Ertuğrul Özkök: Bugünlerde gece yolda dev bir tavşana rastlarsanız bilin ki gemi su alıyor

Ertuğrul Özkök: Bugünlerde gece yolda dev bir tavşana rastlarsanız bilin ki gemi su alıyor

Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "Bugünlerde gece yolda dev bir tavşana rastlarsanız bilin ki gemi su alıyor" başlıklı yazısını kaleme aldı.

Anlatacağım, yaşanmış gerçek bir olay.

Anlatan da bir Türk bilim kadını…

İsveç’te başına gelmiş.

Doktoraya başladığı günlerin birinde, gece geç vakit evine giderken, yolda  karşıdan karşıya geçen devasa bir tavşan görmüş.

Ama gerçekten devasa bir tavşan.

0db1558b-b70b-44ba-a3db-12789774c71c.jpg

ÇOK UYKUSUZ VE YORGUNDUM

ACABA HAYAL Mİ GÖRDÜM

 

“Uykusuz ve yorgun olduğum için gözlerimin bana bir oyun oynadığını düşündüm” diyor.

O gece hafif sarsılmış ama üzerinde durmamış.

Ancak…

Birkaç gece sonra aynı tavşanı yeniden görmüş.

Sonra bir daha…

O gecelerdeki ruh halini şöyle anlatıyor:

“İçimde tuhaf bir kaygı büyüdü. Acaba akli melekelerimi mi kaybediyordum? Kimseye bahsetmedim. Henüz yeni tanıştığım arkadaşlarım beni deli sanmasınlar diye sustum.”

 

BİR GÜN İŞYERİMDEKİ BİR

ARKADAŞIMA BUNU ANLATTIM

 

Sonra nihayet bir gün çalıştığı yerdeki arkadaşlarından birine açılmış “Eve gidip gelirken yolda dev bir tavşana rastlıyorum” demiş.

Arkadaşı dinlemiş ve gayet sakin bir sesle şunu söylemiş:

“Ha o epey bir süredir şehre dadanan bir yaban tavşanı…”

Son yıllarda hem Türkiye’de, hem de dünyada okuduğum en ilginç ekonomi kitaplarından biri işte bu satırlarla  başlıyor.

Dev bir tavşan hikayesi ile…

 

O AN AKLIMA LEWIS CAROLL’UN “ALİS

HARİKAL AR DİYARINDA” KİTABI GELDİ

 

Daha o satırlara ilk başladığımda aklıma “White Rabbit” geldi.

Lewis Caroll’un “Alis Harikalar Diyarı’nda” romanındaki  "Beyaz Tavşan” yani.

Ben hayat boyu iki tavşanın hayranı olarak yaşadım.

Bu “Beyaz Tavşan” ve bir de “Buggs Bunny…”

Geçenlerde Beatles üyesi Paul McCartney’in “Lyrics” adı hatıra kitabını okudum.

O da Lewis Caroll hayranıymış.

 

BEN YOLDA SADECE GAZETECİLER VE  

MÜZİSYENLER TAVŞAN GÖRÜR SANIYORDUM

 

Ondan önce Vanity Fair dergisinin 24 yıl genel yayın yönetmenliğini yapmış Graydon Carter’ın hatıra kitabını okumuştum.

O da Lewis Caroll ve Beyaz Taşan hayranıydı…

Sadece gazeteciler ve müzisyenler yolda tavşan görür sanıyordum, meğer ekonomistlerin de böyle bir tavşanı varmış.

Peki bir ekonomi kitabı niye bu tavşan hikayesi ile başlıyor?

 

YOLDA GÖRDÜĞÜM O DEV TAVŞAN

GERÇEKTEN DEV BİR TAVŞANMIŞ

 

İki hafta önce yayınlanan “”Herkes Biliyor Geminin Su Aldığını” adlı harika kitabın yazarı Özge Öner bunu şöyle açıklıyor:

“Meğer ben delirmemişim. Gördüğüm gerçekten bir tavşanmış. Aslında bir iktisatçının vaziyeti de işte aynen budur…”

Zaten kitabının adı da tam bunu anlatıyor:

“Herkes Biliyor Geminin Su Aldığını…”

Leonard Cohen’in o hepimizin bildiği , “Everybody Knows” şarkısının sözlerinden alıntı bu cümle de hepimize aynı hikayeyi anlatıyor.

