Kartalkaya faciasında hayatını kaybedenler törenle anıldı: 'Biz yaşayan ölüleriz'

Kartalkaya faciasında hayatını kaybedenler törenle anıldı: 'Biz yaşayan ölüleriz'

Bolu Kartalkaya'daki Grand Kartal Otel'de hayatını kaybedenler otele önünde düzenlenen törenle anıldı. Ceren Yaman Doğan ve 16 yaşındaki kızı Lalin Doğan’ı kaybeden Rıfat Doğan, “Bizim hayatımızın rengini ve tadını aldılar. Hayat devam ediyor belki ama biz yaşayan ölüleriz” dedi.

78 kişinin hayatını kaybettiği ve 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangının birinci yılında otel önünde anma töreni düzenlendi.

Yangının çıktığı saat 03.18'de düzenlenen anma töreninde yangında yaşamını yitirenlerin fotoğrafları ile isimlerinin bulunduğu pankart asıldı. Fotoğrafların önüne karanfiller bırakıldı. Otelin duvarına ise yangında yaşamını yitirenlerin isimleri ve "Sessizlik seçimdi" yazıları yansıtıldı. Yangında hayatını kaybedenler anısına gökyüzüne dilek balonları bırakıldı.

"ACILARIMIZ HİÇ DİNMEDİ"

Yangının ilk anında otelden çıkan ancak mahsur kalanları kurtarmak için tekrar içeriye girin oğlu Yiğit Gençbay’ı kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, “Organize bir kötülüğün içinde canlarımızı kaybettik. Ben de evladımı kaybettim. Bu felaketten çıkmış olmasına rağmen içerde kalan acılı insanların yardım çığlıklarına duyarsız kalamayarak arkadaşı Alp ile birlikte tekrar o ateşin içine girerek kaybetti evladım. İyilik adına oraya girdi ve o uğurda da hayatını kaybetti. Acılarımız hiç dinmedi, hep üstüne koyarak, artarak devam etti. Bu süre içerisinde tutunduğumuz bir tek şey vardı, o da adaletti; adalete olan inancımızdı. Soruşturma başladı, Meclis’te komisyonlar kuruldu, duruşmalar yapıldı. İlmek ilmek ekleyerek adeta iğneyle kuyu kazarak adaletin tecelli etmesi noktasında herkes elinden geleni yaptı” dedi.

"YARGIYA GÜVENİN EN ALT SEVİYELERDE OLDUĞU BİR AŞAMADA..."

Yargılama sonucunda verilen kararları hatırlatan Gençbay,  şöyle devam etti:

"Bu karar gerçekten adil bir yargılama sonunda verilen karar toplum vicdanında yerini buldu. Adeta bu şekilde başka acılarla yanan insanların ‘Kartalkaya’daki adaleti istiyorum’ diyecek kadar markalaşan bir karar oldu. O nedenle bu karar toplumda karşılığını buldu, vicdanlarda yerini aldı. Yargıya güvenin en alt seviyelerde olduğu bir aşamadayken bu karar toplumda bir ışık oldu. İnsanların yargıya olan güven algısı değişti. Cezasızlık algısının toplumdan kalkacağı noktasında bir düşünce oluşmaya başladı. O nedenle bu karara sahip çıkmamız gerekiyor. O nedenle bu karara dokundurtmamamız gerekiyor ve sonuna kadar da arkasındayız. Ancak yine hep söylediğim gibi bu yargılama eksik başlamıştı. Bu işletme sahiplerini denetlemekle görevli olan Turizm Bakanlığı’nın denetlemeden sorumlu kamu görevlileri, buradaki misafirlerin ve çalışanların can güvenliğinden sorumlu olan iş sağlığı ve güvenliği açısından denetleme görevi olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda denetlemeden sorumlu kamu görevlileri, verilen kararın da dayanağı olan bilirkişi raporunda açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen birinci derecede bu olayın oluşmasında sorumlu olmalarına rağmen bunlar hakkında ilgili bakanlıklar ve bakanlar tarafından soruşturma izni verilmemesi nedeniyle bunların yargılanması açısından yargının önüne bariyer konmuştu."

