Ertuğrul Özkök: Dün akşamki Kosova zaferinden 12 saat önce Arda Güler’in söyledikleri
Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "Dün akşamki Kosova zaferinden 12 saat önce Arda Güler’in söyledikleri" başlıklı yazısını kaleme aldı.
Dün akşamki Milli maçtan kafamda kalacak olan sahne 9’uncu dakikada Arda Güler’in attığı pastı.
Bu öyle bir pastı ki…
Herhalde dünyada çok az futbolcu öylesine kısacık bir anda o açıyı görür, o kararı verebilirdi.
O an anladım ki, Arda Güler artık dünyanın ilk 10’unda…

Kerem Aktürkoğlu
Tarih yazdığımız 2002’de bu çocuk daha hayatta yoktu
Maç bittiği an ise şunu düşünüyordum.
Türkiye 24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası'na gidiyor ve o yıl yani 2002 yılında bu çocuk henüz doğmamıştı.
Bizi Dünya Kupası'na götüren golü atan Kerem Aktürkoğlu ise o yıl daha 4 yaşındaydı.
2002 futbolumuzda tarihin yazıldığı bir geceydi.
Dünya üçüncüsü olarak bitirmiştik o şampiyonayı.
Dün sahaya yeni nesil bir takım ve futbol çıktı
Dün Kosova’ya giden 23 milli futbolcumuzun yaşlarına baktım.
(*) KALECİLERİMİZ
Altay Bayındır… 28
Mert Günok … 37
Uğurcan Çakır… 30
(*) DEFANS OYUNCULARIMIZ
Abdülkerim Bardakcı… 31
Eren Elmalı… 25
Ferdi Kadıoğlu… 26
Mert Müldür… 27
Ozan Kabak…26
Samet Akaydın… 31
(*) ORTA SAHA OYUNCULARIMIZ
Atakan Karazor… 29
Hakan Çalhanoğlu… 32
İsmail Yüksek… 27
Kaan Ayhan… 31
Orkun Kökçü… 25
Salih Özcan… 28
(*) FORVET OYUNCULARIMIZ
Arda Güler… 21
Barış Alper Yılmaz… 26
Deniz Gül…21
İrfan Can Kahveci… 31
Kenan Yıldız… 21
Kerem Aktürkoğlu… 28
Yunus Akgün… 25
Yani Dünya Kupası'na katıldığımız o yıl iki futbolcumuz henüz doğmamıştı.
2002 takımımızın futbolcuları, akıllı telefonu ve AI’ı bilmiyordu
Üç futbolcumuz henüz 1 yaşındaydı.
Üç futbolcumuz daha 2 yaşındaydı.
Yani neredeyse üçüncü nesil sahaya çıkıyordu.
En önemlisi 2002’de sahaya çıkan oyuncularımız akıllı telefonu bilmiyordu.
Hayatlarında ChatGBT yoktu.
Maçı birlikte seyrettiğim kız torunumun futbol bilgisi
Dünya Kupası’na götüren maçı torunum Zeynep Saatçi ile birlikte seyrettim.
Zeynep Fenerbahçe Genç 1907 Derneğinin Yönetim Kurulunda.
Maç sırasında yaptığı yorumlar beni hayretler içinde bıraktı.
Hiç abartmadan söylüyorum, televizyon kanallarında gördüğüm bir çok yorumcudan çok daha uzman bir yorumcuyla seyrettim maçı.
Futbolda da bir nesil farkı var ve o fark işte bu.
Sahada oynayan oyuncularımızın çoğu torunumla aynı yaştaydı.
Anladım ki ikimiz de aynı maçı seyrediyoruz ama gördüğümüz maç aynı değildi.
Düşünün torunum Zeynep sahadaki Arda Güler’den 4 yaş büyük.
Yani dün gece maçı seyreden de farklı bir nesildi…
Maçtan 12 saat önce Arda Güler’den okuduğum sözler
Dünkü maçı izlemeye otururken, aklımda o sabah okuduğum bir mülakat vardı.
Ekonomim Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar, Arda Güler’le konuşmuş.
Benim için önemi şuydu.
Arda ilk defa bir ekonomi gazetecisi ile konuşuyordu.
CoinTR şirketi ile “Arda Güler ve Rüya Takımı” adlı bir proje için anlaşmış.
O çerçevede Vahap Munyar’la konuşuyor.
Eleştiriler Arda Güler’i nasıl etkiliyor?
Mülakatta en çok ilgimi çeken bölüm şu oldu.
Son zamanlarda İspanyol basınında kendisine yönelik bazı eleştiriler çıkıyor.
Vahap bu eleştirilerin kendisini nasıl etkilediğini sormuş.
Arda’nın verdiği cevap şuydu:
“Futbolda inişler çıkışlar yaşayabiliyoruz. Grafik hep yukarı yönlü olmayabiliyor. İnişlerin olduğu dönemlerde eleştiriler gündeme geliyor. Eleştiriler de bu işin bir parçası. Eleştirileri elbette dikkate alıyorum ama sahada beni olumsuz etkilememesi için de dikkat ediyorum.”
Bana göre Arda Güler psikolojik eğitimini tamamlamış
Bazılarınıza sıradan gibi görünecek bu cümleler benim için çok önemliydi.
Çünkü iki yıl önce Avrupa Şampiyonası'ndan sonra Arda Güler’i eleştiren bir yazı yazmıştım.
Çok asabi halleri vardı.
“Psikolojik destek alması gerektiğini” yazmıştım.
Dün bu cevabı okuyunca anladım ki Arda bu iki yıl içinde kendini iyi bir psikolojik eğitimden geçirmiş.
Dün akşam maç bittiğinde kendi kendime şunu dedim.
Arda Güler’in asıl büyük dönemi şimdi başlıyor…
Bu takımın yarısı küresel dünyanın çocukları
2002 rüya takımımız bir nesil takımıydı.
Fatih Terim Hoca’nın Anadolu şehirlerinden topladığı çocuklardan oluşan bir takımdı.
Şimdiyse yüzde 50’si yurt dışında doğmuş veya yurt dışında çok önemli takımlarda oynayan çocuklar.
Arda Güler (Real Madrid)
Kenan Yıldız (Juventus)
Hakan Çalhanoğlu (Inter)
Orkun Kökçü (Benfica)
Salih Özcan (Dortmund)
Ozan Kabak (Hoffenheim)
Altay Bayındır (Manchester United)
Yani çoğunluğu yurt dışında küresel liglerde oynayan futbolcular bunlar.

Şenol Güneş
O nesil Şenol Güneş’le başardıysa bu nesil de Montella ile başarır
2002 takımımız Şenol Güneş hocanın yönetiminde o tarihi başarıyı elde etmişse…
Montella yönetiminde bu Milli takımdan da çok iyi bir sonuç beklememiz hiç de hayal değil.
Biz buna benzer bir keyfi kadın milli voleybolcularımızın dünya şampiyonluğunda yaşamıştık.
Kadın voleybolcularımızla soyunma odası oyun havası farkı
Kadın voleybolcularımız ve erkek futbolcularımız aynı nesilden.
Soyunma odası coşkuları da aynı.
Kadın Milli Voleybol takımımız gibi Kosova zaferini kazanan milli takımımızın oyuncuları da soyunma odasında oyun havası ile kutluyordu.
Tek farkları kız voleybolcularımız Erik Dalı türküsüyle oynuyordu.
Erkek milli takımımız ise tam çıkaramadığım ama Ankara misketine benzeyen bir şarkı ile dans ediyordu.
En coşkulu dans edenlerin başında ise Arda Güler vardı.
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.