Ertuğrul Özkök: 63 yaşındaki Faruk amcanın çıplak selfisine ve 61 yaşındaki kadının “bam bam” dansına kaç puan?
Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "63 yaşındaki Faruk amcanın çıplak selfisine ve 61 yaşındaki kadının “bam bam” dansına kaç puan?" başlıklı yazısını kaleme aldı.
Tam cumartesi sabahı için kahvaltıda konuşulacak konu.
O gün, tanıdığınız, mesela “Faruk amca” dediğiniz birinin 63’üncü yaş gününü kutlamaya hazırlanıyorsunuz ama sabah bir bakıyorsunuz ki, o sizden önce davranmış ve kendi yaşgününü Instagram’da kutlamış.
Hem de boy aynası karşısında çektiği çırılçıplak bir selfie ile.
Üstelik bunu Instagram’da paylaşmış.

FARUK AMCA DEĞİL BİLDİĞİMİZ JESSE AMCA ÇIRIÇIPLAK
Olay gerçek.
Full House dizisinin “Jesse Amcası” John Stamos geçen çarşamba günü işte bu pozunu Instagram üzerinden paylaştı.
Paylaşım 159 bin beğeni aldı.
Vallahi 63 yaşında buna cesaret etmek ve üstelik 3 günde 159 bin beğeni almak müthiş bir şey.
ÇEVREMDE BEN DAHİL KAÇ ERKEK BUNA CÜRET EDEBİLİR?
Kendim dahil, çevremdeki erkekleri düşünüyorum.
Acaba o yaşlarda kaçımız böyle bir poz vermeye, önce “Cesaret” sonra “Cüret” edebilir?
Teorik bir soru tabii.
“Cüret” diyorum çünkü böyle bir paylaşımdan sonra, “Müstehcenlik” veya “Halkın genel ahlakına ters” hareketten soruşturma gelebilir.
O nedenle biz sadece “Cesaret edebilir” sorusu üzerinden teorik bir yolda yürüyelim.
Eyleme geçmemiş bir fikir yani.
“BENİM VÜCUDUM BÖYLE OLSA BEN DE PAYLAŞIRIM” DEDİRTECEK FİTLİKTE
Allah için adamın 63 yaşındaki vücudu rahatlıkla teşhir edilebilecek niteliklere sahip.
Ama çok ünlü bir dizide “Jesse Amca” rolüyle ün yaptıktan sonra bu pozu vermek?
Jesse Amcalığa uyar mı?..
Nasıl bir duygudur? Neyle açıklayabiliriz?
NEDİR BU DUYGU: NARSİZM Mİ, DM’DEN YÜRÜMEK Mİ YOKSA ORTA YAŞ KİRİZİ Mİ?
Instagram “Direkt Mesaj” kanalından muhtemel meraklılara bir davet mi?..
Sadece “Narsistik” bir duygu mu?..
Yoksa basbayağı “Orta yaş krizi mi?..”
Hemen şunu söyleyeyim.
Bu sadece Jesse Amca’ya özgü bir davranış değil.

“BAM BAM DANSI” 50 YAŞ ÜSTÜ KADININ DİREK DANSI MI OLDU?
Son haftalarda sosyal medyada, özellikle de Instagram’da bir şarkı ve bir dans acayip viral oldu.
Yüzlerce kadın “Jamaican Bam Bam” adlı parça ile çok güzel bir dansı yapıp paylaşıyorlar.
Hugel ve Solto ikilisinin söylediği şarkı şu an sosyal medyanın en viral dans müziği.
50’li, 60’lı, hatta 70’li yaşlarında yüzlerce kadın bu dansı yapıyor ve paylaşımlarının üzerine gururla yaşlarını da yazıyor.
Yazılar da şöyle:
“61 yaşımdayım ve bu dansı işte böyle yapıyorum…”

