dedi.

“İlk kokaini Veyis Ateş getirince içtim”

O dönemler alkol bile almadığını söyleyen Ersoy, “Ben o dönemler alkol bile almıyordum. O gün ya da ikinci getirmesinde Piyalepaşa’daki evimde uyuşturucu maddeyi (kokain) ilk defa içtim. Hatta içerken de bağımlılık yapmasından ve yan etkilerinden biraz çekinmiştim. Bu olaydan kısa bir süre sonra Seba Flats’teki evime taşınmıştım. Bu dönemlerde Ebru Aydın ile sevgiliydim. Dilara Yıldız da Ebru’nun arkadaşıydı. Üçümüz bir gün balıkçıda yemek yerken Serap Saylan (?) ve yanında Ezel isimli bir kız ile tanıştık. Onların yanında başka kişiler de vardı ancak onları hatırlamıyorum. Serap ve Ezel beni ekrandan tanıdıkları için bu vesile ile gelip tanıştılar. Daha sonra Ebru bu kişiler ile Instagram’dan takipleşti. Bu şekilde arkadaşlığımız ilerledi hatta evlerine bizi yemeğe de davet etmişlerdi. 08.01.2020 tarihinde Serap ile Ebru, Serap’ın evinde bana sürpriz doğum günü partisi hazırlamışlardı. Ben de Serap’ın evine Ebru ile gittiğimde evde 10–12 kişi vardı” dedi.

Burada Ahmet Göçmez ile tanıştığını ifade eden Ersoy, “Kalabalık dağıldıktan sonra evde Ahmet, Serap, ben ve Ebru vardık. Başka kimse var mıydı hatırlamıyorum. Mutfağa doğru baktığımızda mutfakta bir hareketlilik olduğunu fark ettik, daha sonra anladık ki Serap ile Ahmet kokain içmişler. Sonra Serap bana daha önce denedin mi diye sordu. Ben de, evet bir kere denemiştim dedim. Ben o gün orada güvenemediğim için içmedim. Ancak bir buçuk ay sonra bir kere daha gittiğimizde içtim. O süre zarfında biz Ahmet ile arkadaş olduk. İkinci gidişimde Ahmet de oradaydı. Tam hatırlamıyorum ancak Ahmet ile beraber gitmiş olabiliriz. Ev yine kalabalıktı. Kalabalık dağıldıktan sonra Serap tekrar hazırlık yaptı. Ben de onlarla ilk defa orada kullandım. Serap bana mutfakta var dedi. Ben de mutfağa gidip buruna çekme şeklinde kullandım. Bu benim hayatımda ikinci defa uyuşturucu madde kullanışımdı. (O zamanlar Veyis Ateş ile tanışmak istiyorlardı. Tam nerede tanıştırdığımı hatırlamıyorum. Seraplar ve Ahmet benim evime de gelmişlerdi. Belki orada tanıştırmış olabilirim)” diye devam etti.

Ahmet Göçmez ile arkadaşlık ilişkisi

Bu süreçte Ebru Aydın ile ilişkilerinin ayrıl-barış şeklinde olduğunu, 8 Ocak 2021’den kısa bir süre sonra ayrıldıklarını ifade eden Mehmet Akif Ersoy, “Daha sonra ki süreçte ben Pınar ile sevgili oldum. Ahmet başta uyuşturucu madde kullandığını çok belli etmiyordu ancak samimiyet arttıkça uyuşturucu maddeyi daha sık kullandığını anladım. O zamanlarda Ahmet Maslak 1453’te oturuyordu. Biz tanıştıktan kısa bir süre sonra da Emirgan’a taşındı. Taşındıktan sonra da biz daha sık görüşmeye başladık. Ahmet benim ailemle ben de Ahmet’in ailesi ile tanıştık hatta birbirimizin arkadaşlarıyla da tanıştık. Bir araya geldiğimiz sosyal ortamımız da çok oldu. Ahmet’in Emirgan’daki evindeyken uyuşturucu madde olurdu. Birlikte birkaç defa kullandık. Üç-dört senelik süre içerisinde ortalama 10 kere Emirgan’daki evde uyuşturucu madde kullanmışızdır. Ahmet’in evinde sürekli olurdu. Dışarıdan geldiğine şahit olmadım ancak torbacısı olduğunu biliyordum” dedi.