“Gece yarısı yolda gördüğümüz dev tavşan, gerçekten de bir dev tavşandır.”

24cdf679-45a0-48f9-9af3-3b9ad254b0a2.jpg

SU ALAN GEMİDEKİ TAVŞANI BİZ DE

GÖRÜYORUZ KAPTAN DA GÖRÜYOR

 

Ve millet olarak hepimizin bindiği bu gemi su alıyor…

Hepimiz görüyoruz, ama belki de ilk defa birisi bize bir kitabın kapağından bu dev tavşanı anlatıyor.

Hayır delirmiyoruz. Gemi gerçekten su alıyor…”

Özge Öner bu girişten itibaren bize Türkiye’nin durumunu çok renkli, çok yaratıcı ve çok rahat okunan bir dille anlatıyor.

acf78d85-e103-4544-a1cd-2496b0b38bb5.jpg


MAHALLESİZ BİR YAZARIN

DAHA KAPIDA KIRDIĞI PUT

 

O da benim gibi “Mahallesiz” bir yazar.

Yani iktidar veya muhalefet etiketlerini reddediyor.

Bunu da Cemil Meriç’in şu sözü ile anlatıyor:

“İdeolojiler, idrakımıza giydirilen deli gömlekleridir…”

Hangi inançtan olursa olsun ideolojiler, ideolojileşmiş inançlar…

Daha girişte Türkiye’nin belki de 75 yıllık çok partili hayatının büyük bir putunu kırıyor.

“Mevzu ekonomi değil” diyor.

Veya sadece ekonomi değil.

Rahmetli Demirel’in “Tencere dolmayınca, sandık da boşalır” inancının Türkiye’nin son 10 yılında diye geçersiz olduğunu anlatıyor bize.

dbfa9c15-a5ee-486c-9e6a-4c474903daa1.jpg

 

ERDOĞAN’IN KAŞIKLA DEĞİL

KEPÇEYLE OY TOPLADIĞI İLLER

 

“Kahvede oturana, işi olmayana sosyal yardım” diyeceksiniz…

“Hayır bu sosyal yardım AKP’nin 27 milyon oyunu açıklamıyor” diyor.

Aynen şöyle diyor:

“Erdoğan’ın oylarını kaşıkla değil kepçeyle topladığı şehirlerin azımsanamayacak bir kısmında refah düzeyinin muhalif bloka oy veren illerden fersah fersah geride olduğunu detaylı bir istatistiğe gerek kalmadan ilk bakışta görebilirsiniz.”

Evet gemi fena halde su alıyor…Ama durum da böyle…

 

KARŞIMIZDAKİ MESELE BİR EKONOMİK

KIRILGANLIK DEĞİL FİKRİ BİR ÇÖKÜŞTÜR

 

Öyleyse ne anlama geliyor bu:

Aynen aktarıyorum:

“Karşımızda duran tablo, yalnızca bir ekonomik kırılganlık, bir siyasi gerilim ya da kurumsal aşınma meselesi değil, doğrudan doğruya fikri bir çöküş meselesidir. “

Çok tehlikeli ve karamsar bir teşhis bu…

Yani diyor ki, “Su alan sadece ekonomi değil…

 

HUKUKSUZLUK BİR EPİDEMİYE

DÖNÜŞMÜŞ VAZİYETTE

 

Ne öyleyse geminin başka su alan yerleri:

“Türkiye’nin ekonomik sorunları sadece kötü ekonomi yönetiminin bir sonucu değil, kötü yönetimin sistematik hale getirdiği bir güven krizinin yansımasıdır. Biz bu güven krizinin en somut halini hukuksuzlukta görüyoruz bugün. Ekonomi, hukuk varsa çalışır. O yüzden döviz kuru, faiz oranı, enflasyon gibi göstergeler sadece semptom aslında. Asıl hastalık, bir epidemiye dönüşmüş vaziyetteki hukuksuzluk. Hukuk olmadan ekonomi inşa edemezsiniz.”

