Avukat Hüseyin Ersöz'den Soner Yalçın'ın yurtdışı yasağının kaldırılmasına ilişkin değerlendirme: Aynı suç isnatları yöneltilen gazeteci sanıklar arasında yapılan ayrım, mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürür

Avukat Hüseyin Ersöz'den Soner Yalçın'ın yurtdışı yasağının kaldırılmasına ilişkin değerlendirme: Aynı suç isnatları yöneltilen gazeteci sanıklar arasında yapılan ayrım, mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürür

Avukat Hüseyin Ersöz, kamuoyunda “İBB Davası” olarak bilinen dosyada gazeteciler arasında adli kontrol tedbirleri konusunda ayrım yapıldığını belirterek, bunun mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü ve sanıklar arasında objektif kriter olmaksızın farklı muamele izlenimi yarattığını söyledi.

Avukat Hüseyin Ersöz, gazeteci Soner Yalçın'ın yargılandığı İBB dosyasında yurtdışında çıkış yasağının kaldırılmasına dair, "Kamuoyunda 'İBB Davası' olarak bilinen yargılama sürecinde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, soruşturma aşamasında haklarında adli kontrol kararları verilen sanıklar hakkındaki bu tedbirlerin devamına karar vermişti. Bu kişiler arasında Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç, Batuhan Çolak ve Soner Yalçın gibi gazeteciler de vardı. Bir yargılama sürecinde tüm sanıklar eşit haklara sahiptir. Aynı mesleği icra eden, aynı suç isnatları yöneltilen gazeteci sanıklar arasında yapılan ayrım, Mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürmesi yanında, 'objektif bir kriter olmaksızın' sanıklar arasında ayrıma gidildiği izlenimi de yaratır" dedi.

İBB davası kapsamında gözaltına alınan, savcılık ifadesi sonrası yurt dışına çıkış yasağı ile serbest bırakılan Soner Yalçın’ın adli kontrol şartı kaldırıldı. Avukat Hüseyin Ersöz konuya ilişkin olarak sosyal medyadan değerlendirmede bulundu. 

Ersöz sosyal medya paylaşımı şu şekilde:

"Kamuoyunda 'İBB Davası' olarak bilinen yargılama sürecinde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, soruşturma aşamasında haklarında adli kontrol kararları verilen sanıklar hakkındaki bu tedbirlerin devamına karar vermişti. Bu kişiler arasında Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç, Batuhan Çolak ve Soner Yalçın gibi gazeteciler de vardı. 12 Aralık 2025 tarihli bu karara yapılan itirazlar da İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmişti.

Bugün dava dosyasını incelediğimizde ise adı geçen gazetecilerden sadece Soner Yalçın hakkındaki adli kontrol tedbirinin re'sen yani bir talep olmaksızın kaldırıldığını gördük.

CMK'nın 110/4. Maddesi adli kontrol tedbirlerinin en geç 4 ay aralıklarla gözden geçirileceğini düzenlemektedir. Mahkemenin resen yaptığı inceleme 12 Aralık 2025 tarihinde gerçekleşmişti. Yani 4 aylık sürenin dolmasına oldukça uzun bir zaman var. Mahkeme Kararına baktığımızda, bir talep üzerine karar verilmediği, Mahkemenin kendiliğinden bir inceleme yaptığı, tek bir kişi yönünden dosyanın ele alındığı ve Savcılık Mütalasının dahi bulunmadığı anlaşılıyor.

Bir yargılama sürecinde tüm sanıklar eşit haklara sahiptir. Aynı mesleği icra eden, aynı suç isnatları yöneltilen gazeteci sanıklar arasında yapılan ayrım, Mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürmesi yanında, 'objektif bir kriter olmaksızın' sanıklar arasında ayrıma gidildiği izlenimi de yaratır. Tabii ki, bir gazeteci hakkındaki adli kontrol şartının kaldırılması olumlu bir durumdur. Ancak bu gazeteciyi diğerlerinden ayıran hususun ne olduğunun belirtilmesi şarttır. Bu yaklaşım Adil Yargılanma Hakkı'na da aykırı bir tutumdur.

Mahkemenin daha önce de Savcılığın mütalaası doğrultusunda bir sanığın dosyasını tefrik ettiğine (ayırdığına) şahit olmuştuk. O kişi hakkındaki dosya, kamuoyu dikkatinden uzak şekilde tek başına yürütülecek. Henüz daha yargılama başlamadan tesis edilen bu ve benzeri işlemleri Adil Yargılanma Hakkı çerçevesinde açıklayabilmenin mümkün olmadığını söylemekle yetinelim."

(Kaynak: T24)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.