“Ahmet ile yakın arkadaş olmamdan Pınar ve bazı arkadaşlarım rahatsız oluyordu”

Mehmet Akif Ersoy ek ifadesine şöyle devam etti:

“Ben o zamanlar madde kullandığımı Mustafa Manaz’a asla belli etmezdim çünkü uyuşturucu maddeyi çok karşıydı. Ben uyuşturucu maddeyi mümkün mertebe Ahmet ve dışında ve Fikirtepe’deki Gizem’in evi dışında bir ortamda kullanmadım. Çünkü bilinmesini istemiyordum. Ahmet ile yakın arkadaş olmamdan Pınar ve bazı arkadaşlarım rahatsız oluyordu. Gizem’in evinde de iki-üç defa içilmiş olabilir. Orada Ahmet ile Buse de vardı. Bizim Pınar ile evliliğimiz en başından beri zoraki bir evlilik oldu. Biz evleneceğimiz gün bile boşanacağımız günün tarihini konuştuk. Ben Pınar’a boşanma davasını açtırdım. Sonrasında Pınar feragat etti. Sonrasında da ben boşanma davası açtım. Ulus’taki evi Mustafa Manaz tutmuştu. O dönem ikimiz de boşanma aşamasındaydık. Hatta beraber tuttuk sayılır. Bir süre o evde kaldıktan sonra ben tekrar evime döndüm. O süreçte ben uyuşturucu madde bulamadığım için Ahmet’ten uyuşturucu madde istemiştim. O da bana bir-iki defa vermişti. Bazen de Ahmet’i arayıp bana uyuşturucu madde sipariş etmesini söyledim. Ben tanınan birisi olduğum için kendi telefonumdan sipariş etmiyordum. Alacağım zaman arkadaşlarımdan istiyordum. Bir kere de Seba Flats’teki evdeyken bu şekilde Serap’tan istemiştim. Ulus’taki eve uyuşturucu madde sipariş ettiğim zaman da kapıdan ben almazdım. Evde kim varsa onu aldırırdım. Zaten bu şekilde çok fazla olmamıştır.”

Süleyman Dinçer ile 2010’dan beri tanıştığını ifade eden Mehmet Akif Ersoy, “O da o zamanlar bizim meslekteydi. Bu sebeple tanırım. Daha sonra MİT’e geçmiş. Ufuk Tetik ile Haşim Süngü arasında bir problem vardı. Biz bunların problemine hakemlik ettik. Biz normal bunu arkadaş olarak çözdük ancak Süleyman bu işi kullanarak karşılığında Haşim’den para istemiş. Haşim de bu durumu bana söyledi. Ben de Süleyman’ı çağırıp kendisine fırça attım. Sonrasında Süleyman bir gün bana eşimi işe alır mısın diye ricada bulundu. Ben de referans oldum, işe alınmasına vesile oldum. Kenan Tekdağ aldı. Sonra bir sebepten dolayı işten ayrıldı. Sonra tekrar işe girmek için başvuru yaptı ancak bu sefer ben referans olmadım. Fatih Saraç referans oldu. Ben genel yayın yönetmeni olunca Büşra iş yönünden yükselebilmek için bana yakın durmaya başladı. Verdiğimiz görevi beğenmeyince işten ayrıldı ya da atıldı. O süreci çok bilmiyorum” dedi.

