Ertuğrul Özkök: Sayın Vali; Başbakan Takaichi en büyük zaferini nasıl kazandı biliyor musunuz?
Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "Sayın Vali; Başbakan Takaichi en büyük zaferini nasıl kazandı biliyor musunuz?" başlıklı yazısını kaleme aldı.
10 Şubat 2026 günü saat 15.46’dan beri İstanbul Valiliğinin iki rock konseri yasaklama metnini okuyorum.
Abartmıyorum en az 5 kere okudum.
Ama metnin okuduğum bölümü yasaklama kararı değil, yasaklama gerekçesiydi.
Aynen şöyle açıklanmıştı:
“Etkinliklerin toplumsal değerlerimizle bağdaşmaması nedeniyle birçok toplum kesimi tarafından tepkiye neden olduğu tespit edilmiştir…”
İşte bu gerekçeye takıldım.
65 YILDIR ROCK MÜZİK DİNLİYORUM BENİM
BİLMEDİĞİM GRUBU “MUHBİR” BİLİYORMUŞ
Yani bunca rock uzmanlığıma; 1960’lı yıllardan beri, yani 65 yıldır rock müziğinin her grubunu izleyen biri olmama rağmen, benim bile tanımadığım iki grubu, “Toplumumuzun bazı kesimleri” tanıyormuş ve “Buna tepki duyuyormuş…”
78 yaşında bir vatandaş olarak bu ifadeye beni kimse inandıramaz.
ZEYTİNLİ YASAĞINDAN BERİ
O BİR AVUÇ MUHBİRİ BİLİYORUZ
“Tepki duyan” o toplum kesiminin kim olduğunu, Zeytinli Rock Festivali’nin yasaklandığı 2022 yılından beri gayet iyi biliyoruz.
Her kasabada, her şehirde, genç insanların bir araya gelmesine gıcık olan, üç beş kişiden ibaret, güya sivil toplum kuruluşu olduğunu iddia eden, kafa olarak İran’daki “Ahlak muhafızlarından” zerre kadar farkı olmayan, güya muhafazakar kesimler.
Neyse, ileride bunların kimler olduğunu, yazılacak binlerce kitapta okuyacağız.
İSTANBUL “NEW COOL”
SLOGANINDAN VAZ MI GEÇİYOR
Onlara değil, çeşitli kültürel etkinliklerde karşılaştığım İstanbul Valisine izah etmeyi arzuladığım birkaç gerçek var.
Sayın Vali, siz İstanbul gibi dünya metropolü bir şehrin başındasınız.
Üstelik seçilmiş belediyelerin yetkilerinin sıfıra indirildiği şu dönemde bu metropolün, savcıdan sonraki atanmış en etkili yöneticisiniz.
Bugünlerde yolunuz İstanbul Havaalanının uluslararası bölümüne düşerse, oradaki dev dijital ekranlardan birinin üzerinde yazan, “kim bulduysa helal olsun” dediğim şu Türkiye tanıtım reklamını göreceksiniz.
Üzerinde “İstanbul is the new Cool” yazıyor.
Yani “İstanbul (dünyanın) yeni trendi…” diyor.
DÜNYADA “YENİ COOL”
ROCK VE POP KONSERLERİ
Covid sonrasında konserler artık dünya metropollerinin insanlarını en fazla bir araya getiren yeni trendi.
Coldplay, Taylor Swift, Oasis, Rolling Stones, Bruno Mars, Bruce Springsteen gibi pop ve rock sanatçı ve gruplarının konserleri inanılmaz boyutlarda insanları topluyor.
BÖYLE GİDERSE “YENİ
COOL” ATİNA OLACAK
Ama, önce bazı Anadolu kasaba ve şehirlerinde başlayan, şimdi sizin de İstanbul’da koyduğunuz yasaklar artık Türkiye’yi “Dünya konser güzergahı” olmaktan çıkarıyor.
Buna bir de son zamanlarda ölçüsü iyice kaçan içkili mekan baskınlarını eklerseniz…
İstanbul kaybedecek, kaybediyor…
Zaten hemen yanı başımızdaki Atina bu bölgenin “Gerçek New Cool’u” olma yolunda hızla ilerliyor.
Bu şehrin atanmış yöneticisi olarak bu durumu herkesten önce sizin düşünmeniz lazım.
Kurtarın lütfen kendinizi şu demode mi demode, 20’nci yüzyıldan miras “Muhafazakarlık” zihniyetinden.
Dünyada artık böyle bir “Muhafazakarlık yorumu” kalmadı.