Image

Uğraşları sonucu bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verildiğini hatırlatan Gençbay, "Ancak bu kişiler hala görevlerinin başındalar ve delillerin üzerinde oturmaya devam ediyorlar. Biz Turizm Bakanlığı’na müracaat ederek bu kişilerin derhal açığa alınmalarını talep ettik. Ama olumlu bir karşılık bulamadık. Cumhuriyet Başsavcılığı’na da başvurduk taleplerimiz devam ediyor. Davanın açılmasını bekliyoruz" diye konuştu.

RIFAT DOĞAN: "BİZİM HAYATIMIZIN RENGİNİ VE TADINI ALDILAR"

"Önce bizi bir yıl acıyla yoğurdular, bizim hayatımızın rengini ve tadını aldılar. Hayat devam ediyor belki ama biz yaşayan ölüleriz” diyen eşi Ceren Yaman Doğan ve 16 yaşındaki kızı Lalin Doğan’ı kaybeden Rıfat Doğan, şunları söyledi:

“Davadan çıkan karar emsal karar. Bu bizim hukuka olan güvenimizi bir kez daha tazeledi. Şimdi aynı durumu kurumlar için de bekliyoruz. Herkesin hak ettiği cezayı alacağına inanıyoruz. Mücadelemize devam ediyoruz. Mahkeme heyeti ve Başkanı'na olması gereken kararı vermiş olduğu için teşekkür ediyorum. Ama Savcılık makamı tüm deliller ve şahitler aleyhine olmasına rağmen yargılama aşamasında ne olduğunu anlamadığımız bir şekilde bir anda yönetim kurulunun cezasını olası kasttan, bilinçli taksire düşürülmesini istedi. O da yetmezmiş gibi yemeyip içmeyip bir de istinafa taşıdı kararı. Neden böyle bir şey yaptığını anlamıyoruz. Ben Bolu’da yaşıyorum bu sanıklar bizzat yönetimin içindeydi. Savcılık makamına sadece şunu söylemek istiyorum; evlerine gidip karılarına sarılıp çocuklarını öptükleri zaman gözlerinin önüne 78 canın cansız bedeni gelsin ki verdikleri kararın neden fikirlerini değiştirdiyse o değişen fikri bir sorgulasınlar."

ERAY MERCAN: 'OĞLUMUN KIYAFETLERİNİ GİYİYORUM, BİLEKLİĞİNİ TAKIYORUM'

Yangında oğlu Alp Mercan’ı kaybeden Eray Mercan ise duygularının çok kırılgan olduğunu kaydetti ve kendilerini "yaşayan ölüler" olarak gördüklerini söyledi. "Görüntü itibarıyla sanki yaşıyormuşuz gibi görünüyor ama ruhen yaşamıyoruz" diyen Mercan, oğlunun kıyafetleriyle anmaya geldiğini belirtti ve şöyle devam etti:

"Bazı filmlerde olur durdururlar, ben de bizim hayatımızın durduğunu düşünüyorum, bir yılın geçtiğine hiç inanmıyorum. Bugün buraya geldik, sanki o gün yangın gününe geri gelmiş gibiyiz. Buraya gelmemiz çok zor bir şey ama anmamız gerekiyor. Bir kahramanın, bir şehidin ruhu çok yücedir. Biz inşallah ona yakışan bir baba, bir ebeveyn oluruz. Bugün oğlumun kıyafetleriyle geldim. Onu yaşatıyoruz. Bilekliğini takıyorum, onun montunu giyiyorum. Bana uyan kıyafetlerini giyiyorum. Onunla birlikte yaşıyoruz. Toplumda Alp ve Yiğit’e olan bir sevgi seli var. Her gittiğimiz yerde Alp’in babası olarak kabul edilmek, bu şekilde bilinmek acıyı hafifletmiyor ama biraz teselli oluyor. Allah kimsenin başına vermesin. Hayatında ilk defa kendisi için bir organizasyon düşünmüş, kayağa gelmiş ve o da bu şekilde sonuçlandı. Vurdumduymaz insanların, sorumsuz insanların tedbirsiz misafir kabulleriyle, para hırsıyla bu noktaya gelinmesi çok acı bir şey.

