Ertuğrul Özkök: Cem Yılmaz ve Kenan Doğulu önceki gece Otizm Vakfına kaç TL bağış yaptı?
Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "Cem Yılmaz ve Kenan Doğulu önceki gece Otizm Vakfına kaç TL bağış yaptı?" başlıklı yazısını kaleme aldı.
Üç hafta boyunca Marakeş, Los Angeles ve Londra’da dolaşıp yurda döner dönmez önceki akşam çok önem verdiğim bir davete katıldım.
“Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı’nın” galasıydı katıldığım davet.
Daha davetin başında öyle bir rakam açıklandı ki, hayretler içinde kaldım.
Bunu birazdan size anlatacağım.
Ama size önce Peninsula Otel’in balo salonunda yapılan galanın havasını anlatayım.
Meğer balo salonunun arkasında devasa bir sahnesi varmış.
Orada Kenan Doğulu bir konser verdi.

CEM İSTANBUL’UN “CREME DE LA CREME’İNİ”
GÖRÜNCE HANGİ FÖN ESPRİSİNİ PATLATTI
Gecenin başındaki bağış kampanyasının moderatörlüğünü Cem Yılmaz ve Jülide Ateş yaptı.
Cem böyle işlerde ne kadar başarılı olduğunu bir kere daha gösterdi.
Türkiye’nin “Creme de la Creme’i” sayılacak bir davetli vardı salonda.
Şirketler yardım için masa satın almışlar. Bizleri de onlar davet etti.
İstanbul’da epeydir böyle bir kalabalık görmedim.
Nitekim Cem de bu kalabalığı görünce, bağış seansını şahane bir espri ile başlattı:
“Salonda gördüğümüz fönlere harcanan para ile ne kadar bağış yapılırdı acaba?”
Mizah böyle bir şeydir işte…
Kaliteli yapılınca herkes güler ve bir anda hava yumuşar.

PARALI ŞOV OLMADIĞI İÇİN
SPOIL YAPMA TEHLİKESİ YOK
Sahnede dev bir dijital ekran vardı.
Üzerinde de bir Türkiye haritası.
Bağışlanan her 100 bin TL için şehirlerin üzerinde mum şeklinde bir ışık yanıyordu.
Kampanyayı Cem Yılmaz 100 bin TL ile başlattı.
Ve arkasından espriler birbiri ardına geldi.
Paralı bir şov olmadığı için, spoil yapma tehlikesi yok.
O nedenle gecenin havasını anlatmaya Cem’in esprileri ile başlayayım.
RAHMİ KOÇ’UN GECESİNDE YAPILAN
ÇEKİLİŞTE AYDIN DOĞAN’A NE ÇIKTI
Önce bir Rahmi Koç hatırası geldi.
“Rahmi Bey (Koç), kendi adını taşıyan müzede bir gece düzenlemişti. Beni de davet ettiler. Tabii Rahmi Bey’in gecesi olunca bağış da boldu. İlginç bir geceydi. Mesela hediye çekilişi yapıldı, Aydın Doğan’a televizyon çıktı. Yani geceye katılanları ve yapılan bağışları siz buradan anlayın.”
İkinci anekdot da o geceden.
RAHMİ BEY’İN HEDİYE ETTİĞİ SAATİ
EVİMİN EN MUTENA KÖŞESİNE KOYDUM.
“Rahmi Bey bana bir saat hediye etti. Öyle kolumdaki gibi bir saat değil. Rahmi Bey’in hediyesi olunca ne yapılır, evin en mutena köşesine konur. Ben de öyle yaptım. Bir çekmeceye koydum…”
Bu arada Jülide’ye dönüp soruyor:
“Benim 100 bin TL yerine ulaştı mı?”
O ana kadar 32 mum ışığı yanmış.
Sonra sıra en ilginç hikâyeye geldi.
BEN 100 BİN VERDİM DEYİNCE KENAN
“BENDEN DE 100 BİN FİDAN” DEDİ VE…
TEMA Vakfı için bir yardım gecesindelermiş. Gerisini Cem anlatıyor:
“Bir tuğla da sen koy. Ben koyuyorum, sen de koy türünden bir kampanya yapıyorduk. Tabii TEMA olunca ne yapacağız? Fidan dikilecek… Bir fidan için 1000 TL bağış yapıyorsunuz. Sonra siz de birine çağrı yapıp, ‘Ben koydum şimdi sen de koy’ diyorsunuz. Ben 100 fidan karşılığı 100 bin TL koydum. Sonra Kenan Doğulu’yu aradım, ‘Sen de koy’ dedim.
