CHP Sözcüsü Faik Öztrak: Saray’ın vesayeti altındaki hakimler de anayasayı tanımıyor.
Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Milli irade, yalnız bir şahsın düşünmesi değil, Bütün millet fertlerinin arzu ve emellerinin bileşkesidir” diyor.
Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Milli irade, yalnız bir şahsın düşünmesi değil, Bütün millet fertlerinin arzu ve emellerinin bileşkesidir” diyor.
Ülkemizde millet iradesinin tecelligahı TBMM’dir. Milletin iradesini temsil eden Parlamentoların, icra organına, vatandaştan ne kadar vergi toplanacağına izin vermesi, bu vergilerin nerelere harcanacağını belirlemesi, vergilerin ve harcamaların verdiği yetkiye göre yapılıp yapılmadığını denetlemesi, “Bütçe hakkı”denir.
Bütçe hakkı, milletin seçtiği ve kendisini en geniş şekilde temsil eden parlamentolara aittir. Bu, Magna Carta’dan (1215) bu yana süre gelen 800 yılı aşkın demokrasi mücadelesinin kazanımlarından biridir. Bu nedenle, bütçelerin Meclis’e sunulmasına dair usul ve esaslar, anayasalarla düzenlenir.
Bizim Anayasamızın 151. Maddesi, “Bütçe teklifi Cumhurbaşkanı tarafından,
Mali yılbaşından en az 75 gün önce,Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulur” der.
Anayasamızın emri bu… Ancak burada da Sarayın Anayasaya uymadığı Ve TBMM’nin bütçe hakkına saygı göstermediği görülüyor.
2021 yılı Bütçe Kanun Teklifi, pazar sabahı devletin resmi haber ajansında, yarım yamalak açıklanıyor. Teklif, Meclis’in internet sayfasına ise ancak Pazartesi sabahı konulabiliyor.
Saray 3. bütçe teklifini, Meclis’e zamanında vermiyor, Anayasa’ya uymuyor.
Sonuçta, milletvekillerine bütçe üzerinde çalışmaları için Anayasayla verilen 75 günlük sürenin 24 saati Saray Hükümeti tarafından gasbediliyor. Bu yaklaşım,
Tek adam rejiminin çıkardığı Ve ülkeyi iki buçuk yılda buhrana sürükleyen “Devlet krizinin” en önemli nedenlerinden biridir.
Anayasayı tanımayan Saray’ın vesayeti altındaki hakimler de anayasayı tanımıyor.
Milleti temsil eden vekillerin hakkı, millet iradesinin tecelligahı olan TBMM’nin hukuku göz göre göre çiğneniyor. Ama biz her şeye rağmen, yeniden zuhur eden Zekeriya Öz’lere karşı adaleti savunan hakimlerin olduğuna inanıyoruz.
Değerli Basın Mensupları, 2021 Yılı Bütçe Tasarısı, Saray’ın bütçeye ne kadar özensiz yaklaştığını da ortaya koyuyor. Bu bütçe “laf olsun, torba dolsun” hesabıyla hazırlanmış. Ülkemizin içinde olduğu ekonomik buhran, nasıl Saraya uğramadıysa, bütçeye de yansımamış.
Saray gelecek yıl, siftahsız dükkan kapatan esnaftan, borca batırdığı çiftçiden, KOBİ’den işlerini ellerinden aldığı işçilerden, mutfağındaki tencereyi kaynatamayan ev kadınlarından, sayıları 13 milyon işsizlerden, “1 trilyon 58 milyar TL vergi alacağım” diyor, buna göre milletten toplanacak vergiler bir yılda yüzde 16,4 artıyor.
2021 yılında, Bu ülkede toplanacak her 5 TL’lik verginin 1 TL’si ÖTV’den gelecek.
Önümüzdeki yıl, akaryakıt ve doğal gaz kullanırken 76,5 milyar TL ÖTV ödeyeceğiz.
Araba ya da başka bir motorlu araç alırken ödeyeceğimiz ÖTV Yüzde 20 artışla 40 milyar TL’ye çıkacak.
Beyaz eşya, cep telefonu, bilgisayar alırken ödeyeceğimiz ÖTV ise yüzde 19 artarak 13,5 milyar TL olacak.
Üstüne üstlük bir de devlet, evden işe giden vatandaşa 6 milyar TL trafik cezası kesmeyi öngörüyor. Toplam cezalar ise 19 milyar TL’yi aşacak.
Liste bu şekilde uzayıp gidiyor. Peki verilen bu paralar, milletten toplanan bu vergiler nerelere gidecek?
Bu bütçeyle devlet önümüzdeki yıl 1,3 trilyon TL’den fazla harcama yapacak.
Buna göre harcamalar yüzde 11 artıyor. Bunun 180 milyar TL’si faize gidiyor. Faiz lobilerinin cebine gidecek para, 2021’de yüzde 31 artıyor.
Buna karşılık, çoğu vatandaş için yapılan hizmetlere harcanacak, faiz dışı giderlerdeki artış ise yüzde 8,5 seviyesinde kalıyor.
Vatandaşlardan toplayacakları vergi yüzde 16,5 artarken faizciye verecekleri para yüzde 31 artacak. Ama vatandaşa hizmet için harcanacak parada artış
Yüzde 8,5’te kalacak.
Yani faizcilere ödenecek paradaki artış, toplanacak vergilerdeki artışın iki katı olacak. Ama vatandaşa hizmet için yapılacak harcamalardaki artış, vergilerdeki artışın yarısı kadar olacak.
Şairin dediği gibi; "Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul, Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul, Kurt yapmaz bu taksimi kuzulara şah olsa." Aslında vatandaşa hizmet için harcanacak paranın taksimi de eşit değil.
Bu yıl yaşanan salgında vatandaşa destek yerine borç veren, IBAN numarası gönderip bağış isteyen, beş maskeyi bile parasız dağıtamayan, 40 yıl vergi veren esnafa 40 gün bakamayan,
“Yoklukta sabret” diye millete akıl veren Saray, bu yıl 30’u makam arabası, gerisi minibüs, pikap, otobüs olmak üzere toplam 47 araç alacak.
Saray’ın toplam harcamalarındaki artış oranı, faiz ödemelerindeki artışa yetişmese de pek de aşağı kalmıyor. Cumhurbaşkanlığının ödeneği, yani Sarayın mesarifi, önümüzdeki yıl yüzde 28,1 artıyor, özetle, bu bütçe faiz lobilerinin ve Saray’ın bütçesi. Vatandaşa da askıda ekmek kalıyor.
Aylardır grip aşısını konuşuyoruz. Koronavirüs salgınında, kronik hasta ve yaşlılar önemli bir risk grubu. Grip aşısı olmaları önemli… Ama ithal edilen aşı sayısı sınırlı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre saray grip aşısını karneye bağlamış hem de tele-karneye.
Aşı olmaya hak kazananlar bunu e-nabız üzerinden öğreniyor. Bunu yaparken bir risk belirleme sistemi kullanılıyorlarmış. Aşıyı ancak puanı tutanlar yaptırabilecekmiş. Ama vatandaş bu puanı nasıl tutturacağını bilmiyor.
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.