"BU ÇOCUKLARI FEDAKARLIĞI BOŞA GİTMESİN İSTİYORUZ"

Cezaya itiraz etmesini kabullenemiyorum vicdanımda. Çocuklarımızı kaybetmememiz, hiç yerine kaybetmememiz lazım. Bu toplum vicdanında kabul görmüş bir karar. Türkiye’de bu cezanın ağır olduğu konusunda hiç kimsede bir tereddüt yok. Sayın Cumhurbaşkanımız da cezaların yerinde olduğunu dile getirdi. Ben yargıya güvenmek istiyorum. Bu çocukların yaptığı mücadele boşa gidemez, bu canlar boşa kaybedilemez. Bu ceza 76 canımızı, Alp’i ve Yiğit’i geri getirmeyecek ama aynı sorun yaşanmasın, bu çocukları fedakarlığı boşa gitmesin istiyoruz."

SERPİL GENÇBAY: 'HERKES HAK ETTİĞİ CEZAYI ALSIN'

Yangında oğlunu kaybeden Ankara 11. İdare Mahkemesi Başkanı Serpil Gençbay da "Bir yıl… Şimdi diyorum ki her gün ağladık, öldük o bir yıl nasıl geçti. Kabus gibi, hızlı geçer ve anlamazsınız ya.. Şimdi sanki otelde o günü yaşadık. Nasıl bir yıl dayanabildik bilmiyorum. Kabus gibi her gecemiz, her günümüz. Bütün sorumluların cezalarını almalarını istiyoruz. Birinci dava sürecinde de anladık ki bu tek başına bir kusur değil. Geçmişten başlayan günümüze kadar süren eksiklik, yanlışlık, kusur, hata… Aradığınız ne varsa bu davada var aslında. Bu nedenle asıl mücadeleler bundan sonra da başlıyor ve devam edecek. Bizleri bir nebze olsun ayakta tutan da bunlar olacak. Herkes hak ettiği cezayı alsın. Kimsenin yaptığı yanına kalmasın, bizim çocuklarımız da orada rahat uyusun. Biz de bu acıyla bir şekilde ömrümüzün sonuna kadar yaşamaya devam edeceğiz" diye konuştu.

NE OLMUŞTU?

Bolu Kartalkaya'daki Grand Kartal Oteli'nde 21 Ocak gecesi meydana gelen yangında 34'ü çocuk, 78 kişi hayatını kaybetti, 133 kişi yaralandı. Türkiye'yi yasa boğan otel yangını, dünya tarihinde en fazla can kaybının yaşandığı otel yangınlarından biri olarak kayıtlara geçti. Okulların yarı yıl tatili sırasında, 21 Ocak 2025'te yaşanan facia sonrası sorumluların tespiti tartışmaları yaşandı, otel sahibi ve çalışanlarının yargılandığı 7 Temmuz'da başlayan davada, 31 Ekim'de karar çıktı. Mahkeme, otelin sahibi Halit Ergül'ün de aralarında olduğu 11 sanığa, yangında hayatını kaybeden 34 çocuk yönünden 34'er kez müebbet, 44 yetişkin yönünden de 44'er kez 24 yıl 11'er ay hapis cezası verdi.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise aralarında otelin yönetim kurulu üyeleri Emine Murtezaoğlu, Ceyda Hacıbekiroğlu ile Elif Aras, otel müdürü Zeki Yılmaz ve Bolu İl Özel İdaresi’nde görevli sanıkların cezasını fazla bularak kararı istinafa taşıdı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.