Gülünç kalıyor artık bu hareketler.
KONSER YASAKLAMAK
NE ANLAMA GELİYOR
Hiç düşündünüz mü?
Bu devirde konser yasaklamak ne anlama geliyor?
Yasaklayınca, o grupların gençlerimizi “Zehirlemesine mani mi oluyorsunuz?”
Buna inanıyor musunuz…
O zaman Zorlu Merkez’de en fazla 3 bin kişinin izlemesine mani olduğunuz o iki grubu sadece Spotify’da kaç kişinin dinlediğini söyleyeyim size.
3 BİN KİŞİYE YASAKLANAN
GRUBU KAÇ KİŞİ DİNLİYOR
Yasakladığınız “Slaughter To Prevail” topluluğunun sadece bir şarkısı Spotify’da 73 milyon defa dinlendi.
İlk beş şarkılarının dinlenme sayısı 150 milyon.
Yasakladığınız ikinci grup “Behemoth’un” sadece bir şarkısı Spotify’da 22 milyon defa dinlendi.
İlk 5 şarkılarının dinlenme sayısı 75 milyon civarında.
“İYİ DE SPOTİFY’DA KAÇ KİŞİ
DİNLİYOR” DİYE SORARSANIZ
İnsanlar artık müziği sadece konserlerde dinlemiyor.
Spotify, Apple Music, YouTube, radyolar, TikTok, SoundCloud, Instagram gibi küresel devasa müzik dinleme platformları var.
Artık müzik oralardan dinleniyor…
Beyoğlu’na bir çıkın, Boğaz’da Anadolu yakasında yürüyen, koşan insanların kulaklarındaki cihazlara bir bakın…
Hepsi müzik dinliyor…
Şimdi siz neyi yasaklamış oldunuz?
Nerede, nasıl yasaklatacaksınız bunların dinlenmesini…
Diyebilirsiniz ki, “Canım Spotify’da kaç Türk dinliyor?”
Aaa durun, size o zaman asıl sayıları vereyim.
STREAMİNG MÜZİK DİNLEMENİN EN HIZLA
BÜYÜDÜĞÜ ÜLKELER LİSTESİNDE 7’NCİ SIRA
Dünyanın en büyük “Eğlence verisi” takip kuruluşlarından biri olan “Luminate” 2025 yılına ait sonuçlarını geçen hafta yayınladı.
Orada 2023-2025 arası, “paralı streaming” müzik dinlemenin en hızlı büyüdüğü 10 ülkeye ait veri var.
Bakın o listenin 7’nci sırasında hangi ülkeyi göreceksiniz:
ABD
Meksika
Brezilya
Hindistan
Japonya
Almanya
TÜRKİYE
İspanya
İngiltere
Fransa
TÜRKİYE’DE BİR YILDA 5.2
MİLYAR DEFA ŞARKI DİNLENDİ
Size bir de şu rakamı vereyim.
Türkiye’de 2025 yılında Spotify, Apple Music, YouTube Music üzerinden 5.2 milyar defa şarkı dinlendi.
Bunlara radyoları, Instagram, TikTok gibi öteki mecraları da eklerseniz, 10 milyarı rahat geçer.
Şimdi söyleyin, siz konseri yasaklayarak neyi başarmış oluyorsunuz?
Bu insanların streaming platformlarında o şarkıları dinlemelerini engelleyebildiniz mi?
ASIL MESAJIM DEMODE BİR
MUHAFAZAKAR ZİHNİYETE
Şimdi AKP’lilere seslenmek istiyorum.
AKP’nin oyları yüzde 30 bandında kemikleşmiş durumda.
Seçimlerde daha da aşağı inerse hiç şaşırmayacağım, siz de şaşırmayın.
Çünkü AKP artık işte böyle demode ve insanları okuyamayan, şekilci, klişe bir “Muhafazakarlık” zihniyetine takılıp kaldı.
Küçük radikal bir “Ahlakçı” grup ve trolleri partiyi peşinden sürüklüyor.
Konser yasaklatmak tam işte bu küçük azınlığın tahakkümünden başka bir şey değil.
Valileri, kaymakamları, savcıları da etkiliyorlar.
64 YAŞINDAKİ TAKAICHI DİBE
DÜŞMÜŞ PARTİSİNİ NASIL KURTARDI
8 Şubat’tan beri artık önümüzde bir “Takaichi modeli” var.
Japonya dünyada muhafazakar, değerlerine en katı bağlı ülkelerden biri.
Orada iktidar partisi, çok uzun bir dönem iktidarda kalmanın yorgunuydu.