 

BAK CÜNEYT BEY İKTİSATÇI KİMLİĞİMİ

KENARA BIRAKIP SANA ŞUNU DİYECEĞİM

 

İyi ama Erdoğan’ın bir zamanlar en etkili danışmanı olan Cüneyt Zapzu ne demişti?

“Bu sıkıntıları atlatalım, ben de yaşarsam en büyük muhalefeti hep birlikte yaparız…”

Özge Öner de “Naçizane, iktisatçı kimliğimi bir tarafa koyarak söylemek isterim ki;

“Önce ekonomiyi ayağa kaldıralım sonra demokrasiye bakarız’  bir safsatadır."

Öner bu kitabı yayıncıya teslim ettiği günlerde Cüneyt Zapsu savcılığa çağrılarak ifadesi alınıyordu.

Çok yakın tarih Özge Öner’i şimdiden haklı çıkarmıştı.

Cüneyt Zapsu, ne ekonomiyi halledebilmiş, ne de demokrasi için mücadeleye başlayabilmişti.
 

İSTANBUL’U ALAN TÜRKİYE’Yİ

ALIR AMA NASIL ALIR

 

Öyleyse…

“Popülizme” karşı yeni bir siyaset gerekir demek istiyor…

Öner, kitabının son bölümünü siyasete ayırıyor.

Artık iyice su alan bu gemiyi kim, nasıl kurtaracak?

“Sağlıklı bir zafer analizi şart” diyor ve şunu soruyor:

“İstanbul’u alan Türkiye’yi alır….Ama nasıl?”

 

BUGÜN TÜRKİYE’Yİ PARTİSİZ

BİR LİDER YÖNETİYOR

 

Önce hepimizin gördüğü ama açıkça ifade edemediği bir teşhis:

“Bugün Türkiye’yi partisiz bir lider yönetiyor…”

Öyleyse onunla kim mücadele edebilir?

Cevabı  şu:

“Onunla ancak partiler üstü bir liderin lokomotif olduğu bir tarz-ı siyaset baş edebilir…”

 

“TÜRKİYE’DEKİ BLOKLAR

İSTANBUL’DA YIKILMIŞTIR”

 

İdeoloji denen deli gömleğini sırtından çıkaracak bir liderden söz ediyor.

“Çünkü bu gömleği partilerimizin sırtından çıkarması ne mümkündür ne de faydalıdır” diyor.

Arkasından çarpıcı iki cümle daha geliyor:

“Türkiye’deki bloklar İstanbul’da yıkılmıştır…”

“CHP’nin başarısı ile Ekrem Bey’in başarısı ayrı değerlendirilmeli…”

 

İDDİAM ODUR Kİ; 2028 YOLUNDA YÜRÜYECEK

TEK MUHALİF ADAY EKREM İMAMOĞLU’DUR

 

Ve sonda geliyor kitabın en iddialı cümlesine:

“İddiam odur ki; 2028 yolunda yürümek temayülü istatistiki bir gerçeğe karşılık düşen tek muhalif aday olarak Ekrem İmamoğlu da böyle bir müstakil siyaseti temsil etmek durumundadır.”

Bu mükemmel kitap önceki ay, (2025 Ekim)  yayınlandı…

Yani,  yayınlandığı gün, “Tek lider” dediği Ekrem İmamoğlu,

8 aydır Silivri’deydi ve bütün siyasi haklarını kaybetme, riski altındaydı.

 

TÜRKİYE’NİN BUGÜNKÜ

EN BÜYÜK DİLEMMASI

 

Galiba bugün için Türkiye’nin önündeki en büyük “Demokratik dilemma budur…”

Rejimi selamete götürecek en şanslı adayın, “Muhtar bile seçilememe” riski…

Kitabı bitirdiğimde şunu çok iyi anladım.

19 Mart gerçekten çok hayati bir vuruşmuş.

Bu da 4 bin sayfalık iddianamenin tamamen siyasi bir temele oturtulmasını çok iyi açıklıyor.

Kısaca “Su alan gemide herkes her şeyi biliyor…”

 

***

 

(*) Özge Öner: “Herkes Biliyor Geminin Su Aldığını”, Doğan Kitap, Ekim 2025

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.