Ertuğrul Özkök: Siz erkekler ve kadınlar: “Yahudi ön sevişmesi” nedir bilir misiniz?

Ertuğrul Özkök: Siz erkekler ve kadınlar: “Yahudi ön sevişmesi” nedir bilir misiniz?

Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "Siz erkekler ve kadınlar: “Yahudi ön sevişmesi” nedir bilir misiniz?" başlıklı yazısını kaleme aldı.

“Yahudi ön sevişmesi…”
78 yıllık hayatımda ilk defa duyduğum bir kavram.
Tabi ki “Ön sevişme nedir” bilirim.
“Yahudi” kimdir, onu da bilirim.  
Ama ikisini yan yana getirmek bugüne kadar hiç aklıma gelmemişti.
Ta ki, geçen çarşamba akşamı bir Yahudi bu soruyu bana soruncaya kadar…

FRANSIZ ÖN SEVİŞMESİNİ BİLİRİM, TÜRK ÖN SEVİŞMESİNİ DE BİLİRİM

Fransız ön sevişmesi desen şaşırmam…
Türk ön sevişmesi desen, biraz zorlarım, biraz kendimden çıkarak cevap verebilirim.
İkisi arasındaki farkı da çok iyi bilirim.
Arap ön sevişmesi desen, onu da tahmin edebilirim.
Ama “Yahudi ön sevişmesi” derseniz…
Hayal bile edemem.
Nedense gözümün önüne Hasidikler gelir ve o iki kelimeyi yan yana getiremem.

SORUYU SORAN YAHUDİ'YDİ, CEVABINI DA O VERDİ

Soran bir erkekti.
“Hayır, Yahudi ön sevişmesi diye bir şeyi hayatım boyunca duymadım, tahmin de edemiyorum” deyince cevabı 3 kelimeyle kendi verdi:
“20 dakika yalvarmaktır…”
Bir anda makaraları sardım ve “Yahu bunu ben de biliyorum” dedim.
Demek ki Türklerle Yahudilerin hiç olmazsa bu konuda bir benzerliği varmış.
Ama orada bitmiyor.

YALVARMAYACAĞIN BİR İTALYAN KADINI NASIL İKNA EDİLİR?

Öteki erkek, “20 dakika yalvarmamak için mi bir İtalyan kadınla evlendin?” diye soruyor.
O da “Evet” diyor.
Peki onu nasıl ikna ettin?
“Yahudi mıknatısı ile kendime çektim…”
Nedir o?
“Beni çok seviyor. Çünkü onun tam tersiyim. Eğlenceliyim, komiğim ve en önemlisi şapşalım…”

YAHUDİ ESPRİSİ OLUNCA ÇOK TEMKİNLİYİM ÇÜNKÜ

Tabii işin içinde bir Yahudi esprisi olunca çok temkinli gidiyorum.
Çünkü geçmişte Yahudilerle ilgili çok masum bir şaka yapmıştım. Öyle ırkçı falan hiç değil. Bir Türk olarak kendimle ilgili yaptığım bir şakadan daha bile masumdu.
Ama her zaman takdir ettiğim Türk Yahudi cemaatinden tepki aldım.
O zaman onlara “Yahu ben kendimizle dalga geçmeyi Yahudi mizahçılardan öğrendim. Woody Allen, Mel Brooks, Jerry Seinfeld, Larry David’den…
Mizah anlayışımda bu Yahudi mizahçıların çok büyük etkisi vardı” deyince, bana şu cevabı verdiler:

BİZ ANCAK KENDİ İÇİMİZDEN GELEN ESPRİYİ KABUL EDEBİLİRİZ

“Öyle ama biz geçmişimizde çok büyük travması olan bir toplumuz. O nedenle ancak kendi içimizden birinin yaptığı espriyi kabul edebiliyoruz.”
Onların kabul ettiği buydu ama bu benim kabul edebileceğim bir şey değildi.
Ama bu soruyu soran ve cevabını veren bir Yahudi olduğu için rahatlıkla bu konuyu yazıyorum.

20 DAKİKA YALVARAN YAHUDİ SİNEMACI KİMDİ?

Mel Brooks’tu soran.
Belki genç kuşaklar tanımaz ama Mel Brooks, New York Yahudi toplumunun çıkardığı en büyük mizahçı, komedyen, senaryo yazarı ve yönetmenidir.
Bütün gençlik yıllarımda beni kırıp geçiren “Blazing Saddles" (Çılgın Kovboylar), “Genç Frankeştayn”, “Sessiz Film”, “Yükseklik Korkusu”, “Dünya Tarihi: Bölüm 1”, “Olmak veya Olmamak”, “Uzay Topları”, “Drakula: Ölü ve Mutlu” filmlerinin her birini kim bilir kaç defa seyrettim.
Benim için o, absürd, cesur, politik olarak zerre umursamaz komedinin kralıdır.