Bundan önceki son başbakanı yolsuzluktan istifa etmişti ve parti dibe vurmuştu.
Sonra 64 yaşında milletvekili bir kadını parti başkanlığına getirdiler.
21 Ekim 2025 günü başbakan oldu.
DAHA KOLTUĞUNA ISINMADAN
SEÇİMİ NASIL KAZANDI
Daha koltuğuna oturduktan 4 ay geçmeden, 8 Şubat 2026 günü genel seçimler yapıldı.
Onun liderliğindeki partisi parlamentodaki oyların, seçim bölgesine göre yüzde 33’ü ile 42’sini aldı.
465 sandalyeli parlamentonun 316’sını kazandı.
(Bugünlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yüklenenlere de bu rakamları okumalarını öneririm. Başkan olur olmaz girdiği ilk seçimde oyların yüzde 35’ini aldı.)
HARD ROCK GRUBU “R’Z”
HAYRANI BİR BAŞBAKAN
Nasıl oldu bu?
Çünkü gençlerin de oyunu aldı.
Kendisi amatör bir rock müzik davulcusu. Japonya’nın ünlü hard rock grubu “B’Z’e” çılgınca hayran. “Hanshin Tigers” adlı beyzbol takımının taraftarı.
Trump spor arenalarını, sahalarını kaybederken o kazandı.
Ve çok iyi bir “Manga” okuyucusu…
Yani gençlerin tutkusu olan çizgi roman ve videoların…
“BAŞBAKAN BÖYLE GİYİNİR Mİ”
DİYENE O NE CEVAP VERDİ
Onun en çarpıcı tavrını ise New York Times’ın Japonya uzmanı dün şu örnekle anlattı.
“G20 öncesinde bir milletvekili, kıyafetleri hakkında yorum yaparak daha iyi giyinmesi ve Japonya'nın en kaliteli kumaşlarını kullanması gerektiğini söyledi. İlk kadın başbakan olarak, bu sözleri, örneğin sorudaki cinsiyetçiliği kınamak (veya muhafazakarlığını ispat etmek için - ben ekledim) için kullanabilirdi. Bunun yerine, sosyal medyada şöyle dedi: "Biliyor musunuz, uluslararası toplantılara gidiyorum ve insanların bana aşağılayıcı bakmaması için en iyi kıyafetleri giymeye başlayacağım."
MUHAFAZAKARLAR
BU CEVABA NE DEDİ
Peki bu sözlerine ne tepki aldı?
Mesela muhafazakar Japonlar, “Sen bizim kıyafetlerimizi nasıl aşağılarsın” diye yüklendi mi?
Hayır…
Tam aksine “Japonya'yı tüm ihtişamıyla ve güzelliğiyle temsil etmek istediğini göstermek istediği” şeklinde yorumlandı.
KIYAFET AŞAĞILANMAZ
AMA ELEŞTİRİLEBİLİR
Bu örneği şunun için anlatıyorum.
Kıyafet takıntısı olan bir insan değilim.
İsteyen istediği gibi giyinir, hakkıdır, kendi tercihidir.
Kimseyi de kıyafeti nedeniyle küçümsemem, aşağılamam.
Aşağılamayı da doğru bulmam.
Haddim değildir…
İster muhafazakar, ister modern olsun bir insanın kıyafeti aşağılanamaz…
Ama eleştirilebilir.
Bu da hakkımdır…
ARTIK MUHAFAZAKARLIĞIN
FARKLI YORUMLARI DA VAR
Son sözüm şu olacak…
Muhafazakarlığın böyle örnekleri de var.
Yani gerektiğinde “Paradigma kırarak,” artık klişeleşmiş ve insanlar üzerinde hiç etkisi kalmamış, miadını doldurmuş muhafazakarlık gösterilerinden vazgeçilerek de büyük bir başarı hikayesi yazılabilir.
Japonya Başbakanı Takaichi’nin, partisinin 70 yıllık tarihindeki en büyük seçim zaferini kazanmasının arkasında işte böyle bir “Paradigma değişikliği” var.
MUHAFAZAKAR ŞOVLAR
DÖNEMİ KAPANDI
Unutmayın bu tür muhafazakar şovlarla yürütülen “Dindar nesil” projesi tamamen ters tepti.
Türkiye dindarlaşmadı, muhafazakarlaşmadı.
Tam aksine hızla dinden uzaklaşıyor…
O nedenle uymayın o üç beş mahalle ahlak bekçisinin ihbarına…
Bu tür muhafazakar şovların miadı doldu…
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.