“Ela Rümeysa Cebeci ile hiçbir şekilde ilgim yoktur”

Fevzi Çakır ile Ela Rümeysa Cebeci’nin arasının çok yakın olduğunu belirten Ersoy, “Ela’nın işe girebilmesi için Fevzi aracılık yaptı. Benim Ela Rümeysa Cebeci ile hiçbir şekilde ilgim yoktur. Hayatımda hiç yalnız görüşmedim. Ela gözaltına alınmadan iki gün önce bana mesaj atmıştı. ‘Oturalım kahve içelim’ dedi. Ben de ‘Aynı kurumda çalışıyoruz, dışarıda görüşmemiz uygun olmaz’ dedim. O da ‘Sen de bekarsın, ben de bekarım evde görüşelim’ demişti” dedi.

Sercan Yaşar’ı hiçbir şekilde tanımadığını belirten Ersoy, Kübra Nur Uslu’yu kendisinin işe aldığını söyledi, “Mehmet Akif geldi başörtülü spikeri kovdu demesinler diye aldım. İşe almadan önce de ilgili kurumlardan güvenlik soruşturması yaptım. Elif Kılınç ile ben sadece tanışıyordum. Kendisinin bu muhabbetlerle ilgisi yoktur. Ece Aslan Gizem’in kuzeniydi. Kendisiyle Ulus’taki evde görüşmüştük. Ece ile bir ya da iki defa uyuşturucu madde kullandık. Ece ile yaklaşık bir buçuk yıldır görüşmüyoruz. Gizem Ahmet’in kız arkadaşıydı. Beni Ece ile Gizem Ayabaktı tanıştırdı. Ulus’taki evde mutfak dolabının içerisinde uyuşturucu madde vardı. Buradan alıp kullandığımız oldu” diye devam etti.

“Sadettin Saran ve Umut Evirgen’i tanımıyorum”

Mısır’da TRT temsilciliği görevinde bulunduğunu, darbeden sonra da hakkında Türkiye adına casusluk yaptığına dair haberler yapıldığını söyleyen Ersoy, “Bundan dolayı da benim oraya gitmemden dolayı sıkıntı olacağını düşünüyordum hatta Mısır’a giriş yasağım vardı. Mısır’daki yargı süreci tamamlanınca yasağım kalktı. Ben de bunu test etmek için Ece Mısır’daydı, ben de Mısır’a gittim. Mısır’da da Ece ile görüştük. Dilek Olgun bana çok yazdı ancak ben kendisini riskli gördüğüm için uzak durdum. Buse Öztay bana bir kere Instagram’dan yazmıştı, o şekilde tanışmıştık. Sonrasında uzun bir süre görüşmedik. Sonra tekrardan görüştük beraber uyuşturucu madde de kullanmıştık. Mustafa Karataş ve Ebru ile Sapanca’ya da gitmiştik. Daha sonra Alanya’ya da tatile gitmiştik” dedi.

Sadettin Saran ve Umut Evirgen’i tanımadığını vurgulayan Mehmet Akif Ersoy, şöyle devam etti:

“Bizim gittiğimiz Kütüphane şu anki Terapidir. Yeni Kütüphane’ye en fazla iki-üç kere gitmişimdir. Ali Yaşar Koz Kütüphane’nin işletmecisidir. Yılmaz Efe’yi tanıyorum. Kütüphanenin ortağıdır. Çağatay Özdemir ile yüz yüze tanışmadım ancak telefonda tartışmışlığım var. Kendisi eski iletişim başkan yardımcısıdır. Herhangi bir hukukum yoktur. Bir Cumhurbaşkanlığı seyahatinde eski eşim Pınar’a münasebetsiz mesajlar attığı için kendisi ile telefonda tartışmıştım. Kendisi de özür mesajı atmıştı. Esra Öztürk ile hatırladığım kadarıyla 2012 senesinde tanışmıştım. İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu’nda çalışıyordu diye hatırlıyorum. Daha sonra Esra ile birlikte bir kitap çalışmamız oldu. Sonrasında onun evinde bilekliğimi unutmuşum. Sonra benim Pınar ile ilişkiye başladığımı duyunca gelip, ‘Bilekliğini bende unutmuşsun’ diye Pınar’ın yanında bilekliği fırlattı. Ben kendisi ile yaklaşık beş-altı senedir görüşmüyorum. Son dönemde bana birkaç kez iyi misin diye mesaj atmıştı. Ben de cevap vermemiştim. Reyhan Köse’yi tanıyorum. Ahmet’in evinde birkaç kez görüşmüştük. Hatta bir defasında Meltem Acet, Reyhan Köse, Ahmet ve ben vardım. Ahmet, Reyhan ve ben uyuşturucu madde kullandık ancak Meltem’in kullandığını görmedim.”

