CHP'li Tanrıkulu, öğrenci yurtlarındaki ölümleri Meclis'e taşıdı

CHP'li Tanrıkulu, öğrenci yurtlarındaki ölümleri Meclis'e taşıdı

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, devlet ve özel öğrenci yurtlarında yaşanan ölüm, intihar ve şüpheli ölüm vakalarının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. Tanrıkulu, öğrenci yurtlarındaki barınma koşulları, psikolojik destek hizmetleri, denetim mekanizmaları ve yaşam güvenliğine ilişkin eksikliklerin araştırılmasını istedi.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, öğrenci yurtlarında yaşanan şüpheli ölümleri TBMM gündemine taşıdı.

Tanrıkulu, konunun tüm yönleriyle aydınlatılması için Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. Önergenin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Son dönemde kamuoyuna yansıyan yükseköğrenim öğrencilerinin kaldıkları devlet ve özel yurtlarda meydana gelen ölüm, intihar ve şüpheli ölüm vakalarının yükseköğretim barınma sisteminin yapısal sorunlarının, psikolojik destek hizmetlerinin yeterliliğinin, denetim mekanizmalarının, cemaat ve vakıf yurtlarının faaliyetlerinin, öğrencilerin barınma hakkının ve yaşam güvenliğinin bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

"ŞÜPHELİ ÖLÜMLER KAMUOYUNDA KAYGI YARATIYOR”

Barınma hakkı, eğitim hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Devlet, yalnızca öğrencilerin öğrenim görebileceği fiziki ortamları oluşturmakla değil, aynı zamanda onların yaşam hakkını, ruh sağlığını, güvenliğini ve insan onuruna yakışır koşullarda barınmasını güvence altına almakla yükümlüdür. Ancak son yıllarda üniversite öğrencilerinin kaldıkları kamu ve özel yurtlarda meydana gelen ölüm ve intihar vakalarındaki artış kamuoyunda ciddi kaygılar yaratmaktadır. Son günlerde; Zonguldak'ta Üniversite Öğrencisi Tuğçenaz Demirelöz Mardin'de Muhammed B.G., Burdur'da Zehra Kaçar, Kırklareli'nde Halil İbrahim Gökşen, İzmir'de Zeynep Dicle Çalışır başta olmak üzere çok sayıda öğrenci kaldıkları yurtlarda yaşamını yitirmiştir. Bu vakaların önemli bir bölümü ‘şüpheli ölüm’ olarak soruşturulmakta olup bazıları intihar olarak kayıtlara geçmektedir. Ancak kamuoyunda oluşan temel soru yalnızca ölüm nedenleri değil, bu ölümlere yol açan sosyal, psikolojik ve kurumsal koşulların neden araştırılmadığıdır.

ÖLÜMLERE YOL AÇAN KOŞULLARIN ARAŞTIRILMASI İSTENDİ

Türkiye'de üniversite öğrencileri ağır ekonomik kriz, yüksek kira fiyatları, yetersiz burslar, geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı, işsizlik korkusu, psikolojik baskılar, yalnızlaşma, sosyal destek mekanizmalarının zayıflığı, akademik stres, ailelerinden uzakta yaşamaları ve barınma güvencesizliği gibi çok yönlü sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu koşulların ruh sağlığı üzerindeki etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış olmasına rağmen KYK yurtlarında psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yeterliliği kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Bugün Türkiye genelindeki yüzlerce KYK yurdunda kalan yüz binlerce öğrenci için kaç psikoloğun görev yaptığı, psikiyatri desteğine erişimin ne düzeyde olduğu, intihar risk taraması yapılıp yapılmadığı, kriz yönetim planlarının bulunup bulunmadığı, personelin psikolojik kriz eğitimi alıp almadığı, öğrencilerin düzenli psiko-sosyal izlemeye tabi tutulup tutulmadığı kamuoyu tarafından bilinmemektedir.

Image

EKONOMİK KRİZ VE GELECEK KAYGISI VURGUSU

Diğer taraftan Türkiye'de devlet yurtlarının kapasitesinin yetersizliği nedeniyle yüz binlerce öğrenci çeşitli vakıf, dernek, cemaat ve tarikat bağlantılı olduğu iddia edilen yurtlarda kalmaktadır. Geçmiş yıllarda Aladağ Öğrenci Yurdu yangını, Ensar Vakfı’nda yaşanan çocuk istismarı, çeşitli cemaat yurtlarında ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik şiddet iddiaları, baskı, mobbing ve disiplin uygulamaları kamusal denetimin yetersizliğini açık biçimde göstermiştir. Bugün de özel öğrenci yurtlarının önemli bir bölümünün hangi esaslarla denetlendiği, denetim sıklığı, personel yeterliliği, psikolojik destek hizmetleri, güvenlik standartları ve öğrenci haklarına ilişkin uygulamalar konusunda ciddi soru işaretleri bulunmaktadır. Bunun yanında kamera sistemleri, yangın güvenliği, acil müdahale prosedürleri, güvenlik personeli yeterliliği, sağlık hizmetlerine erişim, intihar önleme politikaları, psiko-sosyal risk analizleri gibi birçok konuda ulusal ölçekte standart bulunup bulunmadığı da belirsizdir. Öğrencilerin yaşam hakkını koruyacak önleyici mekanizmaların oluşturulması devletin temel yükümlülüğüdür.

"ÖLÜMLER CİDDİ BİR KAMUSAL SORUN OLARAK DEĞERLENDİRİLMEMELİ"

Anayasa'nın 2'nci maddesinde belirtilen sosyal hukuk devleti ilkesi, 5'inci maddesinde devlete yüklenen bireyin maddi ve manevi varlığını geliştirme görevi, 17'nci maddesindeki yaşam hakkı, 42'nci maddesindeki eğitim hakkı, 56'ncı maddesindeki sağlıklı yaşam hakkı devletin bu konuda etkin politika üretmesini zorunlu kılmaktadır. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını düzenleyen hükümleriyle Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi de devletlere öğrencilerin güvenli yaşam koşullarını sağlama sorumluluğu yüklemektedir. Son dönemde artan ölümler yalnızca bireysel olaylar olarak değerlendirilmemeli, yükseköğrenim barınma sisteminin, gençlik politikalarının, ruh sağlığı hizmetlerinin ve öğrenci refahı politikalarının bütüncül biçimde ele alınmasını gerektiren ciddi bir kamusal sorun olarak değerlendirilmelidir.

MECLİS ARAŞTIRMASI TALEBİ

Bu nedenle KYK yurtlarının fiziki ve idari yapısının, özel öğrenci yurtlarının denetim mekanizmalarının, vakıf ve cemaat bağlantılı yurtların faaliyetlerinin, öğrencilere sunulan psikolojik destek hizmetlerinin, intiharların nedenlerinin, öğrencilerin ekonomik sorunlarının, barınma politikalarının, öğrenci güvenliğine ilişkin uygulamaların, ölüm ve şüpheli ölüm vakalarının ortak nedenlerinin, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile YÖK arasındaki koordinasyonun, öğrenci haklarının korunmasına yönelik mevcut mevzuatın TBMM tarafından ayrıntılı biçimde araştırılması büyük önem taşımaktadır. Yaşam hakkının korunması, gençlerin güvenli eğitim ortamlarında bulunmasının sağlanması ve benzer acı olayların tekrar yaşanmaması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması zorunlu hale gelmiştir.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.