YAHUDİ MIKNATISI İLE İKNA ETTİĞİ EŞİ KİMDİ?

Mel Brooks bugün 99 yaşında.
HBOMax üç hafta önce onun belgeselini yayına soktu.
Adı “99 Yaşında Bir Adam…”
“Yahudi mıknatısı” ile kendine çektiği ve evlendiği eşi Anne Bancroft’tu…
Yani “Graduate”(Mezuniyet) filminin ünlü kadın oyuncusu…
Üniversiteyi bitiren Dustin Hoffman’ın oynadığı Benjamin Braddock, üniversiteden yeni mezun olmuş 21 yaşında bir gençti.
Filmde onun ilişkide bulunduğu, aile dostları Mrs Robinson ise 40’larının başında evli bir kadındı…

21 YAŞINDAKİ BEKAR ERKEK, 40 YAŞINDA EVLİ KADINLA OLURSA

Genç erkeğin yaşça epey büyük kadınla ilişki yaşadığı film, yıllarca bizim nesil erkeklerin hayal dünyalarını etkiledi. 
Filmdeki rol dağılımı çok tartışılmıştı.
Çünkü filmin çekildiği yıl, genç erkek rolünü oynayan Dustin Hoffman gerçekte 29, Anne Bancroft ise 36 yaşındaydı.
Yani erkeğin yaşı küçültülmüş, kadının yaşı büyütülmüştü…
Anne Bancroft o filmi çekerken 4 yıldan beri Mel Brooks’la evliydi.
Hollywood tarihinin gördüğü en büyük evlilik ve aşk hikâyelerinden biriydi.

BİR ERKEK VE BİR KADIN BİRBİRİNE NASIL BÖYLE GÜZEL BAKABİLİR

Bu aşk, Anne Bancroft’un, 73 yaşında, öldüğü güne kadar aynı heyecan ve sevgiyle devam etti.
Mel Brooks’un belgeselinin neredeyse her bölümünde bu aşkı görüyorsunuz.
Bir kadınla bir erkeğin birbirine nasıl bu kadar güzel bakabildiğini görünce daha da çok seviyorsunuz.

BEN İLERİ SEVİYEDE ZEVKSİZLİĞİ İLE TANINAN BİR İNSANIM

Mel Brooks ilk dönemlerinde özellikle New York film eleştirmeni 'nomenklaturası' tarafından yerden yere vuruldu.
Onu büyük bir zevksizlik ve bayağılık ile suçladılar.
Kendisi de eleştirmenlerin bu yazılarına karşı, “Ben ileri seviyede zevksizliği ile tanınan bir insanım” diyerek alay etti.
Hele hele bazı filmlerinde Hitler mizahı yapmaya başladığında bu eleştiri ağır bir suçlamaya dönüştü.
“Sen 6 milyon insanını gaz odalarında kaybetmiş bir milletin katili ile ilgili böyle espriler yapamazsın” dediler.
Oldukça güçlü ve onun kariyerini etkileyebilecek bir entelektüel baskıydı bu.

BİR DİKTATÖRÜ DEVİRMEK İSTİYORSANIZ ONU PALYAÇOLAŞTIRIN

Ama o yılmadı. 
Bu eleştirilere verdiği cevap şuydu:
“Hitler ile dalga geçebilmek ona yapılabilecek en ağır hakarettir.”
Bu da cesaret ister.
New York entelektüelleri yıllar sonra onun yapmak istediği şeyleri anladılar.

PUTİN, MİZAHÇILARI NİYE SEVMEZ VE HAPSE ATTIRIR?

Gece programlarının ünlü sunucusu Conan o’Brien belgeselde şunu söylüyor:
“Bir diktatörü devirmenin en etkili yollarından biri onu ti’ye almaktır, gülünçleştirmek, palyaçolaştırmaktır.”
Arkasından soruyor:
“Putin mizahçıları niye hiç sevmez, komedyenleri niye tutuklatır?”
Cevabını da şöyle veriyor:
“Şaka sevmedikleri için değil, şakanın kendilerini devirebileceğini bildikleri için…”

BİR YAHUDİ, HAZRETİ MUSA İLE İLGİLİ ŞAKADA NEREYE KADAR GİDEBİLİR?