KENAN FİDAN DİKECEĞİZ
HATIRA ORMANI KURMAYACAĞIZ
“Doğal olarak, ‘Sen ne kadar koydun’ diye sordu. Ben de ‘100 bin’ dedim. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Kenan sosyal medyacı. Anında sosyal medyadan paylaşım yaptı: ‘Benden de 100 bin fidan…’
Paylaşımı gördüğüm an ‘Eyvah’ dedim, ‘Yanlış anladı…’ Ben 100 bin TL demiştim, o 100 fidan anlamış. Bu hesapla 10 milyon TL verecek… Hemen aradım ‘Sil bu paylaşımı’ diyecektim. Durumu anladı ama ‘Ne yapalım, ağzımızdan çıktı bir kere’ dedi. Ama ağzından çıkan ses titriyordu. Neyse ki vakıftakiler de anladı ve düzelttiler.”
KENAN DOĞULU’DAN EN
FAVORİ ŞARKIMI İSTEDİM
Sonra sahneye Kenan Doğulu geldi.
Türkiye’yi çok iyi bilen bir sanatçı. Öyle bir repertuvar hazırlamış ki, iki saate yakın hep birlikte söyledik.
Orkestrası çok iyiydi. Dijital efektler olağanüstüydü. Özellikle sis duvarı efekti mükemmeldi.
Beni kırmadı ve geçen yıl Selami Şahin Şarkıları albümünde söylediği “Seninle Başım Dertte’yi” de söyledi.
Şahane söylüyor bu şarkıyı.

“ELLERİMDE ÇİÇEKLER’İ” SÖYLERKEN ARKAYA YANSITILAN GÖRÜNTÜ BENİ AĞLATTI
Ama en güzel sürprizi sona bıraktı.
En bilinen şarkıları sadece piyano eşliğinde söyledi.
“Kurşun Adres Sormaz ki”, “Pamuk”, “Aşkım Aşkım”…
“Ellerimde Çiçekler’i” söylerken arkadaki ekrana rahmetli İlhan Şeşen’in çok güzel bir portresi yansıtıldı.
İşte o an gözyaşlarımı tutamadım.
O söylerken eşi Beren Saat de bizim masadaydı.
Ve çok güzeldi…

Şelale Kadak, Ertuğrul Özkök, Suzan Sabancı, Beren Saat
SAHNEDEKİ ÜÇ İNSAN
BU GECEDEN PARA ALDI MI
Şimdi başlıkta sorduğum soruya geleyim.
Sahnedeki üç kişi bu geceden para aldı mı?
Ne Jülide Ateş, ne Cem Yılmaz, ne de Kenan Doğulu para aldı.
Sadece müzisyenler ve sahnedeki ses ve ışık düzeni için para ödendi.
Peki bu insanlar ne kadar bağış yaptı?
Bence en büyük bağışı…
Sahnedeki varlıkları en büyük bağıştı.
Ve üçü de bu görevi çok içten gelerek, çok gönüllü yaptılar.
Tabii bu gecenin gizli kahramanları da vardı.
Ana sponsorlar.
Davetiyenin üzerinde adları vardı. Bir ara ekrana da yansıtıldı:
Suzan Sabancı, Kahve Dünyası, Fer Mas, MESA, Zurich…
MASADA KONUŞULAN
AKBANK’LA İLGİLİ HABER
Bu kadar iş insanı olur da iş dünyası haberi olmaz mı?
Biraz da ekonomi gazeteciliği yapayım.
Suzan Sabancı o akşam çok keyifliydi.
Çünkü bir gün önce Akbank’ın genel kurulu yapılmış ve yönetim kuruluna 3 yeni kadın üye katılmış.
Böylece yönetim kurulundaki kadın üye sayısı 4’e çıkmış.
Yani yönetim kurulu üyelerinin yüzde 40’ı kadınlar.
AKBANK BIST 30’DA BİR
İLKİ GERÇEKLEŞTİRDİ
Bir araştırma yaptım. BIST 30’da (İstanbul Borsası’nda en yüksek işlem gören 30 şirket) yönetim kurulundaki kadın üye sayısı yüzde 40’ı geçen ilk şirket Akbank oldu.
Sadece BIST değil.
