ABD-Venezuela olayının ardından Çin Tayvan'a saldırır mı? 'Buna yönelik kışkırtmalar başladı
ABD’nin kendi çeperindeki Venezuela’ya saldırısının ardından dünyada da benzeri senaryoların ortaya çıkabileceği dillendiriliyor. Bu bağlamda en çok, bir süredir Tayvan çevresinde askeri tatbikatlar yapan Çin üzerinde duruluyor. Konuyla ilgili Cumhuriyet’e konuşan Dr. Barış Adıbelli, Çin’in Tayvan’a karşı kışkırtılmak istendiğini öne sürerek “İki örnek bir değil. Tayvan bağımsız bir devlet değil, böyle bir operasyon ancak iç güvenlik operasyonu olur” dedi.
ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı’nı “evinden aldırması” uluslararası hukuk açısından şok etkisi yarattı.
ABD bu adımı, Batı yarımküreyi kendi nüfuz alanı olarak gören Monroe Doktrini ile açıklarken, dünyadaki diğer büyük güçlerin benzer tutumlar takınıp takınmayacağı sorgulanmaya başladı.
En çok verilen örneklerden biri Çin-Tayvan oldu. Çin bir süredir Tayvan çevresinde askeri tatbikatlar düzenliyor.
‘ELMA İLE ARMUDU KARŞILAŞTIRMAK GİBİ OLUR’
Çin üzerine çok sayıda çalışması olan Dr. Barış Adıbelli, tartışmaları Cumhuriyet’e değerlendirdi.
ABD-Venezuela örneği ile Çin-Tayvan örneğinin benzer olmadığını savunan Adıbelli, “Bu, elma ile armudu karşılaştırmak gibi olur. Birincisi Tayvan bir ülke değil. Birleşmiş Milletler'in 1971'de almış olduğu bir karar var, ‘Tayvan Çin Halk Cumhuriyeti'nin bir parçasıdır’ diyor. İkincisi, Çin-ABD arasında 1972, 1979 ve 1982'de imzalanan üç anlaşmada da ABD, Tayvan'ı Çin'in bir parçası olarak kabul ediyor. Tayvan Birleşmiş Milletler tarafından tanınmıyor, BM'de temsil edilmiyor. Dolayısıyla uluslararası hukuk açısından Tayvan bağımsız bir devlet değil” ifadelerini kullandı.
Adıbelli bu bağlamda, Çin’in Tayvan’a yapacağı olası bir operasyonun, Hong Kong’a ya da Tibet’e yapabileceği bir iç güvenlik operasyonundan farkı olmayacağı görüşünü aktardı.
‘ÇİN’İN TAYVAN’A OPERASYON YAPACAĞINI ZANNETMİYORUM’
Peki Çin 2026 yılında böyle bir eyleme girişir mi? Adıbelli bu soruyu, “Zannetmiyorum. Çin, Tayvan için ‘Tek devlet iki sistem’ düşüncesinde. ‘Tayvan kendi sistemini yaşasın ama aynı bayrağın altında yaşayalım’ görüşünde. Bugün Hong Kong ve Makao’da böyle bir durum var. Aslında fiilen Tayvan da bunu yaşıyor. Çin, Tayvan’da ayrılıkçı bir hareket olmadığı sürece bir müdahaleye girişmez çünkü Çin, barışçıl bir birleşme istiyor” şeklinde yanıtladı.
Çin’in Tayvan’a karşı kışkırtılmak istendiğini öne süren Adıbelli, “Birileri illa da Çin Tayvan'a bir şey yapsın istiyor. 1989'daki Tiananmen öğrenci olayları gibi gelişmeler yaşansın istiyorlar. Böylece Çin’i kuşatacaklar, yaptırım ve ambargo uygulayacaklar” değerlendirmelerini yaptı.
Adıbelli öte yandan, ABD-Venezuela olayının Çin-Tayvan hattından ziyade, Çin ile Çin’e yakın bazı adalar arasındaki ilişkilere daha çok benzediğini belirterek, “Güney Çin Denizi var, Doğu Çin Denizi var. Egemenliği tartışmalı adalar var. Rusya ile, Filipinler ile, Vietnam ile karşı karşıya geldikleri bölgeler var. Hatta zorlarsam Kore’yi de bu listeye dahil edebilirim. Eğer Monroe Doktrini bağlamında geçmişe, tarihe gidilecekse Çin de çıkar der ki, ‘Nam Viet krallığını isterim’. Hindiçin bölgesi tamamen Çin'e bağlıydı, Kore Çin'e bağlıydı. Japonya bir dönem bağlıydı. ‘Bunları isterim’ der” sözlerini sarf etti.
Adıbelli, “Monroe Doktrini başından saçma. Belki 19. yüzyılda, 18. yüzyılda bunu yutturabilirdin. Ama şimdi yutulacak gibi değil. Çünkü dünya küresel bir köy haline geldi. Dünyanın bir tarafını bir tarafından yalıtamazsın. Bu mümkün değil” ifadelerini kullandı.
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.