Hande Sarıoğlu ile ben beş senedir görüşmediğini, onun bu durumlarla alakası olmadığını belirten Mehmet Akif Ersoy, “Ufuk Tetik’in arkadaşı Şakir Tekin’in evinde uyuşturucu madde kullanıldığına birkaç kere şahit oldum. Ancak biz gittiğimizde uyuşturucu madde evdeydi, dışarıdan birisi getirmedi. Ben en son olarak Mustafa Manaz’ın ofisinde Burcu ve Mustafa Manaz ile uyuşturucu madde kullandım ve bir daha kullanmadım. Çeşme’de uyuşturucu haplar ile havuza atladığıma ve hayıflandığıma ilişkin iddialar tamamen iftiradır” dedi.

Taner Çağlı’nın Arnavutköy’deki evine iki-üç defa gittiğini söyleyen Mehmet Akif Ersoy, “Bir keresinde orada bulunan tanımadığım isimlerin evde salonda açık bir şekilde uyuşturucu kullandıklarına tanık oldum. Hatta Taner bana kullanabileceğimi söyledi. Ben de kesinlikle olmaz demiştim. Çünkü hem kalabalık hem de ortak yerde kullanılıyordu. Şahısların bir kısmı fenomendi ancak isimlerini hatırlamıyorum, hatırladığımda beyanda bulunacağım” dedi.

Ebru Aydın’ın karanlık bağlantılarının olduğunu düşünmediğini vurgulayan Mehmet Akif Ersoy, “Ebru’nun karanlık bağlantıları olduğunu düşünmüyorum. Ablasının bir terör örgütüne üyeliği doğrudur. Hatta annesi ile birlikte emniyete gidip ablası hakkında ihbarda bulunduğunu biliyorum. Ablasının yurtdışına nasıl kaçtığını ben bilmiyorum. Hatta kaçtıktan sonra annesi ve Ebru’nun ablasına birçok kez gelip teslim olması için kendisiyle konuştuğunu biliyorum” dedi.

Kenan Tekdağ ile ilişkisi ve Habertürk’te işe başladığı süreç

Mehmet Akif Ersoy, Mısır’da TRT temsilcisi olarak çalışırken Kenan Tekdağ ile birlikte Habertürk yayınlarına çıktığını belirtti, “Fatih Saraç vesilesi ile Kenan Tekdağ ile tanıştım. Dönüşümde Kenan Tekdağ ile oturup sohbet ve muhabbetler ettik. Bu şekilde samimiyetimiz ilerledi. Kenan Bey de bu genç yaştaki bilgi ve becerimi överdi. Bu süreçte beni Habertürk programlarına konuk olarak davet ettiler. Kenan Tekdağ tam anlamıyla bu konularda yetenek avcısıydı. Ben o zamanlar TRT’de çalışıyordum. Beni programlarına davet ettikleri zaman da telif hakkı öderdi. Daha sonra ben Diyanet’e geçtim. Mehmet Görmez hoca ile çalıştım. Bu süreçte dört-beş ayda bir görüşürdük. Ben Diyanet’te çalışırken ekranlara çıkmamaya başladım. Sonra bana, ‘Sen iyi bir televizyoncusun gel Habertürk’te çalış’ dedi. Daha sonra ben Diyanet’ten ayrıldım. TRT’ye döndüm. Daha sonra tekrar iş teklifi konusunda birkaç kez daha benzer görüşmeler oldu” diye devam etti.