Mel Brooks bize bir mizahçının dinlerle ilgili esprilerinde nereye kadar gidebileceğini de anlattı yıllar boyunca.
“Dünya Tarihi: Bölüm 1” filminde mizah antolojilerine geçmiş bir espiri vardır.
Hazreti Musa kollarında üç ayrı tabletle dağda görünür.
Yahudi inancının 10 Emir’inin indiği andır bu.
Hz. Musa’nın elinde ise 3 ayrı tabletten oluşan “15 Emir” vardır.
Tam konuşmaya başlayacağı sırada kolundaki tabletlerden biri yere düşer kırılır.
Hz. Musa elinde kalan iki tableti gösterir, “15 Emir yerine 10 Emir” der.
Yahudi Kuruluş efsanesinin en hassas konusudur.
Ama İngiltere’de Monty Python, New York’ta Mel Brooks o efsaneleri aynı yıllarda sallamaya başlamışlardır.

MEĞER DAVİD LYNCH’İ SİNEMAYA O KAZANDIRMIŞ

HBOMax’daki belgeseli izlerken bugüne kadar hiç bilmediğim bir şeyi öğrendim.
Meğer David Lynch’i yönetmen olarak ilk ortaya çıkaran o olmuş.
David Lynch işsiz bir sinemacı gençmiş.
Evlenmeye hazırlanıyormuş ve kayınvalidesi kızına “Söyle bu adama bir iş bulsun, biraz para kazansın” demiş.
David Lynch de yapımcı bir arkadaşını arayıp “Elinde bir senaryo var mı?” diye sormuş.
“Evet var ama önce bir Mel Brooks’la görüşüp, onun onayını alman gerekir” demiş.
Çünkü senaryo onun elindeymiş ve yapımcısı da o olacakmış.

CRONENBERG’İN “SİNEK” FİLMİNİN DE YAPIMCISI O

David Lynch gidip görüşmüş.
Mel Brooks onu çok kısa dinleyip, “Tamam senaryo senin” demiş.
Sinema tarihinin en kült filmlerinden biri olan ve David Lynch’e ün getiren “Fil Adam” filmi böyle ortaya çıkmış.
David Lynch, “Filmin her aşamasında dimdik arkamda durdu. Bugün ben varsam onun sayesinde” diyor belgeselde.
Ayrıca David Cronenberg’in “The Fly” (Sinek) filminin de yapımcısı oymuş.
Herhalde, bir zamanlar kendisi ile alay eden ve burnundan sinek aldırmayan sinema eleştirmenlerine nanik yapmanın en güzel yolu buydu.

TELEVİZYONDA ÇARKIFELEK SEYREDİP UYUYAKALAN İKİ YAŞLI ADAM

Dizinin beni en çok etkileyen bölümü finaliydi.
Mel Brooks’un hayattaki en iyi arkadaşı, ünlü oyuncu ve yapımcı Carl Reiner’di.
Yani geçenlerde kaybettiğimiz “Stand By Me” filminin yönetmeni Rob Reiner’in babası.
İki arkadaş, hayatlarının son döneminde her gün beraberlermiş.
Her öğleden sonra Carl Reiner’in evinde buluşup gece yarısına kadar televizyonda “Çarkıfelek” programını izleyerek ve zaman zaman uyuyarak vakit geçirirlermiş. 
Bazen onlara Seinfeld dizisinin oyuncusu Jerry Seinfeld ve Larry David de katılırmış.

SEINFELD’E GÖRE HER ALANDA BAŞARILI OLURSAN MÜKAFATIN NEDİR?

Jerry Seinfeld onları şöyle anlatıyor:
“Hayatta her alanda başarılı olursan sonunda mükafatın nedir? Herhalde canın gibi sevdiğin bir arkadaşınla birer sandalyede oturup, önündeki küçük masadaki pastırmalı sandiviçi yerken Çarkıfelek’i seyretmek, zaman zaman uyuklamaktır…”
Düşündüm…
Hiç de fena olmayan, sempatik bir final…

ÇARKIFELEK ARKADAŞI KOLLARINDA ÖLDÜ

Carl Reiner 29 Haziran 2020’de arkadaşı Mel Brooks’un yanında öldü.
98 yaşındaydı.
Mel Brooks onun ölümünden sonra daha epey bir süre onun evine gidip, o televizyonun karşısındaki sandalyede oturmaya devam etti.
Tek fark, artık tek başına uyuklamasıydı.
Dünyanın yetiştirdiği, kendi deyişiyle “En seviyesiz mizahçı” bugün 99 yaşında.
İşte böyle bir insanı anlatıyor “99 Yaşındaki Adam” belgeseli.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.