Silikon Vadisi’nin dev teknoloji şirketlerinde, Wall Street’in dev finansal şirketlerinde de böyle bir durum yok.
OTİZM HASTALIK MI?
TEDAVİSİ VAR MI
Şimdi gelelim gecenin asıl konusuna…
Yani otizme…
Önce şunu söyleyeyim.
Otizm bir hastalık değil. Bir “farklılık spektrumu…”
Otistik çocuklar çevrelerindeki objeleri, olup biteni farklı görüyor, farklı algılıyor. Dolayısıyla tepkileri de farklı oluyor.
Tedavisi yok. Ama eğitimi var.
HER 32 ÇOCUKTAN 1’İ OTİSTİK.
BU SAYI BİRDEN Mİ ARTTI
Vakfın Başkanı Mine Narin o şaşırtıcı rakamı verdi:
“Bugün Türkiye’de her 32 çocuktan 1’i otistik…”
Bundan iki üç yıl öncesine kadar şunu biliyordum.
Her 250 çocuktan 1’i otistikti. Bu sayı çok mu arttı?
Hayır, artan sayı değil, farkındalık.
Artık aileler çok bilinçli ve alarmda.
O nedenle sayı artmadığı hâlde, teşhis konulan çocuk sayısı artıyor.
Hatta bazı çocuklar vakfa kendileri başvurup otistik olup olmadıklarını soruyorlarmış.
ÇOĞU İNSAN OTİZMİ RAIN MAN; BENSE
“TEMPLE GRADIN” FİLMİNDEN ÖĞRENDİM
Bu yıl vakfın kuruluşunun 23’üncü yılı. 2,8 milyon kişiye ulaşılmış.
725 özel sınıf açılmış. 55 bin eğitimci ve aileyle ilişki kurulmuş.
Türkiye otizmi bir anlamda “Rain Man” (Yağmur Adam) filmiyle öğrendi.
Ama ben otizmin ne olduğunu “Temple Grandin” filmiyle öğrendim.
Gerçek bir hayat hikâyesinden yapılmış bu film.
Temple Grandin adlı otistik bir kız çocuğunun gerçek hayatı.
ÇİFTLİKTEKİ BÜYÜKBAŞ HAYVANLARIN
STRESİNİ BİR TEK O GÖRDÜ VE ÇARESİNİ BULDU
Okuyor, mühendis oluyor.
Sonra tamamen maço erkeklerin çalıştığı bir büyükbaş hayvan çiftliğinde iş buluyor.
Durmadan sürü hâlindeki hayvanların davranışlarını gözlemliyor. Hayvanlar ilaçlı havuzlara götürülürken çok stresli oluyorlar ve bazıları havuzda boğuluyor.
HAYVANLARI RAHATLATMAK İÇİN BULDUĞU
DÜZENEĞE “SARILMA MAKİNESİ” DEDİ
Temple Grandin sürünün hareketlerini çok farklı gördüğü ve algıladığı için streslerinin nedenlerini buluyor ve onları daha rahat havuza götürecek bir mekanizma kuruyor.
Bu mekanizma bugün “Hug Machine” olarak biliniyor.
Yani “sarılma, kucaklama makinesi.”
Seyrettiğimde “Demek ki otizmin farklı bir fiziği ve matematiği var” demiştim kendi kendime.
ORADAN İSTANBUL’UN EN GÜZEL
GECE MANZARASINA GEÇTİK
Çok güzel bir geceydi.
Salondan ayrılırken saat gece yarısını bulmuştu.
Oradan iş insanı Erol ve Rana Tabanca’nın tam karşıda açtığı “Hovagimyan Otel ve Süitleri’nin teras katındaki Lounge’a gittik.
Bu tasarım otele ikinci defa geliyorum.
Bana göre burası İstanbul’da en güzel gece manzarasına sahip yerlerden biri; buranın terasındaki lounge.
Neredeyse 360 derece harika bir görüntüsü var.
Sohbet orada devam etti.
ORTA DOĞU DENEN FELAKET
COĞRAFYASINDA BİR VAHA
Ayrılırken saat 02’ye geliyordu…
Bir kere daha şunu anladım.
Bir kötülük ve felaket coğrafyası hâline gelen şu Orta Doğu’da bir avuç sanatçı ve birkaç iyi insan, bize bir gecelik de olsa güzel vahalar veriyor.
İyi ki varlar.
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.