Mehmet Akif Ersoy şöyle devam etti:

“Ben de 2018 yılında TRT’den istifa ederek Habertürk’te spiker olarak işe başladım. Bundan sonra samimiyetimiz daha da ilerledi. Ben de Kenan Bey’in bilgisi dışında iş yapmadım. İş hayatımda yine ona sorarak ilerledim. Hatta iki yıl önce TV100’den iş teklifi aldım ve ciddi miktarda para veriyorlardı. Teklif de cazipti. Gitmek istediğimi Kenan Bey’e söyledim. O da uygun görmedi. Ben de vefa ilişkimden dolayı teklifi reddetmek zorunda kaldım. Daha sonra kanal TMSF’ye devredilince yine ayrılmak istedim. (Bunu da ilgili yerlere ilettim ancak TMSF devam etmemi istedi.) Tazminatımı hesaplatmak için insan kaynaklarına gittim. Ve şu durumla karşılaştım. Yarın bir gün işten çıkarıldığım zaman tazminatım çok yüksek çıkmasın diye maaşımın yarısı spikerlik olarak diğer yarısı da genel yayın yönetmeni olarak düzenlenmiş. Bu durumu görünce çok üzülmüştüm. İmamoğlu’nun Show TV’yi almak istediğine dair iddialar sosyal medyada da dolaşmıştır ancak bu iddialar yalandır. Ayrıca benim de Adem Soytekin’i arayıp Habertürk’ü satın al ben haberlerim dediğime ilişkin iddialar da iftiradır. Kesinlikle kabul etmiyorum.”

Nur Köşker’in beyanlarının yalan olduğunu ileri sürdü

Nur Köşker’in iddialarını yalan olduğunu ileri süren Mehmet Akif Ersoy, “Nur Köşker saçma hareketlerde bulunduğu için kanaldan kovulmuştur. Bu yüzden bize husumet beslemektedir. Habertürk’ün asansörlerinde 7/24 kamera kayıttadır. Beyanları iftiradır ve asılsızdır. Daha önce de çalıştığı bir kanalda buna benzer bir iftirayla davaya konu olmuşlar diye duydum. Genel yayın yönetmeni olmadan önce arkadaş olarak mesajlaşmış olabilirim ancak genel yayın yönetmeni olduktan sonra hiçbir şekilde mesajlaşmadım” dedi.

Özür diledi

Ebru Aydın’ı yaklaşık üç buçuk senedir, Buse Öztay’ı yaklaşık bir buçuk yıldır, Dilara Yıldız, Ece Aslan, Gizem Ayabaktı’yı bir yılı aşkın süredir görmediğini söyleyen Mehmet Akif Ersoy, ifadesini şöyle bitirdi:

“Yaşadığım tüm bu olaylar benim için öncelikle kendime asla yakıştırmadığım şımarıklık, basiretsizlik ve bir çirkinliğin içine düşmüş olmamdan kaynaklıdır. 16 yıldır inşa etmeye çalıştığım itibarımı ve beni seven insanları böylesine çirkin bir akıbet ile karşı karşıya bıraktığım için çok üzgünüm. Sonuçları itibariyle bugün karşı karşıya olduğum durum benim için çok büyük bir ders oldu. Önce Allah’a tövbe sonra sevdiğim, yol yürüdüğüm, beni sevmiş ve takdir etmiş herkese bir özür borcum var. Tek tesellim hâlâ hayattayken böyle bir musibeti, sonucu görmüş olmak, bundan arınma ve yeni bir yönelime ulaşma gayretinde olacağım. Gazeteci Akif, insan Akif’ten, insan kardeşlerinden, toplumundan ve yaratıcısından nedamet göstermekte ve özür dilemektedir. Diyeceklerim bunlardan ibarettir.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.