“50 PLUS TEYZELERİN”, “YIKILMADIK AYAKTAYIZ” MANİFESTOSU MU?
Jesse Amcaya “Amca” dediğimize göre 60 yaş üstüne de “Teyze” diyebilir miyiz?
Ben demem, sadece şunu söylerim.
Bu akımı önce genç kızlar toplu halde dans ederek başlattı.
Hakikaten çok güzel ve insanın içini açan bir koreografisi var danslarının.
Ama şimdi “50 yaş üstü kadınlar” vardiyayı aldı.
Jesse Amca sadece vücudunu göstermeye cesaret etti.
“50 plus kadınlar” ise o vücudu “in Motion” yani hareket halinde de gösteriyorlar.
Hepsinin telaffuz edilmeyen dili şunu söylüyor:
“Biz hâlâ aynı kadınlarız…”

KADIN ÖNCE 40 YAŞ SENDROMUNU AŞTI ŞİMDİ 50 VE 60’I AŞIYOR
Bu hayata asılma halleri benim çok hoşuma gidiyor.
Erkek artık 60 yaş sendromunu atıyor.
Kadınlar 10 yıl önce 40 yaş sendromundan kurtulmuştu.
Şimdi 50 ve 60 yaş sendromunu da aşıyorlar.
SADECE ZENGİNLER Mİ HÜCRENİN GENÇLİK HAFIZASINI CANLANDIRABİLİR?
Bu hafta Jesse Amca’nın çıplak selfisi ile ilgili bir gelişme daha oldu.
Dünyanın önde gelen bilim ve coğrafya dergisi National Geographic, Eylül sayısının kapağına şu konuyu aldı:
“Yaşlanmanın Sonu…”
Bu özel dosyanın ilk cümlesi şuydu:
“Bedenimizdeki her hücrenin bir gençlik hafızası vardır.”
Çok güzel ama ikinci cümle o kadar güzel değildi:
“Ve şimdi milyarder bir yeni nesil, hücrelerindeki bu hafızayı uyandırmaya çalışıyor…”
Gençlik hafızasının canlandırmanın böyle diyalektik bir sınıfsal analizi olabileceğini hiç düşünmemiştim.

SADECE MİLYARDERLER Mİ HÜCRENİN GENÇLİK HAFIZASINI CANLANDIRABİLİR?
“Hücrelerdeki gençlik hafızasını uyandırmak…”
Yani bunun için ille de milyarder mi olmak lazım?
Instagram'daki bu paylaşımlar bize bunun tersini söylüyor.
50 yaş üstü bir çok kadın ve erkek beyin hücrelerindeki bu gençlik hafızasını şimdiden uyandırmış durumda.
Öyle hiçbirinin de Silikon Vadisi ahalisinden dolar milyarderi hali yok.
Bence ortada sınıfsal değil, müesses ahlak bakımından bir sorun var.
Canlanan bu gençlik hafızasının sosyal paylaşım çağında insanı böyle bir teşhirciliğe götürmesi bazılarımıza ayıp gibi görünebilir.
Bence hiç ayıp değil…
Umarım sosyal medyada viral hale gelen bu gençlik hafızasını canlandırma akımı, bulaşıcı olur ve bütün insanlarda bu hafızayı uyandırma etkisi yaratır.
Ey dünyanın bütün 50 plus çıplak selficileri, birleşin.
Kıskanç ve haset ahlak kumkumalarından başka kaybedecek hiçbir şeyiniz yok :)
BEN, MABEL MATİZ’İN ŞARKISINDA MÜSTEHCEN BİR KELİME GÖREMEDİM
New York Times gazetesi Ağustos ayı için yeni bir kavram buldu:
“Kertenkele Yazı…”
Bu kertenkele yazında bana en çok keyif veren şarkı Mabel Matiz’in “He Leylim” şarkısı oldu.
Şarkıyı dinledim. Klibi defalarca seyrettim. Sözlerini yazılı olarak da okudum.
Kendi payıma müstehcen bir şey görmedim.
Şarkı gerçekten insana neşe veren bir müzik. Klipteki kadınlı erkekli kalabalık, elbiselerinin renkleri, dinamik çekim ile bana göre son yılların en güzel kliplerinden biri ortaya çıkmış.
Umarım savcılar da şarkıya bu gözle bakarlar.

SON 5 YILDA DİNLEDİĞİM EN İYİ ALBÜMLERDEN BİRİ MEDELLİN CARTEL’İNDEN GELDİ
Bu haftaya Karol G’nin muhteşem bir albümünü dinleyerek başladım.
Adı “No Me Arrepiento de Sentir Tanto…”
Türkçesi şu:
“Bu kadar derin hissettiğim/yaşadığım için pişman değilim…”
Hemen söyleyeyim.
Bruno Mars ve Ariana Grande’den sonra bu yıl dinlediğim en iyi albüm diyebilirim.
Karol G. Colombia’nın Medellin şehrinde doğmuş bir kız.
Yani Narkos dizisinden tanıdığım Escobar’ın şehrinden.
Albümde çok çok sevdiğim en az 4 şarkı var.
Ama 1 numara Bruno Mars’la birlikte söylediği “Still” oldu.
Madonna’nın 1980’lerdeki ilk çıkış balatlarını hatırlatan bir şarkı.
Tabi Bruno Mars o harika sesi ve tarzı ile şarkıya öyle şahane bir hava vermiş ki, insanı alıp götürüyor…
Biraz abartacağım… Çok çok çok güzel bir şarkı…
41 YIL SONRA YİNE BALMUMU KANATLA “GÖKYÜZÜNE ULAŞMAK” ŞARKISI
Albümde çok sevdiğim bir şarkı da “Maybe…”
Bad Bunny’nin Raggeton çizgisinde, ama daha müzikal…
Sözlerinde bir dize var ki, beni 1980’lere götürdü.
“Sevgilim birlikte uçmayı denedik, ama artık gökyüzüne ulaşamıyoruz” diyor.
1980’lerde en sevdiğim şarkılardan biri “Mr. Mister’ın” söylediği “Broken Wings’ti…”
“Tak şu kanatları ve uçmayı öğren” diyordu…
12 Eylül’ün travmalarını atlatmaya çalışıyorduk ve bize iyi gelmişti bu şarkı.
Aradan 41 yıl geçmiş…
Demek ki, 41 yıl önce taktığımız balmumu kanatlarla hâlâ uçmayı, gökyüzüne ulaşmayı öğrenememişiz.
Bir “Nesiller hüsranı” sanki…
Albümde çok sevdiğim öteki iki şarkı da şunlar:
“Alguien que te amaba” ve “Despues de ti.”
Bu kız çok iyi…
BU HAFTA DİNLEDİĞİM ÖTEKİ GÜZEL ŞARKILAR
Müzikte Hip Hop’un ezici hâkimiyeti zayıflıyor. Melodi tarafı güçlü şarkılar yükseliyor.
Bu hafta dinleyip çok sevdiğim öteki yeni şarkılar da şunlar:
(*) Steve Earl-Los Lobos: “Volver a Celaya”
(*) Sienna Spiro: “Material Lover” Bu kızı Şeytan Prada Giyer’in ikinci filmindeki bu şarkısı ile tanıdım. Amie Winehouse çizgisinde bir kız.
(*) Temper City: “Self Aware” (Rock sevenlere)
(*) Jamel: “Tu piu love” (Hatanın AI destekli şarkısı) Jamel’in “Come Vorrei” mixi benim için bu yazın şarkısıydı. Onu sevdiyseniz bunu da seversiniz.
(*) Zeynep Bastık, Tolga Akdoğan, Teoman :”İki Yabancı”
Evet beynimdeki müzik hücrelerinin gençlik hafızasını canlandırdığı hafta sevdiğim şarkılar bunlardı.
Size de güzel bir hafta sonu dilerim.
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.